<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Veteriner Hekimlerin Dünyası - Veteriner hekim Forum - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/</link>
		<description><![CDATA[Veteriner Hekimlerin Dünyası - Veteriner hekim Forum - http://www.veterinerhekimiz.com/forum]]></description>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 18:49:56 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[artropot slaytları]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17798</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 18:05:16 +0300</pubDate>
			<dc:creator>lacrimale</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17798</guid>
			<description><![CDATA[artropotlarla ilgili güzel bir slayt belki işinize yarar<br />
<a href="http://rapidshare.com/files/140809519/ARTROPOD_SLAYTLAR.ppt.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/140809519/AR...R.ppt.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[artropotlarla ilgili güzel bir slayt belki işinize yarar<br />
<a href="http://rapidshare.com/files/140809519/ARTROPOD_SLAYTLAR.ppt.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/140809519/AR...R.ppt.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[entomoloji preparatları]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17797</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 17:56:17 +0300</pubDate>
			<dc:creator>lacrimale</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17797</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.hizliresim.com/2008/8/28/3412.jpg" border="0" alt="[Resim: 3412.jpg&#93;" /><img src="http://www.hizliresim.com/2008/8/28/3417.jpg" border="0" alt="[Resim: 3417.jpg&#93;" /> vb<br />
<a href="http://rapidshare.com/files/140806870/Entomoloji.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/140806870/En...i.rar.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.hizliresim.com/2008/8/28/3412.jpg" border="0" alt="[Resim: 3412.jpg]" /><img src="http://www.hizliresim.com/2008/8/28/3417.jpg" border="0" alt="[Resim: 3417.jpg]" /> vb<br />
<a href="http://rapidshare.com/files/140806870/Entomoloji.rar.html" target="_blank">http://rapidshare.com/files/140806870/En...i.rar.html</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[tavuklarda KOKSİDİYOZ hastalığında önerebileceğiniz ilaçlar]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17796</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 17:40:03 +0300</pubDate>
			<dc:creator>pelincelik</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17796</guid>
			<description><![CDATA[merhaba.etlik tavuk üretimi adına tesisimiz var.tavuklarda koksidiyoz hastalığı teşhis edildi.baycox ilacı verildi tedavıye basladık tavuklar 30 günlük ve hastalık orta safhalarda.yalnız ilacın pek etkısını göremedik. önerebileceğiniz ilaçlar yada önerıler varmı ?  acil bi durum msjlarınızı beklıyorum .tşkler..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[merhaba.etlik tavuk üretimi adına tesisimiz var.tavuklarda koksidiyoz hastalığı teşhis edildi.baycox ilacı verildi tedavıye basladık tavuklar 30 günlük ve hastalık orta safhalarda.yalnız ilacın pek etkısını göremedik. önerebileceğiniz ilaçlar yada önerıler varmı ?  acil bi durum msjlarınızı beklıyorum .tşkler..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yozgat'ta şarbon hastalığı]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17792</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 15:25:45 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Murat KUTAY</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17792</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Yozgat'ta şarbon hastalığı <br />
Yozgat'ın Yerköy ilçesi Aşağıeğerci köyünde ölen 4 büyükbaş hayvandan alınan numunelerde şarbon hastalığının tespit edilmesi üzerine köy karantinaya alındı.<br />
<br />
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Yerköy ilçesinin Aşağıeğerci köyünde besicilik yapan Nurettin Aydoğdu ve Mustafa Çavuşoğlu'na ait 4 adet büyükbaş hayvanın aniden ölmesi üzerine İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleri inceleme başlattı.<br />
<br />
Ölen hayvanlardan alınan numunelerin incelenmesinin ardından hayvanların şarbon hastalığından öldükleri tespit edilince, köy karantina altına alınarak, hayvan giriş ve çıkışları yasaklandı.<br />
<br />
Tarım Müdürlüğü ekipleri, öncelikle büyükbaş hayvanlar olmak üzere köydeki tüm hayvanlara koruyucu aşı uygulamaya başlattı. <br />
<br />
<br />
 <br />
 <br />
 </span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Yozgat'ta şarbon hastalığı <br />
Yozgat'ın Yerköy ilçesi Aşağıeğerci köyünde ölen 4 büyükbaş hayvandan alınan numunelerde şarbon hastalığının tespit edilmesi üzerine köy karantinaya alındı.<br />
<br />
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Yerköy ilçesinin Aşağıeğerci köyünde besicilik yapan Nurettin Aydoğdu ve Mustafa Çavuşoğlu'na ait 4 adet büyükbaş hayvanın aniden ölmesi üzerine İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleri inceleme başlattı.<br />
<br />
Ölen hayvanlardan alınan numunelerin incelenmesinin ardından hayvanların şarbon hastalığından öldükleri tespit edilince, köy karantina altına alınarak, hayvan giriş ve çıkışları yasaklandı.<br />
<br />
Tarım Müdürlüğü ekipleri, öncelikle büyükbaş hayvanlar olmak üzere köydeki tüm hayvanlara koruyucu aşı uygulamaya başlattı. <br />
<br />
<br />
 <br />
 <br />
 </span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[kedilerde idrar yolu taşları]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17790</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:22:08 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Mahmut BABUR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17790</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.marmarisvet.com/images/stories/bobrek.jpg" border="0" alt="[Resim: bobrek.jpg&#93;" /><br />
Kedilerde ürolojik sendrom, idrar kesesi ve idrar yolu enfeksiyonları ile idrar yolu taşları ve tıklanmalarla karakterize hastalıklar grubudur. Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, özellikle 1- 5 yaş grubundaki erkek kedilerde görülmektedir!<br />
      <br />
Genel olarak görülen belirtilen kanlı ve ağrılı bir idrar ile idrar miktarında azalmadır. Tıkanmaya kristal yapıdaki elementler sebep olmakta, bunların çoğunluğunu struvit denilen taşlar oluşturmaktadır. Tıkanıklığı takiben halsizlik, iştahsızlık, kusma, sıvı kaybı ve yapılan muayenede idrar kesesinin büyümesi söz konusu olur. <br />
       <br />
<br />
Erkek kedilerde kısırlaştırmanın idrar yolu taşı oluşumuna etkisi olduğu söylenmektedir. Bunun yanında genel olarak idrar hacminin önemli bir etkisi olduğu, pH ın 6.6 dan yüksek olduğu durumlarda idrar yolu taşlarının oluşumunun  arttığı rapor edilmektedir. Magnezyum tüketiminin arttırıldığı diyetlerde yine aynı şekilde strüvit taşları görülme sıklığında bir artış olmaktadır.<br />
      <br />
İdrar yolu taşları oluşumunda yaygın tedavi yöntemi, idrar akışını aktif hale geçirmek, gerekirse sonda uygulamak, kaybedilen sıvı açısından organizmayı desteklemek ve sistemde oluşabilecek enfeksiyonu kontrol altına almaktır.<br />
     <br />
Tedavi süresince ve sonrasında idrar pH ını istenilen düzeyde tutmak tedavinin temel prensiplerinden birini oluşturur.<br />
Profesyonel içerikli mamaların içinde,struvit taşlarının oluşumunu engelleyecek özel içerik karışımları bulunmaktadır.Her fırsatta belirttiğimiz gibi,kedim beğenmiyor,ne yaptıysam ondan yemiyor!problemlerini hekiminizle beraber aşmaya çalışın!Çünkü diğerlerinde 'pahalı' olan bu mamalar;hakikaten işe yarıyor ve;kedinizin gereksiz ve yıpratıcı rahatsızlıklar geçirerek sizin üzülmeniz ve kat be kat paralar harcamanıza inanın ki değmiyor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.marmarisvet.com/images/stories/bobrek.jpg" border="0" alt="[Resim: bobrek.jpg]" /><br />
Kedilerde ürolojik sendrom, idrar kesesi ve idrar yolu enfeksiyonları ile idrar yolu taşları ve tıklanmalarla karakterize hastalıklar grubudur. Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, özellikle 1- 5 yaş grubundaki erkek kedilerde görülmektedir!<br />
      <br />
Genel olarak görülen belirtilen kanlı ve ağrılı bir idrar ile idrar miktarında azalmadır. Tıkanmaya kristal yapıdaki elementler sebep olmakta, bunların çoğunluğunu struvit denilen taşlar oluşturmaktadır. Tıkanıklığı takiben halsizlik, iştahsızlık, kusma, sıvı kaybı ve yapılan muayenede idrar kesesinin büyümesi söz konusu olur. <br />
       <br />
<br />
Erkek kedilerde kısırlaştırmanın idrar yolu taşı oluşumuna etkisi olduğu söylenmektedir. Bunun yanında genel olarak idrar hacminin önemli bir etkisi olduğu, pH ın 6.6 dan yüksek olduğu durumlarda idrar yolu taşlarının oluşumunun  arttığı rapor edilmektedir. Magnezyum tüketiminin arttırıldığı diyetlerde yine aynı şekilde strüvit taşları görülme sıklığında bir artış olmaktadır.<br />
      <br />
İdrar yolu taşları oluşumunda yaygın tedavi yöntemi, idrar akışını aktif hale geçirmek, gerekirse sonda uygulamak, kaybedilen sıvı açısından organizmayı desteklemek ve sistemde oluşabilecek enfeksiyonu kontrol altına almaktır.<br />
     <br />
Tedavi süresince ve sonrasında idrar pH ını istenilen düzeyde tutmak tedavinin temel prensiplerinden birini oluşturur.<br />
Profesyonel içerikli mamaların içinde,struvit taşlarının oluşumunu engelleyecek özel içerik karışımları bulunmaktadır.Her fırsatta belirttiğimiz gibi,kedim beğenmiyor,ne yaptıysam ondan yemiyor!problemlerini hekiminizle beraber aşmaya çalışın!Çünkü diğerlerinde 'pahalı' olan bu mamalar;hakikaten işe yarıyor ve;kedinizin gereksiz ve yıpratıcı rahatsızlıklar geçirerek sizin üzülmeniz ve kat be kat paralar harcamanıza inanın ki değmiyor...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[bazı balık hastalıkları  ve teşhis etme yöntemleri]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17789</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:20:07 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Mahmut BABUR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17789</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">Beyaz Benek Hastaligi</span><br />
	<br />
Balikta Gözle Görülebilen Beyaz noktaciklar.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Costia necatrix</span><br />
<img src="http://www.fish-helpline.co.uk/photos/sankefin2.jpg" border="0" alt="[Resim: sankefin2.jpg&#93;" />	<br />
<br />
Bazi yerleri beyaz yüzgecler birbirine yapismis.<br />
<br />
Chilodonella ( Hastalik yeri elips yada yuvarlak )<br />
<img src="http://www.jbl.de/onlinehospitaluk/perpicture/hospital_pictures/025_b.jpg" border="0" alt="[Resim: 025_b.jpg&#93;" /><br />
Tetrahymena<br />
<br />
Trichodia ( Tatli su baliklari icin )<br />
<br />
Brooklynella ( Deniz baliklari icin )<br />
	<br />
<img src="http://www.aquarticles.com/images/Salt%202.jpg" border="0" alt="[Resim: Salt%202.jpg&#93;" /><br />
Gözle görülebilen Deride kücük beyaz su kabarciklari, deri matlasmis disi baliklarda istahsizlik, kendini tasiyamamazlik.<br />
<br />
Glossatella<br />
<br />
Heteropolaria colisarum<br />
	<br />
<img src="http://boroda.aquariumi.com/krank/glossatella_heteropolaria_colisarum.jpg" border="0" alt="[Resim: glossatella_heteropolaria_colisarum.jpg&#93;" /><br />
Gözle görülebilen Deride Mantar hastaligi gibi tüylenmis yaralanmalar.<br />
<br />
Melez enfeksiyonu ( Mischinfektion )<br />
	<br />
<br />
Balikta Gözle Görülebilen Beyaz noktaciklar. Beyaz Benege benzeyen bir enfeksiyon türüdür.<br />
<br />
Mantar Hastaligi<br />
	<br />
<br />
Deride Beyaz tüylü,sarimsi,ve uzun tüyler<br />
<br />
Columnaris - Bakterien ( Columnaris Bakteri Hastaligi )<br />
	<br />
<img src="http://www.americanaquariumproducts.com/images/graphics/columnaris4.jpg" border="0" alt="[Resim: columnaris4.jpg&#93;" /><br />
Balikta beyaz dudaklar,yapismis yüzgecler,yüzgeclerin uclarinda beyazliklar.<br />
<br />
Kuyruk Erimesi (Flossenfäule)<br />
	<br />
<img src="http://www.jbl.de/onlinehospital/perpicture/hospital_pictures/004_f.jpg" border="0" alt="[Resim: 004_f.jpg&#93;" /><br />
<br />
<img src="http://www.sera.de/fileadmin/images/guidebooks/aqua/krankheiten/KRANK_FLOSSENF.jpg" border="0" alt="[Resim: KRANK_FLOSSENF.jpg&#93;" /><br />
Kuyrukta beyaz cerceve icerisinde dökülmüs kuyruk. Erimeye Baslamis, kanli Kuyruk dökülmesi.<br />
<br />
Lymphocystis Hastaligi<br />
	<br />
<img src="http://www.akvaryumculuk.biz/hastaliklar/lymphocystis-01.jpg" border="0" alt="[Resim: lymphocystis-01.jpg&#93;" /><br />
Acikca görülen 0,5 - 1 mm büyüklügünde pul kabarmasi. Özellikle Bu hastalik Bahce havuzlari Baliklari icin iyi bir ilac. Japon ve Koi Baliklari icinde ideal.<br />
<br />
Ic Hastaliklari ve Böbrekte enfeksiyon Hastaligi<br />
	<br />
<br />
Balikta Sismis,mat gözler,deride matlik,karinda sislik. Baligin ic organlarinin bakteri sonucu rahatsizligini Gösterir.<br />
<br />
Bakteri enfeksiyonu<br />
	<br />
<br />
Deri altinda beyezliklar.<br />
<br />
Oodinium Hastaligi<br />
<img src="http://www.jbl.de/onlinehospitaluk/perpicture/hospital_pictures/002_b.jpg" border="0" alt="[Resim: 002_b.jpg&#93;" />	<br />
<br />
Deride gri noktaciklar.<br />
<br />
Çapa Solucani ( Ankerwurm Larnaea )<br />
<img src="http://www.akvaryumculuk.biz/hastaliklar/ankerwurm.jpg" border="0" alt="[Resim: ankerwurm.jpg&#93;" />	<br />
<br />
Beyaz yüzgecte bulunan bir hastalik, beyazligin en uc kismi catal bicimdedir.<br />
<br />
Deri kanseri ( Karpfenlaus Argulus )<br />
	<br />
<img src="http://www.akvaryumculuk.biz/hastaliklar/karpfen.jpg" border="0" alt="[Resim: karpfen.jpg&#93;" /><br />
Deri altinda yassi form almis kanser timörleri. Noktaciklar halinde kanamalar.<br />
<br />
Erythrodermatitis Hastaligi<br />
	<br />
<img src="http://www.fish-helpline.co.uk/photos/goldfish_diease.jpg" border="0" alt="[Resim: goldfish_diease.jpg&#93;" /><br />
Beyaz bir cember icinde,kanli baligin sirt tarafinda bulunan oldukca derin bir delik.<br />
<br />
Bakteriyel Solungac hastaligi<br />
	<br />
<br />
Soluma olayi gün gectikce zorlasir,balik hava almak icin akvaryumun üst yüzeyine cikar, agiz kisimi akvaryum disinda asili kalir,yüzgecler tam kapali yada tamamiyle aciktir.<br />
<br />
Ani Su degisimlerinde yumusak su rahatsizligi<br />
	<br />
<br />
Ani su degisimlerinde baligin solungac kisimlari kizarir, bu suda bulunan zehirli madderin bir göstergesidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">Beyaz Benek Hastaligi</span><br />
	<br />
Balikta Gözle Görülebilen Beyaz noktaciklar.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;">Costia necatrix</span><br />
<img src="http://www.fish-helpline.co.uk/photos/sankefin2.jpg" border="0" alt="[Resim: sankefin2.jpg]" />	<br />
<br />
Bazi yerleri beyaz yüzgecler birbirine yapismis.<br />
<br />
Chilodonella ( Hastalik yeri elips yada yuvarlak )<br />
<img src="http://www.jbl.de/onlinehospitaluk/perpicture/hospital_pictures/025_b.jpg" border="0" alt="[Resim: 025_b.jpg]" /><br />
Tetrahymena<br />
<br />
Trichodia ( Tatli su baliklari icin )<br />
<br />
Brooklynella ( Deniz baliklari icin )<br />
	<br />
<img src="http://www.aquarticles.com/images/Salt%202.jpg" border="0" alt="[Resim: Salt%202.jpg]" /><br />
Gözle görülebilen Deride kücük beyaz su kabarciklari, deri matlasmis disi baliklarda istahsizlik, kendini tasiyamamazlik.<br />
<br />
Glossatella<br />
<br />
Heteropolaria colisarum<br />
	<br />
<img src="http://boroda.aquariumi.com/krank/glossatella_heteropolaria_colisarum.jpg" border="0" alt="[Resim: glossatella_heteropolaria_colisarum.jpg]" /><br />
Gözle görülebilen Deride Mantar hastaligi gibi tüylenmis yaralanmalar.<br />
<br />
Melez enfeksiyonu ( Mischinfektion )<br />
	<br />
<br />
Balikta Gözle Görülebilen Beyaz noktaciklar. Beyaz Benege benzeyen bir enfeksiyon türüdür.<br />
<br />
Mantar Hastaligi<br />
	<br />
<br />
Deride Beyaz tüylü,sarimsi,ve uzun tüyler<br />
<br />
Columnaris - Bakterien ( Columnaris Bakteri Hastaligi )<br />
	<br />
<img src="http://www.americanaquariumproducts.com/images/graphics/columnaris4.jpg" border="0" alt="[Resim: columnaris4.jpg]" /><br />
Balikta beyaz dudaklar,yapismis yüzgecler,yüzgeclerin uclarinda beyazliklar.<br />
<br />
Kuyruk Erimesi (Flossenfäule)<br />
	<br />
<img src="http://www.jbl.de/onlinehospital/perpicture/hospital_pictures/004_f.jpg" border="0" alt="[Resim: 004_f.jpg]" /><br />
<br />
<img src="http://www.sera.de/fileadmin/images/guidebooks/aqua/krankheiten/KRANK_FLOSSENF.jpg" border="0" alt="[Resim: KRANK_FLOSSENF.jpg]" /><br />
Kuyrukta beyaz cerceve icerisinde dökülmüs kuyruk. Erimeye Baslamis, kanli Kuyruk dökülmesi.<br />
<br />
Lymphocystis Hastaligi<br />
	<br />
<img src="http://www.akvaryumculuk.biz/hastaliklar/lymphocystis-01.jpg" border="0" alt="[Resim: lymphocystis-01.jpg]" /><br />
Acikca görülen 0,5 - 1 mm büyüklügünde pul kabarmasi. Özellikle Bu hastalik Bahce havuzlari Baliklari icin iyi bir ilac. Japon ve Koi Baliklari icinde ideal.<br />
<br />
Ic Hastaliklari ve Böbrekte enfeksiyon Hastaligi<br />
	<br />
<br />
Balikta Sismis,mat gözler,deride matlik,karinda sislik. Baligin ic organlarinin bakteri sonucu rahatsizligini Gösterir.<br />
<br />
Bakteri enfeksiyonu<br />
	<br />
<br />
Deri altinda beyezliklar.<br />
<br />
Oodinium Hastaligi<br />
<img src="http://www.jbl.de/onlinehospitaluk/perpicture/hospital_pictures/002_b.jpg" border="0" alt="[Resim: 002_b.jpg]" />	<br />
<br />
Deride gri noktaciklar.<br />
<br />
Çapa Solucani ( Ankerwurm Larnaea )<br />
<img src="http://www.akvaryumculuk.biz/hastaliklar/ankerwurm.jpg" border="0" alt="[Resim: ankerwurm.jpg]" />	<br />
<br />
Beyaz yüzgecte bulunan bir hastalik, beyazligin en uc kismi catal bicimdedir.<br />
<br />
Deri kanseri ( Karpfenlaus Argulus )<br />
	<br />
<img src="http://www.akvaryumculuk.biz/hastaliklar/karpfen.jpg" border="0" alt="[Resim: karpfen.jpg]" /><br />
Deri altinda yassi form almis kanser timörleri. Noktaciklar halinde kanamalar.<br />
<br />
Erythrodermatitis Hastaligi<br />
	<br />
<img src="http://www.fish-helpline.co.uk/photos/goldfish_diease.jpg" border="0" alt="[Resim: goldfish_diease.jpg]" /><br />
Beyaz bir cember icinde,kanli baligin sirt tarafinda bulunan oldukca derin bir delik.<br />
<br />
Bakteriyel Solungac hastaligi<br />
	<br />
<br />
Soluma olayi gün gectikce zorlasir,balik hava almak icin akvaryumun üst yüzeyine cikar, agiz kisimi akvaryum disinda asili kalir,yüzgecler tam kapali yada tamamiyle aciktir.<br />
<br />
Ani Su degisimlerinde yumusak su rahatsizligi<br />
	<br />
<br />
Ani su degisimlerinde baligin solungac kisimlari kizarir, bu suda bulunan zehirli madderin bir göstergesidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünya Süt ve Et Üretiminde Sığırın Payı]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17787</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:12:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Mahmut BABUR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17787</guid>
			<description><![CDATA[Önemli bir et ve süt üretim kaynağı olan sığır, insanlar tarafından tüketilen hayvansal proteinin yaklaşık %60&#8217;ını sağlamaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerin süt üretimlerinin hemen tek kaynağı sığırdır. Ancak gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde koyun, keçi ve manda süt üretimi bakımından önemlerin korumaktadırlar.<br />
<br />
Dünya et üretiminin %38.8&#8217;i sığırdan elde edilmektedir. Güney Amerika&#8217;nın kırmızı et üretiminde sığırın payı %76.5 iken Avrupa&#8217;da bu oran %10.3&#8217; tür. Görüldüğü gibi sığırın dünya kırmızı et üretimindeki payı süt üretimindeki payı kadar büyük değildir. Bunda, halkı müslüman olmayan ülkelerde, üreme gücü yüksek olan domuzun önemli bir et üretim kaynağı olmasının payı büyüktür. Buna rağmen bazı alanları değerlendirmede sığırın üstünlüğü yanında sığır etinin diğer kırmızı etlere göre daha yağsız olması ve süt üretimi esnasında doğal olarak et üretilebilecek hayvanların elde edilmesi, sığır eti üretiminin önemini korumasını sağlamaktadır.<br />
<br />
Son on yılda dünya kırmızı et üretiminde sığırın payı %41 den %28.8&#8217;e inmiştir. Bu düşüş sığır eti üretimindeki azalmadan kaynaklanmaz. Çünkü aynı dönemde dünya sığır eti üretimi 45.1 milyon tondan 51.2 milyon tona yükselmiştir. Bu artış her kıtaya aynı şekilde yansımamaktadır.<br />
<br />
Bu noktada ilginç olan; artışın yüksek olduğu alanlarda nüfus artış hızının düşük, buna karşılık üretim artışının düşük olduğu alanlarda da nüfusun hızla artıyor olmasıdır. Bu durum doğal olarak, nüfus artış hızı yüksek olan yörelerde kişi başına tüketimin çok az artmasına veya sabit kalmasına hatta yer yer de azalmasına sebep olmaktadır. <br />
Süt Üretimi <br />
Önemli bir hayvansal besin olan sütün üretiminde sığırların önemli bir payı vardır. Daha önce de belirtildiği gibi ülkedeki genel gelişmeye paralel olarak süt üretiminde sığırın payı artmaktadır ve bazı gelişmiş ülkelerde hemen hemen tek süt üretim kaynağı sığırdır. Gelişme sürecinde önemli sayılabilecek aşamalar yapmakta olan Türkiye&#8217;de de süt üretiminde sığırların payı gittikçe artmaktadır. Türkiye&#8217;de 1991 yılı süt üretimi yaklaşık 9.6 milyon tondur ve bunun %71&#8217;i sığırdan elde edilir.<br />
<br />
Türkiye&#8217;de sağılan sığır başına ortalama süt verimi 1200 kg kabul edilmelidir. Gelişmiş ülkelerde sığırların süt verimleri ile karşılaştırıldığında bu değerin düşük olduğu görülmektedir. <br />
 Et Üretimi <br />
Sığırlardan et üretimi genç erkekler, damızlık dişi düveler ve yaşlı ineklerle yaşlı boğaların kesilmesi suretiyle sağlanır. Türkiye&#8217;de sığır başına ortalama karkas ağırlığı 140-150 kg, sığır popülasyonundan kasaplık olarak değerlendirilenlerin oranı da %20-22 olarak kabul edilmektedir. bu şartlar altında sığırlardan sağlanan et üretiminin 1999 yılı için yaklaşık 400 bin ton olduğu söylenebilir. Bu değerler aynı yıl için ülke kırmızı et üretiminin yaklaşık %35&#8217;ine eşdeğerdir. Görüldüğü gibi sığırların et üretimine katkısı hiç azımsanamaz. Üstelik bu payın eskiye göre daha yüksek olduğu da bir gerçektir. Bu durum Türkiye&#8217;de sığırların et üretimindeki pay ve önemlerinin gelecek yıllarda daha da artacağı şeklinde değerlendirilmelidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Önemli bir et ve süt üretim kaynağı olan sığır, insanlar tarafından tüketilen hayvansal proteinin yaklaşık %60&#8217;ını sağlamaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerin süt üretimlerinin hemen tek kaynağı sığırdır. Ancak gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde koyun, keçi ve manda süt üretimi bakımından önemlerin korumaktadırlar.<br />
<br />
Dünya et üretiminin %38.8&#8217;i sığırdan elde edilmektedir. Güney Amerika&#8217;nın kırmızı et üretiminde sığırın payı %76.5 iken Avrupa&#8217;da bu oran %10.3&#8217; tür. Görüldüğü gibi sığırın dünya kırmızı et üretimindeki payı süt üretimindeki payı kadar büyük değildir. Bunda, halkı müslüman olmayan ülkelerde, üreme gücü yüksek olan domuzun önemli bir et üretim kaynağı olmasının payı büyüktür. Buna rağmen bazı alanları değerlendirmede sığırın üstünlüğü yanında sığır etinin diğer kırmızı etlere göre daha yağsız olması ve süt üretimi esnasında doğal olarak et üretilebilecek hayvanların elde edilmesi, sığır eti üretiminin önemini korumasını sağlamaktadır.<br />
<br />
Son on yılda dünya kırmızı et üretiminde sığırın payı %41 den %28.8&#8217;e inmiştir. Bu düşüş sığır eti üretimindeki azalmadan kaynaklanmaz. Çünkü aynı dönemde dünya sığır eti üretimi 45.1 milyon tondan 51.2 milyon tona yükselmiştir. Bu artış her kıtaya aynı şekilde yansımamaktadır.<br />
<br />
Bu noktada ilginç olan; artışın yüksek olduğu alanlarda nüfus artış hızının düşük, buna karşılık üretim artışının düşük olduğu alanlarda da nüfusun hızla artıyor olmasıdır. Bu durum doğal olarak, nüfus artış hızı yüksek olan yörelerde kişi başına tüketimin çok az artmasına veya sabit kalmasına hatta yer yer de azalmasına sebep olmaktadır. <br />
Süt Üretimi <br />
Önemli bir hayvansal besin olan sütün üretiminde sığırların önemli bir payı vardır. Daha önce de belirtildiği gibi ülkedeki genel gelişmeye paralel olarak süt üretiminde sığırın payı artmaktadır ve bazı gelişmiş ülkelerde hemen hemen tek süt üretim kaynağı sığırdır. Gelişme sürecinde önemli sayılabilecek aşamalar yapmakta olan Türkiye&#8217;de de süt üretiminde sığırların payı gittikçe artmaktadır. Türkiye&#8217;de 1991 yılı süt üretimi yaklaşık 9.6 milyon tondur ve bunun %71&#8217;i sığırdan elde edilir.<br />
<br />
Türkiye&#8217;de sağılan sığır başına ortalama süt verimi 1200 kg kabul edilmelidir. Gelişmiş ülkelerde sığırların süt verimleri ile karşılaştırıldığında bu değerin düşük olduğu görülmektedir. <br />
 Et Üretimi <br />
Sığırlardan et üretimi genç erkekler, damızlık dişi düveler ve yaşlı ineklerle yaşlı boğaların kesilmesi suretiyle sağlanır. Türkiye&#8217;de sığır başına ortalama karkas ağırlığı 140-150 kg, sığır popülasyonundan kasaplık olarak değerlendirilenlerin oranı da %20-22 olarak kabul edilmektedir. bu şartlar altında sığırlardan sağlanan et üretiminin 1999 yılı için yaklaşık 400 bin ton olduğu söylenebilir. Bu değerler aynı yıl için ülke kırmızı et üretiminin yaklaşık %35&#8217;ine eşdeğerdir. Görüldüğü gibi sığırların et üretimine katkısı hiç azımsanamaz. Üstelik bu payın eskiye göre daha yüksek olduğu da bir gerçektir. Bu durum Türkiye&#8217;de sığırların et üretimindeki pay ve önemlerinin gelecek yıllarda daha da artacağı şeklinde değerlendirilmelidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sığırları Zoolojik Sistemdeki Yeri ve Evcil Sığırların Kökeni]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17786</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:10:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Mahmut BABUR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17786</guid>
			<description><![CDATA[Sığırın evcilleştirilmesiyle ilgili en eski bulgular Çatalhöyük' de ortaya çıkarılmıştır. Bu bulgular M.Ö. 5000-6000 yıllarına tarihlenmektedir. Evcilleştirilme Orta Asya da başlamış buradan da Asya'ya ve Avrupa'ya yayıldığı kabul edilmektedir.Sığırın zoolojik sistemdeki yeri şöyledir:<br />
Alem	:	Animale (Hayvanlar)<br />
Şube	:	Chordate (Kordatılar)<br />
Alt Şube	:	Vertebrate (Omurgalılar)<br />
Sınıf	:	Mammalia (Memeliler)<br />
Alt Sınıf	:	Plancetalia (Plesantalılar)<br />
Takım	:	Ungulata (Tırnaklılar)<br />
Alt Takım	:	Artiodacty (Çift Tırnaklılar)<br />
Grup	:	Ruminantia (Geviş Getirenler)<br />
Family	:	Bovidae<br />
Alt Family	:	Bovinae<br />
Cins	:	Bos (Geniş Anlamda Sığırlar)<br />
Alt Cins	:	Taurus<br />
Tür	:	Bos Taurus<br />
<br />
Evcil Sığır Bos taurus türündendir. Bununla beraber bu türü iki alt tür olarak da inceleyenler vardır. Bu alt türlerden biri Bos taurus typicus, diğeri ise Bos taurus inducustur. İlki daha çok ılıman iklim kuşağında yaşayan sığırları, ikincisi ise sıcak iklim kuşağında yaşayan hörgüçlü, büyük sarkık kulaklı Zebu sığırlarını içine alır.<br />
<br />
Bu günkü sığırlar binlerce yıl önce yaşamış yabani sığırlardan kök almışlardır. Günümüzde ki sığırların elde edilmesinde en etkili olan Bos taurus primigenius olduğu düşünülmektedir. Bu sığırların 180-215 cm yüksekliğinde, iri yapılı hayvanlar oldukları tahmin edilmektedir. Bunlarda boynuzlar uzun kuvvetli olup öne doğru yarım bir şekilde bir kıvrım yapmaktadır. İki boynuz arası düz, alın ve yüz uzun, dardır.Buna karşılık Bos taurus brachyceros veya longifrans alt türüne dahil edilenler çok daha küçük cüsselidir. Bunlarda boynuzlar ve yüz daha kısa olup, alın daha uzun ve geniştir. İki boynuz arası hat ortaya doğru yükselmekte ve ortada belirgin bir çıkıntı meydana getirmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sığırın evcilleştirilmesiyle ilgili en eski bulgular Çatalhöyük' de ortaya çıkarılmıştır. Bu bulgular M.Ö. 5000-6000 yıllarına tarihlenmektedir. Evcilleştirilme Orta Asya da başlamış buradan da Asya'ya ve Avrupa'ya yayıldığı kabul edilmektedir.Sığırın zoolojik sistemdeki yeri şöyledir:<br />
Alem	:	Animale (Hayvanlar)<br />
Şube	:	Chordate (Kordatılar)<br />
Alt Şube	:	Vertebrate (Omurgalılar)<br />
Sınıf	:	Mammalia (Memeliler)<br />
Alt Sınıf	:	Plancetalia (Plesantalılar)<br />
Takım	:	Ungulata (Tırnaklılar)<br />
Alt Takım	:	Artiodacty (Çift Tırnaklılar)<br />
Grup	:	Ruminantia (Geviş Getirenler)<br />
Family	:	Bovidae<br />
Alt Family	:	Bovinae<br />
Cins	:	Bos (Geniş Anlamda Sığırlar)<br />
Alt Cins	:	Taurus<br />
Tür	:	Bos Taurus<br />
<br />
Evcil Sığır Bos taurus türündendir. Bununla beraber bu türü iki alt tür olarak da inceleyenler vardır. Bu alt türlerden biri Bos taurus typicus, diğeri ise Bos taurus inducustur. İlki daha çok ılıman iklim kuşağında yaşayan sığırları, ikincisi ise sıcak iklim kuşağında yaşayan hörgüçlü, büyük sarkık kulaklı Zebu sığırlarını içine alır.<br />
<br />
Bu günkü sığırlar binlerce yıl önce yaşamış yabani sığırlardan kök almışlardır. Günümüzde ki sığırların elde edilmesinde en etkili olan Bos taurus primigenius olduğu düşünülmektedir. Bu sığırların 180-215 cm yüksekliğinde, iri yapılı hayvanlar oldukları tahmin edilmektedir. Bunlarda boynuzlar uzun kuvvetli olup öne doğru yarım bir şekilde bir kıvrım yapmaktadır. İki boynuz arası düz, alın ve yüz uzun, dardır.Buna karşılık Bos taurus brachyceros veya longifrans alt türüne dahil edilenler çok daha küçük cüsselidir. Bunlarda boynuzlar ve yüz daha kısa olup, alın daha uzun ve geniştir. İki boynuz arası hat ortaya doğru yükselmekte ve ortada belirgin bir çıkıntı meydana getirmektedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[başarılı koyunculukta 6 önemli adım]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17785</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:08:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Mahmut BABUR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17785</guid>
			<description><![CDATA[1. Doğal ve ekonomik koşulların gözden geçirilmesi<br />
koyunculuktan daha karlı hayvancılık kollarından birinde yetiştirme yapabilmek için ortam uygun ise koyunculuğa girmek doğru olmaz. O halde doğal ve ekonomik koşulların gözden geçirilmesi ve bu işten anlayan uzmanların fikrinin alınması yerinde olur. Eldeki araziler koyun merası karakterini taşıyorsa, koyunlardan elde edilen ürünler o bölgede ekonomik bir değere sahipse koyunculukta kar var demektir. Elde arazi varlığı koyunculuk için uygun değilse sadece bir hevese kapılarak bu işe başlamak doğru değildir. Ayrıca. ekstantif ya da entansif koyunculuk sistemlerinden hangisi için uygun ortamın var olduğunu da dikkatlice incelemek zorundayız.<br />
<br />
Doğal koşullar bakımından kimi koyuncuların uygun durumda olmadıkları halde geniş sürülere sahip olduklarını görmekteyiz. Bu daha çok ortak mera düzenine sahip köylerde görülür. Zenginler büyük sürüler kurar, fakirler ise sadece birkaç koyuna sahiptir. Bizim burada üzerinde durduğumuz durum bir çiftliğe sahip özel yetiştiricinin durumudur.<br />
2. Uygun ırk seçimi<br />
Bölgenin tarım koşulları ve doğa varlığı ile koyun verimlerinin ekonomik durumu yetiştireceğimiz koyun tipi belirlemede önemli etmenlerdir. Tip ve verim yönü belirlendikten sonra amaca en uygun gelecek koyun ırkını kararlaştırmak. koyunculukta başarı elde etme bakımından dikkatle üzerinde durulacak bir noktadır. Verim yönleri birbirine benzeyen ancak aralarında ufak tefek farklar bulunan birçok koyun ırkları vardır. Bu koyun ırkları dikkatle incelenirse görülür ki, bölgenin ve tarım işletmesinin koşulları bakımından her birine özgü kimi özellikleri vardır. Bu küçük farklar ve özellikleri iyi inceleyerek doğru kararı vermek ve uygun ırkı seçmek, sağlam ve başarılı ilk adımı atmak demektir.<br />
<br />
Hayvancılık tarihinde büyük ün yapmış Britanya yetiştiricileri, kimi ırkların belli koşullara uyduklarına inanmışlardır. Bu fikir, çeşitli Britanya koyun ırklarının değişik bölgelerde meydana getirilmiş olmasından doğmakladır. Nitekim bu bölgelerden herbiri özel iklim, toprak ve tarımsal ürün koşullarına sahiptir. İngiliz yetiştiricilerine göre, İngiltere&#8217;nin arızalı bölgelerinde meydana getirilmiş küçük ve çevik koyun ırkları alçak ova bölgelerine adapte olamamışlardır. İri yapılı sakin huylu ırklar ise alçak ova bölgelerinde meydana getirilmiş olup, bunlarda dağlık ve arızalı bölgelerde barınamaz ve yaşayamazlar. Bunun gibi, merinos koyununun ya da süt tipi diğer bir ırkın kolay ve karlı şekilde yetiştirilebileceği koşullar ve bölgeler birbirinden farklıdır. Türkiye yerli koyun ırklarının ülke içinde dağılışı da incelenirse görülür ki, yağlı kuyruklarla ince yağsız uzun kuyruklular birbirinden farklı iklim ve doğa koşullarına uymuşlardır.<br />
<br />
Bugün Türkiye&#8217;de Trakya ve Ege Bölgesinde süt ve kuzu verimi yüksek koyun tipleri yetiştirici tarafından çoğunlukla tercih edilmektedir. Yetiştirici kendine göre yaptığı bir hesapla bu eğilimi göstermektedir.<br />
<br />
Çeşitli koyun ırklarının değişik çevre koşullarına uyumu üzerinde az çalışma yapılmıştır. Kimi koyun ırklarının kimi bölgelere daha iyi uyum sağlayacağı pek açık bir gerçektir. Örneğin, Türkiye&#8217;de yetiştirilen süt tipi koyun ırklarından Sakız ve İvesi ırkı ele alınırsa. İvesi&#8217;nin değişik çevre koşullarına çok daha iyi uyduğu görülür. Sakız ise bu bakımdan duyarlı bir hayvandır. İvesi üzerinde Orta Anadolu&#8217;da ve Trakya&#8217;da yapılan çalışmalar göstermiştir ki uyum güçlüğü yoktur. En çok yağlı kuyruktan doğan ve et kalitesi ile ilgili sorunlar vardır.<br />
3. Sürü büyüklüğü ve koyunculuğa başlama zamanı<br />
Koyunculukta sürüler birkaç başlık küçük ev sürülerinden 3000-4000 başlık açık otlak sürülerine kadar büyük değişiklikler gösterir. Çiftlik sürüleri, çiftlikteki üretim şubelerinden biridir. Ancak kimi ülkelerde görüldüğü gibi birçok sürü biraraya getirilerek sadece koyunculuk yapılan bir işletme oluşturulur ve başka şubesi yoktur.<br />
<br />
Küçük çiftlik sürüleri büyüklük bakımından, birkaç baştan 300-500 başa kadar değişiklik gösterir. Sürünün büyüklüğünü belirlemede şu noktaya dikkat etmelidir: Sürü büyüklüğü ister 20 baş, ister 50 baş olsun işçi ve ekipman bakımından fazla farketmez. Sadece doğum mevsiminde personel ve ekipman gereksinimi artar. Orta büyüklükte sürüler genel olarak uygun düşer ve 250-300 baş olarak kabul edilir. Böyle bir sürüyü bir çoban idare edebilir.<br />
<br />
Geniş otlaklarda sürülerin büyüklüğü değişir ve koyun miktarları artar. Arazinin karakterlerine ve sürülerin yönetim şekline ve hatta yılın mevsimlerine göre sürü büyüklüğü değişiklik gösterir. Ayrıca odak genişliği ve yetiştiricinin koyunculuğa ayıracağı sermaye miktarı da sürü büyüklüğü üzerine etkisini gösterir. Ayrıca sürülerin devamlı aynı bölgede tutulması ya da mevsimlere göre göç edilmesi konusu da sürü büyüklüğünü ve yönetimini etkiler, koyunculuğa başlama zamanı da başarıya ulaşma bakımından ayrı bir önem taşır. Bu, özellikle koyunculuğa ilk defa atılacak kimseler için ve bu konuda deneyi olmayanlar için önemlidir. Küçük bir sürü ile başlamak ve deney arttıkça sürüyü büyütmek en doğru yoldur. Yazın geç aylarında, kuzular sütten kesildikten sonra ve koç katımından önce koyunculuğa başlamak en uygun zamandır. Yılın bu mevsimlerinde civardaki komşulardan ve damızlık satanlardan seçme koyun elde etmek olasıdır. Genellikle bu mevsimde uygun fiyatla koyun alınabilir. Ayrıca kuzulama mevsimine kadar, deneyim kazanmak ve işe alışmak için yeterli zaman kazanılmış olur. Anızlardan yararlanarak koç katım mevsiminde koyun ve koçlar iyi beslenerek kuzu verimi artar. Bu yetiştiriciye ilk heves ve cesareti vermiş olur. Bu arada, ağıl, yemlik ve banyoluk ve diğer küçük ekipmanın tamamlanması da düşünülmelidir.<br />
4. Damızlık üretimi<br />
Koyun yetiştiricisi yüksek değerli damızlıklarla çalışmaya devam edersek ve başarılı olur. Böylece işine bağlanarak geleceğini garantiler. İlk kurucu sürünün yüksek değerli olması istendiği gibi, sürünün iyilerini damızlığa ayırıp. kötülerini sürüden atmak gerekir. Başarılı bir koyunculuk için bu konu çok önemlidir. Yüksek değerli koçlardan yararlanmak ve mümkün olduğu takdirde bu işi yapay tohumlama ile yapmak yetiştiriciye büyük kazançlar sağlar. Bir bölgenin doğal ve ekonomik koşullarında en yüksek karı sağlayacak yüksek değerli damızlığın hangi tip hayvan olacağı da düşünülecek önemli bir konudur.<br />
<br />
Damızlık hayvan üretmek ve satmak Türkiye&#8217;de sadece Devlet kuruluşlarına ait bir iş gibi kabul edilir. Ancak tarımı ileri gitmiş batı ülkelerinde Devlet Kurumları sadece araştırmalarla doğru yolu bulur ve ilk damızlık materyali ortaya koyar. Bundan belli bir koyun tipini çoğaltmak değerli damızlıklar yetiştirerek piyasaya sürmek özel yetiştiricilerin işi olur. Böylece Özel Damızlık Yetiştiricisi denilen bir yetiştirici grubu ortaya çıkar. Koyunculuğumuzun beklenen gelişmeyi gösterebilmesi için, özel damızlık yetiştirenlerin desteklenmesi ve hatta bu gibi yetiştiricilere devletin hayvan başına pirim vermek suretiyle maddi yardımda bulunması Türkiye koyunculuğunu olumlu yönde etkileyecektir.<br />
<br />
Ayrıca her koyun yetiştiricisinin kendi damızlık ihtiyacını karşılayacak şekilde yetiştirmeyi düzenlemesi ve ona göre seleksiyon yapması gerekir. Yetiştirici bu düzeye eriştiği gün, başarılı ve karlı koyunculuğun yolunu tutmuş demektir.<br />
5. Verim denetimi ve seleksiyon<br />
Belli bir koyun ırkından en yüksek randımanı almak ve aynı ırkı daha yüksek verim düzeylerine doğru götürmek için. sürülerde verim denetimi ve bilgili bir seleksiyon yapılması zorunludur. Verim denetimi ve seleksiyon başarılı koyunculuğun en önemli konusu olduğundan bunları ayrı bir bölümde inceleyeceğiz.<br />
6. Ürünlerin pazarlanması ve örgütlenme<br />
koyun yetiştiricisinin başarıya ulaşmasında rol oynayan en önemli etmenlerden biride elde edilen çeşitli ürünlerin iyi fiyatla pazarlanmasıdır. Bu konuda etkili ve önemli bir konu yetiştiricinin örgütlenmesidir. Fiyatların yüksek olduğu dönemlerde her yetiştirici malını satmakta güçlük çekmez. Ancak fiyatların dalgalanma gösterdiği dönemlerde yetiştiricinin durumu iyi değildir. Bu gibi durumlarda kendi aralarında örgütlenmiş ve birlik yapmış yetiştiriciler daha az zarar görür ve normal kazanç sağlayabilirler. Kooperatifleşmenin kimi kötü örnekleri kimseyi yıldırmamalıdır. Kusurlu olan düzen değil, o düzeni yürütemeyen ya da kötü davranışları ile bozan kişilerdir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1. Doğal ve ekonomik koşulların gözden geçirilmesi<br />
koyunculuktan daha karlı hayvancılık kollarından birinde yetiştirme yapabilmek için ortam uygun ise koyunculuğa girmek doğru olmaz. O halde doğal ve ekonomik koşulların gözden geçirilmesi ve bu işten anlayan uzmanların fikrinin alınması yerinde olur. Eldeki araziler koyun merası karakterini taşıyorsa, koyunlardan elde edilen ürünler o bölgede ekonomik bir değere sahipse koyunculukta kar var demektir. Elde arazi varlığı koyunculuk için uygun değilse sadece bir hevese kapılarak bu işe başlamak doğru değildir. Ayrıca. ekstantif ya da entansif koyunculuk sistemlerinden hangisi için uygun ortamın var olduğunu da dikkatlice incelemek zorundayız.<br />
<br />
Doğal koşullar bakımından kimi koyuncuların uygun durumda olmadıkları halde geniş sürülere sahip olduklarını görmekteyiz. Bu daha çok ortak mera düzenine sahip köylerde görülür. Zenginler büyük sürüler kurar, fakirler ise sadece birkaç koyuna sahiptir. Bizim burada üzerinde durduğumuz durum bir çiftliğe sahip özel yetiştiricinin durumudur.<br />
2. Uygun ırk seçimi<br />
Bölgenin tarım koşulları ve doğa varlığı ile koyun verimlerinin ekonomik durumu yetiştireceğimiz koyun tipi belirlemede önemli etmenlerdir. Tip ve verim yönü belirlendikten sonra amaca en uygun gelecek koyun ırkını kararlaştırmak. koyunculukta başarı elde etme bakımından dikkatle üzerinde durulacak bir noktadır. Verim yönleri birbirine benzeyen ancak aralarında ufak tefek farklar bulunan birçok koyun ırkları vardır. Bu koyun ırkları dikkatle incelenirse görülür ki, bölgenin ve tarım işletmesinin koşulları bakımından her birine özgü kimi özellikleri vardır. Bu küçük farklar ve özellikleri iyi inceleyerek doğru kararı vermek ve uygun ırkı seçmek, sağlam ve başarılı ilk adımı atmak demektir.<br />
<br />
Hayvancılık tarihinde büyük ün yapmış Britanya yetiştiricileri, kimi ırkların belli koşullara uyduklarına inanmışlardır. Bu fikir, çeşitli Britanya koyun ırklarının değişik bölgelerde meydana getirilmiş olmasından doğmakladır. Nitekim bu bölgelerden herbiri özel iklim, toprak ve tarımsal ürün koşullarına sahiptir. İngiliz yetiştiricilerine göre, İngiltere&#8217;nin arızalı bölgelerinde meydana getirilmiş küçük ve çevik koyun ırkları alçak ova bölgelerine adapte olamamışlardır. İri yapılı sakin huylu ırklar ise alçak ova bölgelerinde meydana getirilmiş olup, bunlarda dağlık ve arızalı bölgelerde barınamaz ve yaşayamazlar. Bunun gibi, merinos koyununun ya da süt tipi diğer bir ırkın kolay ve karlı şekilde yetiştirilebileceği koşullar ve bölgeler birbirinden farklıdır. Türkiye yerli koyun ırklarının ülke içinde dağılışı da incelenirse görülür ki, yağlı kuyruklarla ince yağsız uzun kuyruklular birbirinden farklı iklim ve doğa koşullarına uymuşlardır.<br />
<br />
Bugün Türkiye&#8217;de Trakya ve Ege Bölgesinde süt ve kuzu verimi yüksek koyun tipleri yetiştirici tarafından çoğunlukla tercih edilmektedir. Yetiştirici kendine göre yaptığı bir hesapla bu eğilimi göstermektedir.<br />
<br />
Çeşitli koyun ırklarının değişik çevre koşullarına uyumu üzerinde az çalışma yapılmıştır. Kimi koyun ırklarının kimi bölgelere daha iyi uyum sağlayacağı pek açık bir gerçektir. Örneğin, Türkiye&#8217;de yetiştirilen süt tipi koyun ırklarından Sakız ve İvesi ırkı ele alınırsa. İvesi&#8217;nin değişik çevre koşullarına çok daha iyi uyduğu görülür. Sakız ise bu bakımdan duyarlı bir hayvandır. İvesi üzerinde Orta Anadolu&#8217;da ve Trakya&#8217;da yapılan çalışmalar göstermiştir ki uyum güçlüğü yoktur. En çok yağlı kuyruktan doğan ve et kalitesi ile ilgili sorunlar vardır.<br />
3. Sürü büyüklüğü ve koyunculuğa başlama zamanı<br />
Koyunculukta sürüler birkaç başlık küçük ev sürülerinden 3000-4000 başlık açık otlak sürülerine kadar büyük değişiklikler gösterir. Çiftlik sürüleri, çiftlikteki üretim şubelerinden biridir. Ancak kimi ülkelerde görüldüğü gibi birçok sürü biraraya getirilerek sadece koyunculuk yapılan bir işletme oluşturulur ve başka şubesi yoktur.<br />
<br />
Küçük çiftlik sürüleri büyüklük bakımından, birkaç baştan 300-500 başa kadar değişiklik gösterir. Sürünün büyüklüğünü belirlemede şu noktaya dikkat etmelidir: Sürü büyüklüğü ister 20 baş, ister 50 baş olsun işçi ve ekipman bakımından fazla farketmez. Sadece doğum mevsiminde personel ve ekipman gereksinimi artar. Orta büyüklükte sürüler genel olarak uygun düşer ve 250-300 baş olarak kabul edilir. Böyle bir sürüyü bir çoban idare edebilir.<br />
<br />
Geniş otlaklarda sürülerin büyüklüğü değişir ve koyun miktarları artar. Arazinin karakterlerine ve sürülerin yönetim şekline ve hatta yılın mevsimlerine göre sürü büyüklüğü değişiklik gösterir. Ayrıca odak genişliği ve yetiştiricinin koyunculuğa ayıracağı sermaye miktarı da sürü büyüklüğü üzerine etkisini gösterir. Ayrıca sürülerin devamlı aynı bölgede tutulması ya da mevsimlere göre göç edilmesi konusu da sürü büyüklüğünü ve yönetimini etkiler, koyunculuğa başlama zamanı da başarıya ulaşma bakımından ayrı bir önem taşır. Bu, özellikle koyunculuğa ilk defa atılacak kimseler için ve bu konuda deneyi olmayanlar için önemlidir. Küçük bir sürü ile başlamak ve deney arttıkça sürüyü büyütmek en doğru yoldur. Yazın geç aylarında, kuzular sütten kesildikten sonra ve koç katımından önce koyunculuğa başlamak en uygun zamandır. Yılın bu mevsimlerinde civardaki komşulardan ve damızlık satanlardan seçme koyun elde etmek olasıdır. Genellikle bu mevsimde uygun fiyatla koyun alınabilir. Ayrıca kuzulama mevsimine kadar, deneyim kazanmak ve işe alışmak için yeterli zaman kazanılmış olur. Anızlardan yararlanarak koç katım mevsiminde koyun ve koçlar iyi beslenerek kuzu verimi artar. Bu yetiştiriciye ilk heves ve cesareti vermiş olur. Bu arada, ağıl, yemlik ve banyoluk ve diğer küçük ekipmanın tamamlanması da düşünülmelidir.<br />
4. Damızlık üretimi<br />
Koyun yetiştiricisi yüksek değerli damızlıklarla çalışmaya devam edersek ve başarılı olur. Böylece işine bağlanarak geleceğini garantiler. İlk kurucu sürünün yüksek değerli olması istendiği gibi, sürünün iyilerini damızlığa ayırıp. kötülerini sürüden atmak gerekir. Başarılı bir koyunculuk için bu konu çok önemlidir. Yüksek değerli koçlardan yararlanmak ve mümkün olduğu takdirde bu işi yapay tohumlama ile yapmak yetiştiriciye büyük kazançlar sağlar. Bir bölgenin doğal ve ekonomik koşullarında en yüksek karı sağlayacak yüksek değerli damızlığın hangi tip hayvan olacağı da düşünülecek önemli bir konudur.<br />
<br />
Damızlık hayvan üretmek ve satmak Türkiye&#8217;de sadece Devlet kuruluşlarına ait bir iş gibi kabul edilir. Ancak tarımı ileri gitmiş batı ülkelerinde Devlet Kurumları sadece araştırmalarla doğru yolu bulur ve ilk damızlık materyali ortaya koyar. Bundan belli bir koyun tipini çoğaltmak değerli damızlıklar yetiştirerek piyasaya sürmek özel yetiştiricilerin işi olur. Böylece Özel Damızlık Yetiştiricisi denilen bir yetiştirici grubu ortaya çıkar. Koyunculuğumuzun beklenen gelişmeyi gösterebilmesi için, özel damızlık yetiştirenlerin desteklenmesi ve hatta bu gibi yetiştiricilere devletin hayvan başına pirim vermek suretiyle maddi yardımda bulunması Türkiye koyunculuğunu olumlu yönde etkileyecektir.<br />
<br />
Ayrıca her koyun yetiştiricisinin kendi damızlık ihtiyacını karşılayacak şekilde yetiştirmeyi düzenlemesi ve ona göre seleksiyon yapması gerekir. Yetiştirici bu düzeye eriştiği gün, başarılı ve karlı koyunculuğun yolunu tutmuş demektir.<br />
5. Verim denetimi ve seleksiyon<br />
Belli bir koyun ırkından en yüksek randımanı almak ve aynı ırkı daha yüksek verim düzeylerine doğru götürmek için. sürülerde verim denetimi ve bilgili bir seleksiyon yapılması zorunludur. Verim denetimi ve seleksiyon başarılı koyunculuğun en önemli konusu olduğundan bunları ayrı bir bölümde inceleyeceğiz.<br />
6. Ürünlerin pazarlanması ve örgütlenme<br />
koyun yetiştiricisinin başarıya ulaşmasında rol oynayan en önemli etmenlerden biride elde edilen çeşitli ürünlerin iyi fiyatla pazarlanmasıdır. Bu konuda etkili ve önemli bir konu yetiştiricinin örgütlenmesidir. Fiyatların yüksek olduğu dönemlerde her yetiştirici malını satmakta güçlük çekmez. Ancak fiyatların dalgalanma gösterdiği dönemlerde yetiştiricinin durumu iyi değildir. Bu gibi durumlarda kendi aralarında örgütlenmiş ve birlik yapmış yetiştiriciler daha az zarar görür ve normal kazanç sağlayabilirler. Kooperatifleşmenin kimi kötü örnekleri kimseyi yıldırmamalıdır. Kusurlu olan düzen değil, o düzeni yürütemeyen ya da kötü davranışları ile bozan kişilerdir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[çeşitli ülkelerde koyunculuk işletme şekilleri]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17783</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:03:31 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Mahmut BABUR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17783</guid>
			<description><![CDATA[Çeşitli ülkelerde koyunculuk işletme şekilleri<br />
Hayvan yetiştiriciliği fazla emek ve ilgi gerektiren zor bir üretim koludur. Yetiştirici, emeklerinin karşılığını elde etmek ve beklediği kazancı sağlayabilmek için işletme şeklini iyi seçmek zorundadır. Bu seçiş, arzu ve heveslerden çok hayvancılığın ilgili bulunduğu doğal ve ekonomik etmenlere göre yapılmalıdır. Bir örnekle belirtirsek kimi yetiştiriciler damızlık yetiştirip satmaya kimi yetiştiriciler ise sadece üretilen ürünleri satmaya kimi işletmeler de hem damızlık hem de üretim işletmelerini kendi yapılarında toplamış durumdadırlar.<br />
<br />
Koyun yetiştiriciliğinde işletme şekli, her şeyden önce bölgenin doğal koşulları ve özel olarak tarım işletmesinin koşulları ile ilgilidir. Bunun hemen arkasından yetiştirme yönü hayvanların ve hayvanlardan elde edilen verimlerin değerlendirme şekli dikkate alınmalıdır. Başka bir deyişle açıklanmak gem kirse diyebiliriz ki. koyun yetiştiriciliğinde işletme şekilleri:<br />
<br />
    * Üretim etmenlerine özellikle otlatma alanları ve yemlerden en etkili şekilde yararlanma.<br />
    * Tüketicinin gereksinmelerini karşılama ve pazar isteği esasına dayanır.<br />
<br />
Kimi ülkelerde ülke içindeki bölgelerde küçük tarım işleriyle uğraşan aileler, ellerindeki yemleme olanaklarına göre küçük sürüler besler; başka bir kısım ülkelerde ya da bölgelerde ise sınırsız otlaklar üzerinde binlerce başlık sürüler yetiştirilir. Bu iki üç durumun ortasına düşen durumlar da vardır. Sadece baş sayısına değil, yetiştirilen koyunların verim yönlerine ve bunlardan yararlanma şekillerinde de farklılıklar dikkati çeker. Bundan başka damızlık safkan koyunlar yetiştirildiği gibi sadece verimlerden yararlanılan açık otlak sürüleri de beslenir. Bir ülkede koyunculuğun gelişmiş durumda olması ya da ıslah çalışmalarının henüz başlangıç devresinde bulunması hangi işletme şeklinin daha kazançlı olacağına etkili bir etmendir.<br />
Birleşik Amerika &#8216;da<br />
Bu ülke büyük ve değişik karakter gösteren bölgelere ayıldığı için koyun yetiştiriciliğinde aşağıdaki işletme şekilleri göze çarpar.<br />
Çiftlik sürüsü<br />
Birleşik Amerika&#8217;nın orta güney ve doğu kısımlarında sulu tarım bölgelerinde yaygın olan koyun yetiştirme sistemidir. Genel olarak entansif ve çeşitli tarım sistemi uygulanan işletmelerde bu durum görülür. Başlıca amaç kuzu üretim olup yapağı ikinci planda tutulur. Genel olarak et tipi ırklar beslenir. Sürü kadroları 8-10 koyundan 400-500 koyuna kadar değişebilir.<br />
 Safkan sürü<br />
Saf ırk koyun yetiştiricileri de çoğunlukla çiftlik sürüleri besleyen bölgelerde bulunurlar. Bu sürülerdeki hayvanlar safkandır ve ticari nitelikte büyük koyunculuk yapanlara koç satmak ya da başka saf sürü kuracaklara damızlık koyun satarak gelir sağlarlar. Saf sürülerde bakım besleme ve özen daha iyidir. Her hayvanın kaydı tutulur ve seleksiyon dikkatle yapılır. Kabiliyetlerini döle iyi geçiren hayvanlar damızlığa seçilir. Bu çalışmalar titizlikle yürütülür ve propagandası iyi yapılırsa yetiştiricinin kazancı da iyi olur. Bu gibi işletmelere &#8220;damızlıkçı işletme&#8221; demek mümkündür.<br />
  Otlak (mera) sürüsü<br />
Birleşik Amerika koyunlarının %75&#8217;i batıda geniş otlaklar bölgesinde bulunur ve koyunlar otlak sürüsü yönetimi ile idare edilir. Her sürü deneyimli bir yada birkaç çobana terkedilmiş olup, sınırlandırılmamış geniş bir alanda hareket halindedirler. Kimi Güney Batı eyaletlerinde ise sürüler tel çit ile çevrili otlaklarda bulundurulurlar (Texas. New-Mexico). Avustralya da aynı durum görülmektedir.<br />
<br />
Otlak bölgesinde kutu ya da yapağı üretimine verilecek önem derecesi. yağmur miktarına ve bitki örtüsüne göre değişir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde otlak besisi kuzu yetiştirmesine uygun olmayan durumlarda yapağı üretimi büyük önem kazanır. Bu durumda koyunlar nispeten küçük yapılı ve ince yapağılıdır ve kuzular besiye tabii tutulmak için başka yerlere gönderilir.<br />
<br />
Yarı kurak ve az nemli bölgelerde kuvvetli otlak bulunur ve kuzular çoğunlukta sütten kesimde kasaplık çağa gelirler. Bu durumlarda kuzu satışında büyük kazançlar elde edilir ve yapağı ikinci planda kalır. Bu bölgelerde koyunlar daha iridir. Rambouıllet ya da ince ve uzun yapağılı melezler çoğunluğu oluşturur ve kaba yapağı meydana getirirler. Kuzuları iyi kalitede et verirler. Burada bahsi geçen çeşitli işletme tiplerine üretim işletmeleri demek olasıdır.<br />
 Kuzu besiciliği<br />
Kuzu besisi koyunculuk içinde son derece uzmanlaşmış bir koldur. Bu çalışma kolunun çeşitli şekilleri vardır. Bunun en basit şekli, otlak koşullarının iyi olduğu yerlerde sütten kesilen kuzuların sonraki aylarda otlakta semirtilmesidir. Bu durumda kuzular yetiştiricinin kendi sürüsünden elde edebileceği gibi, başka sürülerden de satın alınabilir. En çok görülen şekil, besiye alınacak çağa gelmiş kuzuların diğer yetiştiricilerden satın alınması ve besiciler tarafından bunların başka yerlerde yeniden semirtilmesidir. Geniş ölçüde yapılan bu iş için, kuzulara otlaktan başka ayrıca yem verilmesi usuldendir ve böyle yapıldığı takdirde kuzu besisinden iyi ve kazançlı sonuç alınır. Sulak ve bol otlu vadiler, şeker fabrikaları ve un fabrikaları civarı. geniş tahıl anızları, ucuz yem temini bakımından kuzu besiciliği için uygun yerler olarak kabul edilirler.<br />
<br />
Genel olarak her kuzu, iyi yemlendiği takdirde, hızla et yapar ve gelişir. Ancak etçi tipler ve erken gelişen tipler bu konuda daha çok tercih edilirler. Ayrıca yapağı-et tipi ana koyunlara başka bir etçi ırktan koç verip bunların melez kuzularını besiye almak çok daha olumlu sonuç vermektedir. Birleşik Amerika&#8217;da ve başka ülkelerde sadece bu amaçla melezleme yapılmakta ve melez döller kasaplık olarak besiye alınmaktadır. Bu tip çalışmalara son yıllarda çeşitli ülkelerde rastlanmaktadır.<br />
<br />
Birleşik Amerika&#8217;da koyunların sağılması adet değildir ve süt koyunculuğuna rastlanmaz. Buna karşılık Avrupa ülkelerinde özellikle Akdeniz yöresinde süt koyunculuğu çok yaygın olup küçük aile işletmelerinin başlıca gelir kaynağını oluşturur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Çeşitli ülkelerde koyunculuk işletme şekilleri<br />
Hayvan yetiştiriciliği fazla emek ve ilgi gerektiren zor bir üretim koludur. Yetiştirici, emeklerinin karşılığını elde etmek ve beklediği kazancı sağlayabilmek için işletme şeklini iyi seçmek zorundadır. Bu seçiş, arzu ve heveslerden çok hayvancılığın ilgili bulunduğu doğal ve ekonomik etmenlere göre yapılmalıdır. Bir örnekle belirtirsek kimi yetiştiriciler damızlık yetiştirip satmaya kimi yetiştiriciler ise sadece üretilen ürünleri satmaya kimi işletmeler de hem damızlık hem de üretim işletmelerini kendi yapılarında toplamış durumdadırlar.<br />
<br />
Koyun yetiştiriciliğinde işletme şekli, her şeyden önce bölgenin doğal koşulları ve özel olarak tarım işletmesinin koşulları ile ilgilidir. Bunun hemen arkasından yetiştirme yönü hayvanların ve hayvanlardan elde edilen verimlerin değerlendirme şekli dikkate alınmalıdır. Başka bir deyişle açıklanmak gem kirse diyebiliriz ki. koyun yetiştiriciliğinde işletme şekilleri:<br />
<br />
    * Üretim etmenlerine özellikle otlatma alanları ve yemlerden en etkili şekilde yararlanma.<br />
    * Tüketicinin gereksinmelerini karşılama ve pazar isteği esasına dayanır.<br />
<br />
Kimi ülkelerde ülke içindeki bölgelerde küçük tarım işleriyle uğraşan aileler, ellerindeki yemleme olanaklarına göre küçük sürüler besler; başka bir kısım ülkelerde ya da bölgelerde ise sınırsız otlaklar üzerinde binlerce başlık sürüler yetiştirilir. Bu iki üç durumun ortasına düşen durumlar da vardır. Sadece baş sayısına değil, yetiştirilen koyunların verim yönlerine ve bunlardan yararlanma şekillerinde de farklılıklar dikkati çeker. Bundan başka damızlık safkan koyunlar yetiştirildiği gibi sadece verimlerden yararlanılan açık otlak sürüleri de beslenir. Bir ülkede koyunculuğun gelişmiş durumda olması ya da ıslah çalışmalarının henüz başlangıç devresinde bulunması hangi işletme şeklinin daha kazançlı olacağına etkili bir etmendir.<br />
Birleşik Amerika &#8216;da<br />
Bu ülke büyük ve değişik karakter gösteren bölgelere ayıldığı için koyun yetiştiriciliğinde aşağıdaki işletme şekilleri göze çarpar.<br />
Çiftlik sürüsü<br />
Birleşik Amerika&#8217;nın orta güney ve doğu kısımlarında sulu tarım bölgelerinde yaygın olan koyun yetiştirme sistemidir. Genel olarak entansif ve çeşitli tarım sistemi uygulanan işletmelerde bu durum görülür. Başlıca amaç kuzu üretim olup yapağı ikinci planda tutulur. Genel olarak et tipi ırklar beslenir. Sürü kadroları 8-10 koyundan 400-500 koyuna kadar değişebilir.<br />
 Safkan sürü<br />
Saf ırk koyun yetiştiricileri de çoğunlukla çiftlik sürüleri besleyen bölgelerde bulunurlar. Bu sürülerdeki hayvanlar safkandır ve ticari nitelikte büyük koyunculuk yapanlara koç satmak ya da başka saf sürü kuracaklara damızlık koyun satarak gelir sağlarlar. Saf sürülerde bakım besleme ve özen daha iyidir. Her hayvanın kaydı tutulur ve seleksiyon dikkatle yapılır. Kabiliyetlerini döle iyi geçiren hayvanlar damızlığa seçilir. Bu çalışmalar titizlikle yürütülür ve propagandası iyi yapılırsa yetiştiricinin kazancı da iyi olur. Bu gibi işletmelere &#8220;damızlıkçı işletme&#8221; demek mümkündür.<br />
  Otlak (mera) sürüsü<br />
Birleşik Amerika koyunlarının %75&#8217;i batıda geniş otlaklar bölgesinde bulunur ve koyunlar otlak sürüsü yönetimi ile idare edilir. Her sürü deneyimli bir yada birkaç çobana terkedilmiş olup, sınırlandırılmamış geniş bir alanda hareket halindedirler. Kimi Güney Batı eyaletlerinde ise sürüler tel çit ile çevrili otlaklarda bulundurulurlar (Texas. New-Mexico). Avustralya da aynı durum görülmektedir.<br />
<br />
Otlak bölgesinde kutu ya da yapağı üretimine verilecek önem derecesi. yağmur miktarına ve bitki örtüsüne göre değişir. Kurak ve yarı kurak bölgelerde otlak besisi kuzu yetiştirmesine uygun olmayan durumlarda yapağı üretimi büyük önem kazanır. Bu durumda koyunlar nispeten küçük yapılı ve ince yapağılıdır ve kuzular besiye tabii tutulmak için başka yerlere gönderilir.<br />
<br />
Yarı kurak ve az nemli bölgelerde kuvvetli otlak bulunur ve kuzular çoğunlukta sütten kesimde kasaplık çağa gelirler. Bu durumlarda kuzu satışında büyük kazançlar elde edilir ve yapağı ikinci planda kalır. Bu bölgelerde koyunlar daha iridir. Rambouıllet ya da ince ve uzun yapağılı melezler çoğunluğu oluşturur ve kaba yapağı meydana getirirler. Kuzuları iyi kalitede et verirler. Burada bahsi geçen çeşitli işletme tiplerine üretim işletmeleri demek olasıdır.<br />
 Kuzu besiciliği<br />
Kuzu besisi koyunculuk içinde son derece uzmanlaşmış bir koldur. Bu çalışma kolunun çeşitli şekilleri vardır. Bunun en basit şekli, otlak koşullarının iyi olduğu yerlerde sütten kesilen kuzuların sonraki aylarda otlakta semirtilmesidir. Bu durumda kuzular yetiştiricinin kendi sürüsünden elde edebileceği gibi, başka sürülerden de satın alınabilir. En çok görülen şekil, besiye alınacak çağa gelmiş kuzuların diğer yetiştiricilerden satın alınması ve besiciler tarafından bunların başka yerlerde yeniden semirtilmesidir. Geniş ölçüde yapılan bu iş için, kuzulara otlaktan başka ayrıca yem verilmesi usuldendir ve böyle yapıldığı takdirde kuzu besisinden iyi ve kazançlı sonuç alınır. Sulak ve bol otlu vadiler, şeker fabrikaları ve un fabrikaları civarı. geniş tahıl anızları, ucuz yem temini bakımından kuzu besiciliği için uygun yerler olarak kabul edilirler.<br />
<br />
Genel olarak her kuzu, iyi yemlendiği takdirde, hızla et yapar ve gelişir. Ancak etçi tipler ve erken gelişen tipler bu konuda daha çok tercih edilirler. Ayrıca yapağı-et tipi ana koyunlara başka bir etçi ırktan koç verip bunların melez kuzularını besiye almak çok daha olumlu sonuç vermektedir. Birleşik Amerika&#8217;da ve başka ülkelerde sadece bu amaçla melezleme yapılmakta ve melez döller kasaplık olarak besiye alınmaktadır. Bu tip çalışmalara son yıllarda çeşitli ülkelerde rastlanmaktadır.<br />
<br />
Birleşik Amerika&#8217;da koyunların sağılması adet değildir ve süt koyunculuğuna rastlanmaz. Buna karşılık Avrupa ülkelerinde özellikle Akdeniz yöresinde süt koyunculuğu çok yaygın olup küçük aile işletmelerinin başlıca gelir kaynağını oluşturur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünya ülkelerinde ve Türkiye&#8217;de koyun yetiştiriciliği]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17782</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 13:57:58 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Mahmut BABUR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17782</guid>
			<description><![CDATA[Dünya ülkelerinde koyun yetiştiriciliği<br />
Doğa koşullarına ve iklim etmenlerine karşı en dayanıklı hayvanlardan biride koyundur ve dünyanın her tarafında koyun yetiştirilir. Yalnız kimi ülkelerde pek az koyun bulunduğu halde koşulların uygunluğu nedeniyle kimilerinde koyunculuk çok gelişmiştir ve diğer hayvancılık kollarından çok ekonomik değer kazanmıştır. Dünya ticareti bakımından özellikle koyun eti ve yapağı önemlidir. Bu maddeler ülkeler arası büyük ekonomik hareketlere neden olur. Bir taraftan çeşitli ülkelerin iklim ve doğa koşulları, diğer taraftan dünyanın büyük pazarlarına olan uzaklık durumu, ayrıca her milletin alışkanlık ve zevkleri, çeşitli tip ve değişik yönlü koyunların geliştirilmesine yol açmıştır. Yani, dünya ülkelerinde koyunculuk konusu edilirken sadece baş sayısını açıklamak yetmez koyunculuğun yönü ve verim düzeyi de belirtilmelidir. Dünya ülkelerinde koyunculuğun ölçüsü ve gelişme durumu üzerine etkili iki önemli nokta dikkati çekmektedir. Bunlardan biri az nüfuslu geniş arazi durumu, ikincisi de uygun iklim ve doğa koşullarıdır. Bu önemli iki etmenin etkisi ile dünyadaki koyunların büyük kısmı Güney Yarım Küresinde toplanmıştır<br />
<br />
Dünyanın çeşitli ülkelerinde tarımsal üretim içinde koyunculuk bazen ekonomik değer bakımından başta gelmekte, milli gelir içinde en büyük yeri işgal etmektedir. Avustralya buna verilecek ilk tipik örnektir. Koyunculuk sadece beslenme gereksinmemize karşılık vermekle kalmaz, ayrıca stratejik bir madde olan ve dünya ticaretinde önemli yeri olan yapağıyı da verir. Koyunculuk bakımından gerek geçmiş yıllarda, gerekse içinde yaşadığımız devirde önem kazanmış kimi ülkelerin durumunu kısaca gözden geçirelim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dünya ülkelerinde koyun yetiştiriciliği<br />
Doğa koşullarına ve iklim etmenlerine karşı en dayanıklı hayvanlardan biride koyundur ve dünyanın her tarafında koyun yetiştirilir. Yalnız kimi ülkelerde pek az koyun bulunduğu halde koşulların uygunluğu nedeniyle kimilerinde koyunculuk çok gelişmiştir ve diğer hayvancılık kollarından çok ekonomik değer kazanmıştır. Dünya ticareti bakımından özellikle koyun eti ve yapağı önemlidir. Bu maddeler ülkeler arası büyük ekonomik hareketlere neden olur. Bir taraftan çeşitli ülkelerin iklim ve doğa koşulları, diğer taraftan dünyanın büyük pazarlarına olan uzaklık durumu, ayrıca her milletin alışkanlık ve zevkleri, çeşitli tip ve değişik yönlü koyunların geliştirilmesine yol açmıştır. Yani, dünya ülkelerinde koyunculuk konusu edilirken sadece baş sayısını açıklamak yetmez koyunculuğun yönü ve verim düzeyi de belirtilmelidir. Dünya ülkelerinde koyunculuğun ölçüsü ve gelişme durumu üzerine etkili iki önemli nokta dikkati çekmektedir. Bunlardan biri az nüfuslu geniş arazi durumu, ikincisi de uygun iklim ve doğa koşullarıdır. Bu önemli iki etmenin etkisi ile dünyadaki koyunların büyük kısmı Güney Yarım Küresinde toplanmıştır<br />
<br />
Dünyanın çeşitli ülkelerinde tarımsal üretim içinde koyunculuk bazen ekonomik değer bakımından başta gelmekte, milli gelir içinde en büyük yeri işgal etmektedir. Avustralya buna verilecek ilk tipik örnektir. Koyunculuk sadece beslenme gereksinmemize karşılık vermekle kalmaz, ayrıca stratejik bir madde olan ve dünya ticaretinde önemli yeri olan yapağıyı da verir. Koyunculuk bakımından gerek geçmiş yıllarda, gerekse içinde yaşadığımız devirde önem kazanmış kimi ülkelerin durumunu kısaca gözden geçirelim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Toplum yaşamında ve ekonomide koyun yetiştirmenin yeri]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17781</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 13:56:11 +0300</pubDate>
			<dc:creator>Mahmut BABUR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17781</guid>
			<description><![CDATA[İnsan yaşamı ve koyunculuk<br />
Tarihin derinliklerine inildiği zaman, yaşama savaşı verilen ortamlarda çok eski yıllardan beri insanla hayvanın, yan yana ve karşı karşıya olduğu görülür. Önceleri ormanlarda vahşi hayvanları avlayarak geçinen, etleri ile karnını doyuran derilerinden giysiler yapan insanlar, daha sonraki dönemlerde bu hayvanları eli altında ve çevresinde bulundurarak yararlanmayı düşündüler. Asırlar boyu yada binlerce yıllık çok uzun dönemlerde yabani hayvanların evcil duruma getirilmesi için sabırla ve inatla insanların çalıştıklarını ve sonunda bunu başardıklarını görüyoruz. Evcilleştirme ve evcil hayvan elde etme, insan oğlunun başarılarla dolu tarih sahifelerinden biri, belki de en parlak ve insanlık yararına olanıdır. Bugünün insanı, teknik olanaklar sayesinde makineleşmiş ve hızlı bir hayat temposu kazanmıştır. Az zamanda çok iş yapmak ve insan gücünden verimli şekilde yararlanmak yirminci yüzyılın başlıca karakteridir. Böylece çağımızın insanı yeni evcil hayvan elde edecek kadar zamana, sabır ve tahammüle sahip değildir. Eğer durum böyle olmasaydı. bugün bile yeni evcil hayvanlar elde etme olanağı bulunabilirdi. Atalarımız evcilleştirme olayını başarmak için inat ve sabırla çok uzun yıllar çalışmışlardır.<br />
<br />
Koyun insanın ilk evcilleştirdiği hayvanlardan biridir. Yabani hayattan uzaklaşıp evcil hayvan halinde insan eli altına giren koyun üzerinde uzun yıllar çalışan insan, büyük değişiklikler meydana getirdi. Belli verim yönlerinde koyunları seçime (seleksiyon) tabi tutarak ve bu işe uzun yıllar devam ederek birbirinden farklı koyun tipleri meydana getirildi. Bu farklı koyun tipleri, belli yaşama koşullarında uzun zamanlar yetiştirilerek ve sürekle seçilerek özelliklerini yavrularına geçirebilir koyun ırkları haline geldiler. Bugün dünya yüzünde iki yüzden fazla koyun ırkı vardır ve hergün yenilerini meydana getirmek üzere sayısız projeler dikkatle yürütülmektedir. Günün ekonomik gereksinmelerine göre bir koyun üzerinde arzulanan özellikleri toplayabilmek çabası sürekli olarak yeni tiplerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.<br />
<br />
Göçebe hayatı yaşayan ilk insan topluluklarından bugün kadar, koyunlar daima insanın yanı başında bulunmuşlardır. Yabansal koyunu ormanlardan avlanmak suretiyle etinden karnını doyuran, derisini sırtına elbise diye geçirip yağmur ve soğuktan kendini koruyan insan, evcilleştirme olayından sonra bu değerli hayvanı kendi eli altında üretmeye başladı. Gerektiğinde tanrılara kurban etmek ve kesip yemek üzere insan meskenleri civarında koyun sürüleri bulunduruldu. Daha sonraları süt ve yapağı verimlerinden de yararlanmak suretiyle koyunlar çok verim yönlü ve ekonomik yarar sağlayan hayvanlar haline geldi. Milattan yaklaşık 4000 yıl önce Babillilerin koyun yününden kumaşlar dokuduklarına dair tarihi vesikalar ele geçmiştir. İsviçre göl beldeleri kalıntılarından da yünlü dokuma artıklarına rastlanmıştır. Bu bilgilerin koyunun çok eski olan tarihini ortaya koymaktadır.<br />
<br />
Bakım ve beslemesinin kolay olması ve insanlara çok taraflı yararlar sağlaması ile koyun. diğer hayvanlara nazaran fazla çoğalarak dünyanın hemen bütün ülkelerine yayılma şansına sahip olmuştur. Az yeme kanaat eden. çokkere otlak ile yetinen. hastalıklara ve soğuğa dayanıklı hayvanlar olarak koyunlar az masrafla garantili üretim sağlama bakımından daima insanların ilgisini çekmiştir. Özellikle tarımı fazla gelişmemiş, bakım ve yemleme koşulları geri olan ülkelerde küçük işletmelerin ve aile işletmelerinin en güvenilir kaynağı olarak koyunculuk ön planda gelir. Özellikle yağışı az bölgelerde zayıf otlaklarda en kolay yetiştirilen hayvan koyundur. Herkesçe bilinen bir Türk Atasözü &#8220;Buğdayla koyun gerisi oyun&#8221; bu durumu çok güzel açıklamaktadır.<br />
<br />
Binlerce yıldan beri sütü, eti, yünü ve derisi ile insanların en önemli gereksinimlerini karşılayan koyunlar, yirminci asır insanlarının hayatında da büyük rol oynamaktadır. Koyun eti dünyanın birçok bölgelerinde sevilen ve aranan etlerden biri olarak kabul edilir. Koyun sütünden en değerli ve yüksek fiyatla satılan yiyecek maddeleri elde edilir. Dokuma endüstrisinde kullanılan en önemli ham madde yündür. Yünlülerin kendine has özellikleri nedeniyle birçok yapay dokumalara karşın yünlü kumaşlarla değerlerini ve üstünlüklerini koruyabilmektedirler. Özellikle orduların harp gücünü arttırma bakımından soğuktan koruyucu yünlü maddelerin önemi büyüktür. Kuzu postlarından elde edilen iç ve dış. kürkler dünya ticaretinde büyük bir yer tutarlar. Koyun gübresi ile tarlaları gübreleme, tarımda önemli konulardan biridir. Bağırsağından boynuzuna kadar koyunun her şeyinden yararlanılır. Koyun yetiştiriciliği hemen tüm dünya ülkelerine yayılmış bulunmakta ve kimi yerlerde en başta gelen bir üretim kolu olarak dikkati çekmektedir. Gelecekte de koyun yetiştiriciliğinin bugünkü değer ve önemini kaybetmeyeceği söylenebilir. Hatta bugün geniş ölçüde koyun yetiştiren ve yapağı elde eden memleketlere egemen olma bakımından büyük devletler arasında bir yarışma vardır. Kimi memleketlerde koyunculuğun hızla geliştiği kimilerinde de gerileme olduğu bilinen bir gerçektir. Hiç şüphesiz bunun kimi nedenleri vardır. Tarım ekonomisi, teknik ve doğa koşulları sayılmalıdır. Belli koşullarda özellikle entansifleşen tarım içinde koyundan daha karlı hayvanlar yetiştirildiği takdirde koyunculuktan vazgeçileceği kolayca açıklanabilir. Daha değerli ve yüksek gelir sağlayan ürünlerin yetiştirilebileceği topraklar üzerinde koyun sürüleri dolaştırmak elbette ki savunulacak bir görüş değildir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İnsan yaşamı ve koyunculuk<br />
Tarihin derinliklerine inildiği zaman, yaşama savaşı verilen ortamlarda çok eski yıllardan beri insanla hayvanın, yan yana ve karşı karşıya olduğu görülür. Önceleri ormanlarda vahşi hayvanları avlayarak geçinen, etleri ile karnını doyuran derilerinden giysiler yapan insanlar, daha sonraki dönemlerde bu hayvanları eli altında ve çevresinde bulundurarak yararlanmayı düşündüler. Asırlar boyu yada binlerce yıllık çok uzun dönemlerde yabani hayvanların evcil duruma getirilmesi için sabırla ve inatla insanların çalıştıklarını ve sonunda bunu başardıklarını görüyoruz. Evcilleştirme ve evcil hayvan elde etme, insan oğlunun başarılarla dolu tarih sahifelerinden biri, belki de en parlak ve insanlık yararına olanıdır. Bugünün insanı, teknik olanaklar sayesinde makineleşmiş ve hızlı bir hayat temposu kazanmıştır. Az zamanda çok iş yapmak ve insan gücünden verimli şekilde yararlanmak yirminci yüzyılın başlıca karakteridir. Böylece çağımızın insanı yeni evcil hayvan elde edecek kadar zamana, sabır ve tahammüle sahip değildir. Eğer durum böyle olmasaydı. bugün bile yeni evcil hayvanlar elde etme olanağı bulunabilirdi. Atalarımız evcilleştirme olayını başarmak için inat ve sabırla çok uzun yıllar çalışmışlardır.<br />
<br />
Koyun insanın ilk evcilleştirdiği hayvanlardan biridir. Yabani hayattan uzaklaşıp evcil hayvan halinde insan eli altına giren koyun üzerinde uzun yıllar çalışan insan, büyük değişiklikler meydana getirdi. Belli verim yönlerinde koyunları seçime (seleksiyon) tabi tutarak ve bu işe uzun yıllar devam ederek birbirinden farklı koyun tipleri meydana getirildi. Bu farklı koyun tipleri, belli yaşama koşullarında uzun zamanlar yetiştirilerek ve sürekle seçilerek özelliklerini yavrularına geçirebilir koyun ırkları haline geldiler. Bugün dünya yüzünde iki yüzden fazla koyun ırkı vardır ve hergün yenilerini meydana getirmek üzere sayısız projeler dikkatle yürütülmektedir. Günün ekonomik gereksinmelerine göre bir koyun üzerinde arzulanan özellikleri toplayabilmek çabası sürekli olarak yeni tiplerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.<br />
<br />
Göçebe hayatı yaşayan ilk insan topluluklarından bugün kadar, koyunlar daima insanın yanı başında bulunmuşlardır. Yabansal koyunu ormanlardan avlanmak suretiyle etinden karnını doyuran, derisini sırtına elbise diye geçirip yağmur ve soğuktan kendini koruyan insan, evcilleştirme olayından sonra bu değerli hayvanı kendi eli altında üretmeye başladı. Gerektiğinde tanrılara kurban etmek ve kesip yemek üzere insan meskenleri civarında koyun sürüleri bulunduruldu. Daha sonraları süt ve yapağı verimlerinden de yararlanmak suretiyle koyunlar çok verim yönlü ve ekonomik yarar sağlayan hayvanlar haline geldi. Milattan yaklaşık 4000 yıl önce Babillilerin koyun yününden kumaşlar dokuduklarına dair tarihi vesikalar ele geçmiştir. İsviçre göl beldeleri kalıntılarından da yünlü dokuma artıklarına rastlanmıştır. Bu bilgilerin koyunun çok eski olan tarihini ortaya koymaktadır.<br />
<br />
Bakım ve beslemesinin kolay olması ve insanlara çok taraflı yararlar sağlaması ile koyun. diğer hayvanlara nazaran fazla çoğalarak dünyanın hemen bütün ülkelerine yayılma şansına sahip olmuştur. Az yeme kanaat eden. çokkere otlak ile yetinen. hastalıklara ve soğuğa dayanıklı hayvanlar olarak koyunlar az masrafla garantili üretim sağlama bakımından daima insanların ilgisini çekmiştir. Özellikle tarımı fazla gelişmemiş, bakım ve yemleme koşulları geri olan ülkelerde küçük işletmelerin ve aile işletmelerinin en güvenilir kaynağı olarak koyunculuk ön planda gelir. Özellikle yağışı az bölgelerde zayıf otlaklarda en kolay yetiştirilen hayvan koyundur. Herkesçe bilinen bir Türk Atasözü &#8220;Buğdayla koyun gerisi oyun&#8221; bu durumu çok güzel açıklamaktadır.<br />
<br />
Binlerce yıldan beri sütü, eti, yünü ve derisi ile insanların en önemli gereksinimlerini karşılayan koyunlar, yirminci asır insanlarının hayatında da büyük rol oynamaktadır. Koyun eti dünyanın birçok bölgelerinde sevilen ve aranan etlerden biri olarak kabul edilir. Koyun sütünden en değerli ve yüksek fiyatla satılan yiyecek maddeleri elde edilir. Dokuma endüstrisinde kullanılan en önemli ham madde yündür. Yünlülerin kendine has özellikleri nedeniyle birçok yapay dokumalara karşın yünlü kumaşlarla değerlerini ve üstünlüklerini koruyabilmektedirler. Özellikle orduların harp gücünü arttırma bakımından soğuktan koruyucu yünlü maddelerin önemi büyüktür. Kuzu postlarından elde edilen iç ve dış. kürkler dünya ticaretinde büyük bir yer tutarlar. Koyun gübresi ile tarlaları gübreleme, tarımda önemli konulardan biridir. Bağırsağından boynuzuna kadar koyunun her şeyinden yararlanılır. Koyun yetiştiriciliği hemen tüm dünya ülkelerine yayılmış bulunmakta ve kimi yerlerde en başta gelen bir üretim kolu olarak dikkati çekmektedir. Gelecekte de koyun yetiştiriciliğinin bugünkü değer ve önemini kaybetmeyeceği söylenebilir. Hatta bugün geniş ölçüde koyun yetiştiren ve yapağı elde eden memleketlere egemen olma bakımından büyük devletler arasında bir yarışma vardır. Kimi memleketlerde koyunculuğun hızla geliştiği kimilerinde de gerileme olduğu bilinen bir gerçektir. Hiç şüphesiz bunun kimi nedenleri vardır. Tarım ekonomisi, teknik ve doğa koşulları sayılmalıdır. Belli koşullarda özellikle entansifleşen tarım içinde koyundan daha karlı hayvanlar yetiştirildiği takdirde koyunculuktan vazgeçileceği kolayca açıklanabilir. Daha değerli ve yüksek gelir sağlayan ürünlerin yetiştirilebileceği topraklar üzerinde koyun sürüleri dolaştırmak elbette ki savunulacak bir görüş değildir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ŞAP HASTALIĞI (foot and mouth disease,fmd,aptha epizootica)]]></title>
			<link>http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17779</link>
			<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 11:01:38 +0300</pubDate>
			<dc:creator>gökhan koçak</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.veterinerhekimiz.com/forum/showthread.php?tid=17779</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: red;">ŞAP HASTALIĞI (foot and mouth disease,fmd,aptha epizootica)</span><br />
<br />
<span style="font-size: 28pt;"><span style="color: red;"><span style="font-weight: bold;">Resimler</span></span></span><br />
<br />
<img src="http://www.cinarziraat.com/sigircilik/sigircilik22_clip_image002.jpg" border="0" alt="[Resim: sigircilik22_clip_image002.jpg&#93;" /><br />
<br />
Şap hastalığı sığır, manda, koyun, keçi ve domuzlar ile diğer yabani çift tırnaklı hayvanların salgın viral bir hastalığıdır. İnsanlar nadiren enfekte olurlar. Hastalık dilde, damakta ve ayakta vesiküller, genç hayvanlarda kalp yetmezliği nedeniyle ani ölümler ile karekterizedir.<br />
<br />
Hastalık, çok hızlı ve her türlü vasıta ile yayılabilir. Ölüm oranı (mortalite) %2-5 arası değişir ve ölüm genellikle genç hayvanlarda görülür. Bazı salgınlarda bu oran %50&#8217;ye kadar çıkabilir. Süt, et ve iş verimini düşürerek büyük ekonomik kayıplara sebep olur.<br />
Bütün dünyada hastalık hem ekonomik boyutuyla, hem de hayvan sağlığını global olarak etkilemesi nedeniyle çok sayıda ülkenin gündemini oluşturmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: red;">ETİYOLOJİ<br />
</span><br />
Şap Virusu Picornaviridia ailesinden Aphthoviruslar grubuna dahil zarsız bir virus olup tek zincirli RNA taşır.<br />
<img src="http://www.vghd.org.tr/bilgibankasi/sapvirusu.jpg" border="0" alt="[Resim: sapvirusu.jpg&#93;" /><br />
Şap virusunun O, A, C, SAT 1, SAT 2, SAT 3 ve Asia 1 olmak üzere 7 adet farklı serotipi tespit edilmiştir. Her serotipin çok sayıda alt tipleri vardır. Serotipler arasında çapraz koruma mümkün değildir. pH 7-9 arasında stabil olmakla birlikte en dayanıklı olduğu pH değerleri 7.4-7.6 arasıdır. Çeşitli kimyasal maddeler şap virusunu asit ve alkali pH değerlerinde inaktive ederler.<br />
<br />
<span style="color: red;">EPİDEMİYOLOJİ</span><br />
<br />
 Şap hastalığına karşı sığır, koyun, keçi, domuz gibi evcil hayvanlarla vahşi ruminantlar hassastır.Hastalığın çok bulaşıcı olması nedeniyle geniş hayvan populasyonları etkilenir.<br />
 Ekonomik kayıplar süt veriminde azalma, hayvanların gelişmesinde gerileme, gebe hayvanlarda yavru atma, buzağı, kuzu ve oğlaklarda ölümlerden ileri gelir. İlave olarak hayvan ve et, süt tozu, sakatat veya sperma, embryo gibi hayvansal ürünlerin ticaretinin engellenmesi nedeniyle kayıplarda meydana gelir.<br />
<br />
<span style="color: red;">Şap virusunun saçılma yolları</span><br />
<br />
    * Salya<br />
    * Burun akıntısı<br />
    * Vezikül sıvıları<br />
    * Solunum<br />
    * Süt<br />
    * Semen<br />
    * Ayak lezyon döküntüleri<br />
    * Gaita<br />
    * Idrar<br />
    * Vajinal akıntı<br />
    * Fötus sıvıları<br />
    * Deri döküntüleri<br />
<img src="http://www.defra.gov.uk/footandmouth/images/signs/12.jpg" border="0" alt="[Resim: 12.jpg&#93;" /><br />
<br />
Genel olarak bulaşma üç şekilde olur.<br />
<br />
1.Direk temas:<br />
<br />
    * En yaygın bulaşma şeklidir, Şap hastalığı mihraklarının yaklaşık % 95&#8217;inde görülür,<br />
    * Hasta hayvan hareketleri bulaşmada önemli rol oynar.<br />
    * Hasta ve sağlam hayvanların bir arada bulundurulması ile hastalık oluşur<br />
<br />
2.Hava yolu ile bulaşma:<br />
<br />
    * Rüzgarın yönü ve hızı,<br />
    * Hava sıcaklığı ve nem oranı bulaşmada önemli faktörlerdir.<br />
    * Rüzgar ile hastalık etkeni daha uzun mesafelere de (60 km) yayılabilir.<br />
<br />
3.İndirek bulaşma:<br />
<br />
    * İnsan vasıtası ile bulaşma (celep, hayvan bakıcısı, hayvan sahibi, çiftçiler,misafirler vs.)<br />
    * Hastalığın doğal konakçısı olmayan hayvanlar vasıtası ile bulaşma<br />
 (kedi, köpek, kuşlar, fareler, vs.),<br />
    * Hastalıklı malzemeler (yem, ot, su, vs.) ve nakil araçları ile bulaşma,<br />
    * Et ve et ürünleri ile bulaşma,<br />
    * Süt ve süt ürünleri ile bulaşma,<br />
    * Suni tohumlama ve embriyo transferi ile bulaşma.<br />
<br />
<span style="color: red;">Post mortem muayenelerde;<br />
</span><br />
rumen piluslarında büyük lezyonlar bulunabilir. Kas dokusunda düzensiz sarımsı çizgiler veya paranşimatöz dejenerasyonla karakterize lezyonlar şekillenmektedir. Bazı şap virus suşları hem yetişkin hem de gençlerde kalbe büyük zarar vererek myokardial dejenerasyona yol açar ve kalp kaplan postu görünümü kazanır. Benzer lezyonlara iskelet kaslarında da <br />
rastlanabilir. Bütün vücut yüzeyindeki mikroskopik lezyonlar birbirine benzer görüntü oluşturur. En fazla epidermis üzerindeki stratum spinozum tabakasındaki hücreler enfekte olur. Bu hücreler şişkin, eozinofiliktir ve balon dejenerasyon şeklinde isimlendirilir.<br />
 Hücreler arası bağlantılar bozulmuş, hücre sitoplazması dışarı sızmış, yıkıntılar çoğalmış ve mikroveziküller oluşmuştur. Mikroveziküller ödemle doludur. Hücre yıkıntıları ve makroveziküller, lökositlerle infiltre olmuştur.<br />
hayvanlar taşıyıcı durumda olabilirler. Bu taşıyıcı hayvanlardan probang yöntemiyle enfeksiyondan 2,5 yıl sonra dahi virus tesbit edilebilir. Enfeksiyondan sonra şap virusunun taşınması epidemiyolojik olarak çok önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: red;">Sığırlarda klinik belirtiler</span><br />
<br />
    * Yüksek ateş, titreme, donuk ve cansız bakışlar,<br />
    * Salyalı ve şapırtılı ağız, damak, dil, diş eti ve dudaklarda hassasiyet, başlangıçta içi sıvı dolu veziküller daha sonra ülserli yaralar,  <br />
<br />
<img src="http://www.biwa.ne.jp/~sigakaho/tsushin/67/FMD.ht2.jpg" border="0" alt="[Resim: FMD.ht2.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.defra.gov.uk/footandmouth/images/signs/2.jpg" border="0" alt="[Resim: 2.jpg&#93;" /><br />
<br />
    * Hassas ve ızdıraplı ayaklar, ağır vakalarda tırnak düşmesi,<br />
    * Süt veriminde azalma,<br />
    * Buzağılarda ölüm.<br />
<img src="http://bioinformatica.uab.es/biocomputacio/treballs00-01/rodriguez-rotllant/fmd-ml-FMD109_jpg.jpg" border="0" alt="[Resim: fmd-ml-FMD109_jpg.jpg&#93;" /><br />
Koyunlarda klinik belirtiler;<br />
<br />
    * Sığırlarda görülen belirtilere ilave olarak;<br />
    * Durgunluk, halsizlik,<br />
    * Aniden oluşan topallık,<br />
    * Sürüden ayrı yatma isteği,<br />
    * Kuzularda ölüm.<br />
<br />
<span style="color: red;">MARAZİ MADDE ALMA ve GÖNDERME</span><br />
<br />
Şap hastalığının kesin teşhisi ve tip tayini için çift tırnaklı hasta hayvanlardan alınacak marazi maddeler en seri vasıta ile aşağıdaki esaslar dahilinde Şap Enstitüsüne gönderilir.<br />
<br />
1. Marazi maddeler mümkün olduğu kadar antiseptik tatbik edilmemiş hasta sığır, koyun,keçi domuzlardan alınır.<br />
<br />
2. Marazi madde alınırken ve gönderilirken kullanılacak bütün alet ve malzemelerin steril olmasına dikkat edilmelidir<br />
<br />
3. Marazi maddeler; Şap Enstitüsü Müdürlüğünce hazırlanmış ve içerisinde <br />
iso-buffer solüsyonu bulunan şişelerle gönderilir.Temin edilmemesihalinde,<br />
marazi maddeler serum fizyolojik solüsyonlu kablarla gönderilir. Marazi maddeler kaplara konulduktan sonra etiketlenip ağızları parafinlenir.<br />
<br />
4. Tip tayini için gönderilecek materyal yeni şekillenmiş lezyonlu kısımlardan seçilir.<br />
 Bunlar tercih sırasına göre ;<br />
<br />
    * Dil, Damak, dudak, burun mukozası ve meme epiteli,<br />
    * Gecikmiş vakalarda ise tırnak arası epiteli<br />
<br />
<img src="http://bioinformatica.uab.es/biocomputacio/treballs00-01/rodriguez-rotllant/fmd-fl-FMD103_jpg.jpg" border="0" alt="[Resim: fmd-fl-FMD103_jpg.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://www.biwa.ne.jp/~sigakaho/tsushin/67/FMD.ht3.jpg" border="0" alt="[Resim: FMD.ht3.jpg&#93;" /><br />
<br />
5. Gönderilecek vezikül sıvısı; dil, damak dudak, meme ve ayakta teşekkül eden patlamamış yeni veziküllerden steril şırınga ile çekilmiş olmalıdır.<br />
<br />
6. Gönderilecek olan marazi maddeler bir (1) gramdan aşağı iki (2) cm2 den küçük olmamalıdır. Her hayvandan alınan marazi maddeler ayrı ayrı şişelere konulmalıdır.<br />
<br />
7. Hastalığı geçirmiş ve herhangi bir lezyon görülmeyen hayvanlardan kan serumu gönderilmelidir. Kan serumu gönderilirken şu hususlara dikkat edilmelidir.<br />
    * Kan almak için, hastalığı en az 7 gün önce geçirmiş hayvanlar seçilir.<br />
    * Kan steril şırınga ile steril tüpe alınır.<br />
    * 30-60 dk. İçinde kanda donma başlayınca tüpün etrafı steril ince bir telle çizilip bir gece oda derecesinde bekletilir.<br />
    * Elde edilen serum steril bir tüpe alınıp ağzı kapatılarak en seri şekilde gönderilir.<br />
<br />
8. Hazırlanan marazi maddeler en seri vasıta ile Şap Enstitüsü Müdürlüğü <br />
P.K. 714 06044 Ulus/ANKARA adresine gönderilir.<br />
<br />
(Eskişehir Yolu 7.km. Tel;0312 287 36 00, fax; 287 36 06, <a href="http://www.sap.gov.tr" target="_blank">http://www.sap.gov.tr</a> )<br />
<br />
<span style="color: red;">TEŞHİS, AYIRICI TEŞHİS</span><br />
<br />
A-Klinik Teşhis (hastalık belirtilerine gore)<br />
<br />
B-Laboratuvar Teşhisi<br />
<br />
Klinik olarak hastalığın teşhisi konsa bile kesinlikle tip tayini için laboratuvara marazi madde gönderilmelidir. Şap virusunun tip tayininin yapılması hastalığın teşhisi yanında epizootiyoloji ve aşılama stratejilerinin saptanmasında kritik öneme sahiptir.<br />
<br />
Ayırıcı Teşhis; Klinik belirtilerin şap hastalığına benzer vesiküler hastalıklarla karıştırılabilmesi nedeniyle büyük salgınlar dışında klinik olarak direk teşhis koymak güçtür. Veziküler stomatitis, Sığır vebası, Mukosal disease, Enfeksiyöz bovine rhinetracheitis, Mavidil, Sığır papuller stomatitisi, Bovine viral diare, Koyun ve keçi vebası, panarisyum, piyeten gibi hastalıklarla karışabilir<br />
<br />
<span style="color: red;">KORUMA VE KONTROL</span><br />
<br />
Kontrol tedbirlerinin amacı bir anlamda bulaşmanın önlenmesidir.<br />
<br />
Şap Hastalığı'na Karşı Önlemler<br />
<br />
Şap hastalığının mücadelesinde alınacak önlemler iki yönden ele alınabilir.<br />
<br />
1.Hastalık çıkmadan önce alınacak genel tedbirler:<br />
<br />
    * Duyarlı hayvanlara şap aşısının periyodik olarak uygulanması,<br />
    * Yeni alınan hayvanlara şap aşısı yapılıp yapılmadığına dikkat edilmesi,<br />
    * Yeni alınan hayvanlara diğer hayvanlardan ayrı bir yerde karantina uygulanması (20 gün),<br />
    * Pazarda satılacak veya başka bir yere nakil edilecek hayvanlara en az 15-20 gün önceden şap aşısının yapılması,<br />
    * Ahır girişlerinde gerekli olan paspas veya giriş havuzlarında devamlı olarak sodyum karbonat, bakır sülfat, sitrik asit vb. dezenfektan maddelerin bulundurulması,<br />
    * Ahırlara hayvan bakıcılarından başkalarının sokulmaması,<br />
    * Hayvan bakıcılarının özel elbise ve ayakkabı ile ahıra girmelerinin sağlanması, bakıcıların diğer ahırlardan uzak tutulması.<br />
    * Sağımdan önce ellerin ve sağımda kullanılacak malzemelerin temizliğine dikkat edilmesi,<br />
    * Şüpheli vakalarda veteriner hekim&#8217;den bilgi alınması.<br />
<br />
2. Hastalık çıktıktan sonra alınacak önlemler:<br />
<br />
    * Hastalıktan şüpheli hayvanların derhal ayrı bir yere alınması,<br />
    * Ahırlara giriş çıkışların yasaklanması, İl/ilçe müdürlüklerine haber verilmesi,<br />
    * Ahıra veya çiftliğe izinsiz kimsenin sokulmaması,<br />
    * Araçların çiftliğe giriş/çıkışlarının mümkünse engellenmesi, mümkün olmaması durumunda hareketlerde hijyen kurallarına harfiyen uyulması,<br />
    * Yem, saman, altlık gibi malzemelerin giriş çıkışına izin verilmemesi,<br />
    * Hasta hayvandan bulaşan yataklık ve otların yakılması,<br />
    * Hasta hayvanlara ait sütlerin süt satıcılarına verilmemesi,<br />
    * Satıcıların çiftliğe sokulmaması,<br />
    * Hastalık sönüşüne kadar hayvan alım ve satımının yapılmaması,<br />
    * Ahırlar birden fazla ise, her biri için ayrı bakıcıların bulundurulması,<br />
 şayet mümkün değil ise bakıcılarının çizme ve elbiselerinin her ahırda değiştirilmesi,<br />
    * Çevre ahır ve çiftliklerin ziyaret edilmemesi, yabancıların hayvanlarını görmeleri için çağırılmaması,<br />
    * Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlarla temas edenlerin, bu hayvanlara ait eşya, malzeme ve naklinde kullanılan vasıtaların dezenfeksiyonunun sağlanması,<br />
    * 3285 sayılı HSZ Kanun ve Yönetmeliğine göre hareket edilmesi<br />
    * Enfekte hayvanların itlaf edilmesi/kesimi/imhası, (hastalık insidensinin düşük olduğu ülkelerde),<br />
<br />
<span style="color: red;">Şap Hastalığı Mücadelesinde Dünyada Uygulanan Metodlar;</span><br />
<br />
1. Kesim metodu: Hijyen kuralları ile beraber Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlar öldürülür yakılarak veya gömülerek imha edilir. Kontamine malzemeler, et, süt vb. ürünler imha edilir. Bu işlemler dezenfeksiyon dahil sıkı hijyen kuralları ile beraber aşılamanın yapılmadığı ülkelerde uygulanmaktadır. İngiltere, Kanada, A.B.D., Norveç gibi ülkelerde <br />
uygulanmıştır.<br />
<br />
2. Kesim ve çevre aşılama metodu: Hijyen kuralları ile beraber Hastalığın kontrol altına alındığı ülke ve bölgelerde yıllık aşılama olmaksızın enfekte hayvanlar ve şüpheliler karantinaya alınır. Enfeksiyon bölgesinin çevresindeki hayvanlar aşılanırlar. Danimarka, İsveç, İsviçre, Hollanda, Meksika gibi ülkelerde uygulanmıştır.<br />
<br />
3. Aşılama Metodu: Hedef populasyonunun en az % 80 &#8216;nin şap hastalığına karşı aşılanarak yeterli korumanın sağlanabilmesi amacıyla yılda iki dönem şeklinde yoğun koruyucu aşılama kampanyaları sürü bağışıklığını sağlamaktadır. Hastalığın endemik olduğu Arjantin, Brezilya ve Afrika&#8217;nın bazı bölgeleri ile Ülkemizde bu metod uygulanmaktadır<br />
<br />
Ülkemizde Mücadele; Bakanlığımız Şap Enstitüsü Müdürlüğünce O1 Manisa,<br />
 A Aydın 98(A İran 96 ile homolog) ve Asia 1 suşlarını karşı aşı üretilmektedir, Şap virus tiplerinin ülkedeki seyrine göre monovalan, bivalan ve trivalan(tekli,ikili,üçlü) suşlarını kapsayan aşılar yıllık programlar doğrultusunda kullanılmaktadır.<br />
<br />
İllerde ki büyükbaş hayvanların tamamı ilkbahar ve sonbahar dönemi olmak üzere yılda 2 kez aşılanmaktadır. (ancak sonbahar kampanya döneminde; Trabzon, Rize, Artvin, Giresun, Ordu,  Bartın illeri ile Kastamonu İlinin Abana, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Doğanyurt, İnebolu <br />
sahil İlçelerinde bulaşma riski bulunan büyükbaş hayvanlara stratejik aşı uygulanmaktadır)<br />
<br />
Trakya Bölgesinde şap hastalığı yönünden aşılı ariliğe geçilebilmesi hedeflenmekte olup, bu bölgede şap hastalığına karşı kampanya tarzında yoğun aşılama ile birlikte, mihraklarda hasta hayvanlara kesim metodu uygulanmaktadır. Kesim metodu &#8220;Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması Tescili ve İzlenmesi Yönetmeliği&#8221; hükümlerine göre tanımlanmış, şap aşısı <br />
uygulanmış ve kanuna uygun sevk edilmiş hayvanlarda uygulanmaktadır. 3285 sayılı HSZKY&#8217;nin<br />
 134. maddesi (g) bendine göre, Trakya Bölgesindeki hastalığın açık belirtisini gösteren ve laboratuvarlarca hastalığın varlığı ve tipi tespit edildikten sonra öldürülecek veya kestirilecek hayvanların takdir edilecek kıymetlerinin tamamı, hastalığın açık belirtisini göstermeyen ancak laboratuvarda hastalığın varlığı tespit edildikten sonra kestirilen hayvanların ise takdir edilecek kıymetlerinin dörtte üçü ödenmektedir<br />
<br />
Şap hastalığının kontrolü için uluslararası sıkı işbirliği gereklidir.<br />
<br />
Şap hastalığı ile mücadelede etkin olan kurallar Uluslararası Salgın Hastalıklar Ofisinin (OIE)  &#8220;Hayvan Sağlığı Kodu&#8221;nda belirtilmiştir. Bu kurallar dahilinde ülkenin  bir bölgesi, ülke geneli veya birkaç bölge birlikte değerlendirilebilir. Hastalık mücadelesinde uygulanan stratejiye göre bölgeler;<br />
<br />
         1. Aşılamanın olmadığı Hastalıktan Ari Bölge,<br />
         2. Gözetim Altındaki Bölge,<br />
         3. Aşılama ile Hastalıktan Arındırılmış Bölge,<br />
         4. Tampon Bölge,<br />
         5. Enfekte Bölge şeklinde tanımlanmaktadır.<br />
<br />
Bir ülke veya bir bölgenin gerek şap hastalığı ve gerekse diğer salgın hastalıklarla<br />
 mücadelede, hastalıktan ari olduğunun deklare edilebilmesi için aşağıda belirtilen işlemin takip edilmesi gerekir.<br />
<br />
         1. Hastalıktan Geçici Arilik,<br />
         2. Hastalıktan Arilik,<br />
         3. Enfeksiyondan Arilik.<br />
<span style="color: red;"><br />
ANTİSEPTİK UYGULAMASI VE DEZENFEKSİYON</span><br />
<br />
Şap hastalığına yakalanan hayvanlarda virus etkinliğini azaltarak tedaviye yardımcı olmak için antiseptikler, barınaklar, nakil vasıtası, yem, kıyafet, malzeme gibi yeni  bulaşmalara sebep olabilecak şüpheli herşeyi dezenfekte etmek için yapılacak uygulamalarda aşağıdaki şekilde hareket edilir :<br />
 <br />
  <span style="color: red;">Ağız ve meme yaralarında kullanılacak antiseptik solüsyonlar; </span>	<br />
<br />
Sodyum karbonat ( Çamaşır sodası ) 	                                   &amp;    2-3<br />
 <br />
Sodyum bikarbonat ( Yemek sodası ) 	                                    &amp;  10-15<br />
  	<br />
Potasyum Permanganat 	                                                          &amp;    0,5<br />
  	<br />
Potasyum klorat 	                                                                &amp;    0,5<br />
  	<br />
Sirkeli su 	                                                                            &amp;   10<br />
  	<br />
Diğer uygun dezenfektanlar 	<br />
  	<br />
Ayak yaralarında kullanılacak antiseptik solüsyonlar; 	 <br />
  	<br />
Sodyum hidroksit 	                                                                &amp; 1-2<br />
  	<br />
Sodyum karbonat ( Çamaşır sodası ) 	                                      &amp; 3-5<br />
  	<br />
Sodyum hipoklorit 	                                                               &amp;  1-2<br />
  	<br />
Potasyum hipoklorit sol. 	                                                       &amp; 1-2<br />
  	<br />
Potasyum hidroksit 	                                                               &amp;  1-2<br />
  	<br />
Diğer uygun dezenfektanlar 	 <br />
  	<br />
Barınak, Hayvan Nakil Araçları ve alet-malzemelerin Dezenfeksiyonu;<br />
<br />
Kaba temizlik yapıldıktan sonra şu solüsyonlar uygulanır<br />
  	<br />
Organik asitler 	                                                                  &amp; 0,25<br />
  	<br />
Formol ( 1 Lt. Suya 20 cc ) 	                                                    &amp;    1<br />
  <br />
Kreolin 	                                                                              &amp;  3-5<br />
  	<br />
<span style="color: red;">Diğer uygun dezenfektanlar 	</span> <br />
<br />
  	Giyim Eşyasının Dezenfeksiyonu: Kaba temizlik yapıldıktan sonra, ya eşyalar büyükçe bir kap içinde hazırlanan % 4-5&#8217;lik çamaşır sodalı suya atılarak 1 saat bekletilir. Yada etüv bulunan yerde bulaşık eşyalar etüve konur veya kaynar su buharına tutulur<br />
  	<br />
         Yemlerin Dezenfeksiyonu: Miktarı az olduğu takdirde yakılır. Ekonomik sebeplerle bu işlem yapılmadığı takdirde sadece virusla bulaşık olması kuvvetle muhtemel olan kısımları yakılarak imha edildikten sonra, kalan kısım kapalı ve mahfuz yerler içinde bir gün formol buharına maruz bırakılır ve iyice havalandırıldıktan sonra kullanılır. Mümkünse hastalığa duyarlı olmayan türlere yedirilir<br />
  	<br />
         İçme Suyunun Dezenfeksiyonu: Şaplı hayvanlar tarafından bulaştırılmış çeşme, yalak, havuz gibi sulama yerlerindeki sular, uygun dezenfektanlardan biri ile ilaçlandıktan sonra boşaltılır ve yeniden dezenfekte edilerek sağlamların faydalanmasına açılır. Bulaşık sular hayvanlara içirilmez. Herhangi bir sebeple bu gibi suları içirme <br />
zorunluluğu olduğunda, eczanelerde ruhsatlı müstahzar olarak satılan antiseptiklerden biri, tarifesindeki ölçülerde suya katılır.<br />
<br />
<span style="color: red;">ŞAP HASTALIĞININ EKONOMİ VE TİCARETE ETKİSİ</span><br />
<br />
Şap hastalığının meydana getirdiği kayıplar<br />
<br />
    * Süt ve et verimindeki kayıplar,<br />
    * Hayvanların gelişmesinde gerilik,<br />
    * Gebe hayvanlarda yavru atma,<br />
    * Özellikle genç hayvanlarda görülen yüksek oranda ölümler,<br />
    * Dış ve iç ticarete getirilen kısıtlamalardan doğan ekonomik kayıplar,<br />
    * Tedavi ve yeni bulaşmaların önlenmesindeki masraf ve yönetim giderleri,<br />
<br />
Şap hastalığından dolayı ülkemizde yıllık % 15 süt kaybı görülmektedir. Süt kaybından dolayı uğradığımız zarar yaklaşık 8 milyon ABD &#36; dır. Et kaybı ise % 10 dolayındadır.Et kaybından dolayı uğradığımız zarar ise 81 milyon ABD &#36;dır<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞI PROSPEKTÜSÜ</span><br />
<br />
  Şap aşıları inaktif viruslar ile hazırlanırlar. Aşıda kullanılacak şap virusunun seçimi çok önemlidir. Aşı virusu yüksek "r" değeri kadar iyi kültür özelliğine de sahip olmalıdır.<br />
  Aşı üretildikten sonra zararsızlık ve bağışıklık yönünden test edilmelidir. Aşı monovalanbivalan, trivalan ve polivalan şekillerde hazırlanabilir. Aşılama genellikle sığırlardakoyunlardan daha fazla olarak uygulanmaktadır.<br />
<br />
Bakanlığımıza Bağlı Şap enstitüsü Müdürlüğünde iki farklı adjuvantlı şap aşısı üretilmektedir<br />
<br />
&#8220;1. ALÜMINYUM HIDROKSIT VE SAPONIN ADJUVANTLI ŞAP AŞI PROSPEKTÜSÜ<br />
<br />
Şap aşıları; sığır, koyun, keçi, manda ve domuzlarda şap hastalığına karşı Şap Enstitüsü'nde O, A ve Asia-1 tiplerine karşı hazırlanmış aşılardır. Bu aşılar.BHK21, hücre kültürlerinde üretilen şap aşı virüsları BEİ ile inaktive edilerek, alüminyum hidroksit ve saponin adjuvantlı olarak hazırlanmıştır. Koruyucu olarak % 0.01 oranında merthi-olate ilave edilmiştir<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞININ UYGULANIŞI</span><br />
<br />
    * Şap aşıları kullanılıncaya kadar mutlaka +2°C ile + 8°C de muhafaza edilmelidir.<br />
    * Kullanılmadan önce iyice çalkalanarak homojen hale getirilmelidir,<br />
    * Aşılama deri altı yolla yapılmalı ve kas içine verilmemelidir.<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞI DOZU</span><br />
<br />
    * Sığır - Manda : 3 ml<br />
    * Koyun - Keçi : 1 ml<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞILAMA SONRASI REAKSİYONLAR</span><br />
<br />
Aşılama yerinde şişlik, hafif ateş. iştahsızlık ve süt veriminde azalma gibi<br />
 reaksiyonlarının yanında bütün aşılarda olduğu gibi hipersensitive reaksiyonları görülebilir<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞININ SAKLANMASI VE NAKLİ</span><br />
<br />
    * Aşılar +2 °C ile +8 °C'de saklanmalı ve nakledilmelidir.<br />
    * Aşının raf ömrü etikette yazılıdır<br />
<br />
<span style="color: red;">UYARILAR</span><br />
<br />
    * Açılan aşı şişeleri 8 saat içerisinde steriliteye dikkat edilerek kullanılmalıdır.<br />
    * Aşı uygulamaları otomatik şırıngalar ile yapılmamalıdır.<br />
    * Açı şişeleri güneş ışığından korunmalıdır,<br />
    * Donan aşılar kullanılmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞILAMA PROGRAMI</span><br />
<br />
    * ilk aşılama 4 üncü ayını tamamlayanlara<br />
    * ikinci aşılama ilk aşılamadan 1 ay sonra<br />
    * Bundan sonraki aşılamalar ise 6 ayda bir yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: red;">AMBALAJ ŞEKLi</span><br />
<br />
    * Monovalan, bivalan ve trivalan olarak hazırlanır.<br />
    * Aşılar Poly Ethylen-Terephthalat (PET) şişelerde 60 ml hacminde kullanıma sunulmaktadır&#8221;<br />
<br />
&#8220;2.TURVAC-OIL YAĞ ADJUVANTLI ŞAP AŞISI PROSPEKTÜSÜ<br />
<br />
Yağ adjuvantlı şap aşıları; sığır, koyun, keçi, manda ve domuzlarda şap hastalığına karşı hazırlanmış aşılardır. Bu aşılar, BHK21 hücre kültürlerinde üretilen şap aşı viruslarının BEİ ile inaktivasyon ve konsantrasyonunu takiben yağ adjuvantı (Montanide ISA-206) ile emülsifiye edilmesiyle hazırlanır.<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞININ UYGULANIŞI</span><br />
<br />
    * Şap aşıları kullanılıncaya kadar mutlaka +2ºC ile +8ºC de muhafaza edilmelidir.<br />
    * Kullanılmadan önce hafifçe çalkalanarak homojen hale getirilmelidir. <br />
(Bekletildiğinde aşı yüzeyinde bir yağ tabakası oluşması veya dipte bir miktar ayrışma normaldir)<br />
    * Aşılama derin kas içi veya deri altı (boyuna veya gerdana) yolla yapılır. Kas içi uygulamaların 3-4 cm uzunluğunda iğneler ile M. semitendinosus, M. semimembranosus ve M.gluteus&#8217;a yapılması önerilir.<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞI DOZU</span><br />
<br />
    * Sığır-Manda: 2 ml<br />
    * Koyun-Keçi :1 ml<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞILAMA SONRASI REAKSİYONLAR</span><br />
<br />
    * Aşılama yerinde şişlik, hafif ateş, iştahsızlık ve süt veriminde azalma gibi reaksiyonlarının yanında bütün aşılarda olduğu gibi hipersensitivite reaksiyonları görülebilir.<br />
    * Aşılama ekipleri antikolinerjik ilaçlar, solunum ve dolaşım analeptikleri ve antihistaminik ilaçları yanında bulundurmalı ve aşılama mahallini hemen terk etmemelidir.(minimum 15 dakika)<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞININ SAKLANMASI VE NAKLİ</span><br />
<br />
    * Aşılar +2ºC ile+8ºC de saklanmalı ve muhafaza edilmelidir.<br />
    * Aşının raf ömrü etikette yazılıdır.<br />
<br />
<span style="color: red;">UYARILAR</span><br />
<br />
    * Aşılar sağlıklı hayvana asepsi kurallarına dikkat edilerek uygulanmalıdır.<br />
    * Aşılar gebe hayvanlarda güvenle (uygun zaptı rapt ve stres faktörlerinden kaçınmak şartıyla) kullanılabilir<br />
    * Açılan aşı şişeleri 8 saat içerisinde steriliteye dikkat edilerek kullanılmalıdır.<br />
    * Aşı uygulamaları otomatik şırıngalar ile yapılmamalıdır.<br />
    * Aşı şişeleri güneş ışığından korunmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞILAMA PROGRAMI</span><br />
<br />
    * İlk aşılama 4 üncü ayını tamamlayanlara<br />
    * İkinci aşılama ilk aşılamadan 1 ay sonra<br />
    * Bundan sonraki aşılamalar ise 6 ayda bir yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: red;">AMBALAJ ŞEKLİ</span><br />
<br />
    * Monovalan, bivalan ve trivalan olarak hazırlanır.<br />
    * Aşılar Poly Ethylene-Terephthalat (PET) şişelerde 60 ml hacminde kullanıma sunulmaktadır.&#8221;<br />
<br />
<span style="color: red;">MEVZUAT</span><br />
<br />
3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunun 4.maddesi gereği, şap hastalığı ihbari mecburi bir hastalıktır. 3285 sayılı Hayvan sağlığı ve Zabıtası Kanununu ile Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yönetmeliğinin Genel hükümleri dışında Şap hastalığına ait HSZ Yönetmelikteki spesifik bölüm (konuyla ilgili diğer mevzuat bilgileri   <br />
<a href="http://www.kkgm.gov.tr/Mevzuat/MevList.htm" target="_blank">http://www.kkgm.gov.tr/Mevzuat/MevList.htm</a> adresinde yer almaktadır.)<br />
<br />
 &#8220;Şap Hastalığı<br />
<br />
Madde 108- Şap hastalığı çıktığında hayvan sağlık zabıtası komisyonu toplanır;<br />
 "Yönetmeliğin Birinci Kısmının Dördüncü Bölümündeki" hastalık çıkışında alınacak genel tedbirleri ve hastalığın durumuna göre aşağıdaki özel tedbirleri kararlaştırır.<br />
<br />
a) Şap hastalığı çıkan yer ile su ve meraları müşterek olan köyler karantina altına alınır.<br />
 Geçit noktalarına hastalığın adı yazılı levhalar asılır. Hastalık aynı zamanda birkaç köyde veya mahalde çıkmış ise hepsini içine alan genel bir kordon konur.<br />
<br />
b) Şap hastalığının tipini tespit için usulüne göre alınan hastalıklı numune derhal Şap Enstitüsüne gönderilir. Şap Enstitüsü hastalığın tipini belirler ve gerekli aşıyı il veya ilçe müdürlügüne gönderir. Hastalık mikrobunun durumu dikkate alınarak, hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlar dışındakiler aşılanır.<br />
<br />
c) Şap hastalığı çıkan yerdeki hayvan park, pazar ve panayırı kordon sahası içinde ise çift tırnaklı hayvanlara kapatılır. Hastalık yayılma özelliği gösteriyorsa il hayvan sağlık zabıtası komisyonu kararıyla ildeki bütün hayvan pazar ve panayırları çift tırnaklı hayvanlara kapatıldığı gibi çift tırnaklı hayvanlarla yapılan sevkiyat ve nakliyat yasaklanır.<br />
<br />
d) Hastalık bir köyde, mahalde veya ahırda çıktığında, buraların dışında bulunan yerlerdeki hayvanlara bulaşması mümkün değilse buralarda sınırlı karantina konur. Hastaların, hastalıktan ve bulaşmadan şüphelilerin hastalık tamamen sönünceye kadar dışarıyla teması önlenir.<br />
<br />
e) Karantina altına alınan yerden çift tırnaklı hayvanlar ile ot saman gibi hayvan yemlerinin ve hayvan maddelerinden tırnak, boynuz ve derinin çıkarılması yasaktır. Sütün kaynatıldıktan sonra çıkarılmasına izin verilir.<br />
<br />
f) Karantinaya alınan yerlerden transit olarak geçirilecek hayvanlar kapalı vasıtalarla nakledilirler. Hayvanlar karantina bölgesini geçinceye kadar su ve yem vermek için vasıtalardan indirilmez. İndirilenler derhal 15 gün karantinaya alınır.<br />
<br />
g) Hastalar, hastalıktan ve bulaşmadan şüpheliler sahibinin isteği halinde kapalı vasıta ile kesilmek için en yakın mezbahaya gönderilir. Et ve derileri hakkında bu Yönetmelik hükümleri uygulanır.<br />
<br />
h) Karantina bölgesindeki hastalıksız hayvanların kesilmek için kapalı vasıtalarla mezbahaya sevkine müsaade edilir. Ancak deri, boynuz ve tırnakları dezenfekte edildikten sonra serbest bırakılır. Hükümet veteriner hekimi gerekli kontrolleri yapmakla yükümlüdür.<br />
<br />
<br />
i) Şap hastalığının bulunduğu yerdeki tek tırnaklı hayvanların karantina bölgesi dışına çıkarılmasına tırnakları dezenfekte edildikten sonra müsaade edilir.<br />
<br />
j) Şap hastalığını takiple görevlendirilen hükümet veteriner hekimi hastalık tamamen sönünceye kadar hastalıklı bölgeyi devamlı kontrol eder. Hayvan sahiplerine hastalık hakkında bilgi verir. Hastaların tedavisi için mümkünse ilaç yardımı yapar; ilacı nasıl kullanacaklarını öğretir.<br />
<br />
k) Şap hastalığı sebebi ile konulan karantina son hastanın iyileşmesinden veya ölümünden 15 gün sonra hükümet veteriner hekiminin kontrolünde yapılan dezenfeksiyonla kaldırılır.<br />
<br />
l) Bakanlıkça her yıl tespit ve ilan edilen mücadele bölgelerinde hastalığın varlığı ve tipi tespit edilen hayvanlar tazminatlı olarak öldürülür veya kestirilir. Hastalıktan ölen veya öldürülen hayvanlar iki metre derinliğindeki çukurlara üzerlerine sönmemiş kireç dökülerek gömülür. Mümkün olmadığı hallerde tamamen yakılarak imha edilir. (Değişik: 5/6/1995- 95/6966 K.)<br />
<br />
m) Şap hastalığı ile mücadele için alınacak diğer karar ve tedbirler ile Bakanlıkça her yıl tespit ve ilan edilen mücadele bölgelerindeki uygulama esasları Bakanlıkça belirlenir. (Değişik: 5/6/1995- 95/6966 K.)<br />
<br />
not: <a href="http://www.turkveteriner.com" target="_blank">http://www.turkveteriner.com</a> için hazırladığım yazının kopyasıdır.<br />
<br />
<span style="color: red;">kaynaklar:</span><br />
<br />
1- <a href="http://www.cinarziraat.com/sigircilik/sigircilik22.asp" target="_blank">http://www.cinarziraat.com/sigircilik/sigircilik22.asp</a><br />
2- <a href="http://www.vghd.org.tr/bilgibankasi/sap.htm" target="_blank">http://www.vghd.org.tr/bilgibankasi/sap.htm</a><br />
3- <a href="http://www.sap.gov.tr/sap_hastaligi_genel.htm" target="_blank">http://www.sap.gov.tr/sap_hastaligi_genel.htm</a><br />
4- <a href="http://www.defra.gov.uk/animalh/diseases/fmd/about/index.htm" target="_blank">http://www.defra.gov.uk/animalh/diseases.../index.htm</a><br />
5- <a href="http://www.defra.gov.uk/footandmouth/about/cattle.htm" target="_blank">http://www.defra.gov.uk/footandmouth/about/cattle.htm</a><br />
6- <a href="http://www.kkgm.gov.tr/birim/hay_sagl/Hastaliklar/sapy.html" target="_blank">http://www.kkgm.gov.tr/birim/hay_sagl/Ha.../sapy.html</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: red;">ŞAP HASTALIĞI (foot and mouth disease,fmd,aptha epizootica)</span><br />
<br />
<span style="font-size: 28pt;"><span style="color: red;"><span style="font-weight: bold;">Resimler</span></span></span><br />
<br />
<img src="http://www.cinarziraat.com/sigircilik/sigircilik22_clip_image002.jpg" border="0" alt="[Resim: sigircilik22_clip_image002.jpg]" /><br />
<br />
Şap hastalığı sığır, manda, koyun, keçi ve domuzlar ile diğer yabani çift tırnaklı hayvanların salgın viral bir hastalığıdır. İnsanlar nadiren enfekte olurlar. Hastalık dilde, damakta ve ayakta vesiküller, genç hayvanlarda kalp yetmezliği nedeniyle ani ölümler ile karekterizedir.<br />
<br />
Hastalık, çok hızlı ve her türlü vasıta ile yayılabilir. Ölüm oranı (mortalite) %2-5 arası değişir ve ölüm genellikle genç hayvanlarda görülür. Bazı salgınlarda bu oran %50&#8217;ye kadar çıkabilir. Süt, et ve iş verimini düşürerek büyük ekonomik kayıplara sebep olur.<br />
Bütün dünyada hastalık hem ekonomik boyutuyla, hem de hayvan sağlığını global olarak etkilemesi nedeniyle çok sayıda ülkenin gündemini oluşturmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: red;">ETİYOLOJİ<br />
</span><br />
Şap Virusu Picornaviridia ailesinden Aphthoviruslar grubuna dahil zarsız bir virus olup tek zincirli RNA taşır.<br />
<img src="http://www.vghd.org.tr/bilgibankasi/sapvirusu.jpg" border="0" alt="[Resim: sapvirusu.jpg]" /><br />
Şap virusunun O, A, C, SAT 1, SAT 2, SAT 3 ve Asia 1 olmak üzere 7 adet farklı serotipi tespit edilmiştir. Her serotipin çok sayıda alt tipleri vardır. Serotipler arasında çapraz koruma mümkün değildir. pH 7-9 arasında stabil olmakla birlikte en dayanıklı olduğu pH değerleri 7.4-7.6 arasıdır. Çeşitli kimyasal maddeler şap virusunu asit ve alkali pH değerlerinde inaktive ederler.<br />
<br />
<span style="color: red;">EPİDEMİYOLOJİ</span><br />
<br />
 Şap hastalığına karşı sığır, koyun, keçi, domuz gibi evcil hayvanlarla vahşi ruminantlar hassastır.Hastalığın çok bulaşıcı olması nedeniyle geniş hayvan populasyonları etkilenir.<br />
 Ekonomik kayıplar süt veriminde azalma, hayvanların gelişmesinde gerileme, gebe hayvanlarda yavru atma, buzağı, kuzu ve oğlaklarda ölümlerden ileri gelir. İlave olarak hayvan ve et, süt tozu, sakatat veya sperma, embryo gibi hayvansal ürünlerin ticaretinin engellenmesi nedeniyle kayıplarda meydana gelir.<br />
<br />
<span style="color: red;">Şap virusunun saçılma yolları</span><br />
<br />
    * Salya<br />
    * Burun akıntısı<br />
    * Vezikül sıvıları<br />
    * Solunum<br />
    * Süt<br />
    * Semen<br />
    * Ayak lezyon döküntüleri<br />
    * Gaita<br />
    * Idrar<br />
    * Vajinal akıntı<br />
    * Fötus sıvıları<br />
    * Deri döküntüleri<br />
<img src="http://www.defra.gov.uk/footandmouth/images/signs/12.jpg" border="0" alt="[Resim: 12.jpg]" /><br />
<br />
Genel olarak bulaşma üç şekilde olur.<br />
<br />
1.Direk temas:<br />
<br />
    * En yaygın bulaşma şeklidir, Şap hastalığı mihraklarının yaklaşık % 95&#8217;inde görülür,<br />
    * Hasta hayvan hareketleri bulaşmada önemli rol oynar.<br />
    * Hasta ve sağlam hayvanların bir arada bulundurulması ile hastalık oluşur<br />
<br />
2.Hava yolu ile bulaşma:<br />
<br />
    * Rüzgarın yönü ve hızı,<br />
    * Hava sıcaklığı ve nem oranı bulaşmada önemli faktörlerdir.<br />
    * Rüzgar ile hastalık etkeni daha uzun mesafelere de (60 km) yayılabilir.<br />
<br />
3.İndirek bulaşma:<br />
<br />
    * İnsan vasıtası ile bulaşma (celep, hayvan bakıcısı, hayvan sahibi, çiftçiler,misafirler vs.)<br />
    * Hastalığın doğal konakçısı olmayan hayvanlar vasıtası ile bulaşma<br />
 (kedi, köpek, kuşlar, fareler, vs.),<br />
    * Hastalıklı malzemeler (yem, ot, su, vs.) ve nakil araçları ile bulaşma,<br />
    * Et ve et ürünleri ile bulaşma,<br />
    * Süt ve süt ürünleri ile bulaşma,<br />
    * Suni tohumlama ve embriyo transferi ile bulaşma.<br />
<br />
<span style="color: red;">Post mortem muayenelerde;<br />
</span><br />
rumen piluslarında büyük lezyonlar bulunabilir. Kas dokusunda düzensiz sarımsı çizgiler veya paranşimatöz dejenerasyonla karakterize lezyonlar şekillenmektedir. Bazı şap virus suşları hem yetişkin hem de gençlerde kalbe büyük zarar vererek myokardial dejenerasyona yol açar ve kalp kaplan postu görünümü kazanır. Benzer lezyonlara iskelet kaslarında da <br />
rastlanabilir. Bütün vücut yüzeyindeki mikroskopik lezyonlar birbirine benzer görüntü oluşturur. En fazla epidermis üzerindeki stratum spinozum tabakasındaki hücreler enfekte olur. Bu hücreler şişkin, eozinofiliktir ve balon dejenerasyon şeklinde isimlendirilir.<br />
 Hücreler arası bağlantılar bozulmuş, hücre sitoplazması dışarı sızmış, yıkıntılar çoğalmış ve mikroveziküller oluşmuştur. Mikroveziküller ödemle doludur. Hücre yıkıntıları ve makroveziküller, lökositlerle infiltre olmuştur.<br />
hayvanlar taşıyıcı durumda olabilirler. Bu taşıyıcı hayvanlardan probang yöntemiyle enfeksiyondan 2,5 yıl sonra dahi virus tesbit edilebilir. Enfeksiyondan sonra şap virusunun taşınması epidemiyolojik olarak çok önemlidir.<br />
<br />
<span style="color: red;">Sığırlarda klinik belirtiler</span><br />
<br />
    * Yüksek ateş, titreme, donuk ve cansız bakışlar,<br />
    * Salyalı ve şapırtılı ağız, damak, dil, diş eti ve dudaklarda hassasiyet, başlangıçta içi sıvı dolu veziküller daha sonra ülserli yaralar,  <br />
<br />
<img src="http://www.biwa.ne.jp/~sigakaho/tsushin/67/FMD.ht2.jpg" border="0" alt="[Resim: FMD.ht2.jpg]" /><br />
<img src="http://www.defra.gov.uk/footandmouth/images/signs/2.jpg" border="0" alt="[Resim: 2.jpg]" /><br />
<br />
    * Hassas ve ızdıraplı ayaklar, ağır vakalarda tırnak düşmesi,<br />
    * Süt veriminde azalma,<br />
    * Buzağılarda ölüm.<br />
<img src="http://bioinformatica.uab.es/biocomputacio/treballs00-01/rodriguez-rotllant/fmd-ml-FMD109_jpg.jpg" border="0" alt="[Resim: fmd-ml-FMD109_jpg.jpg]" /><br />
Koyunlarda klinik belirtiler;<br />
<br />
    * Sığırlarda görülen belirtilere ilave olarak;<br />
    * Durgunluk, halsizlik,<br />
    * Aniden oluşan topallık,<br />
    * Sürüden ayrı yatma isteği,<br />
    * Kuzularda ölüm.<br />
<br />
<span style="color: red;">MARAZİ MADDE ALMA ve GÖNDERME</span><br />
<br />
Şap hastalığının kesin teşhisi ve tip tayini için çift tırnaklı hasta hayvanlardan alınacak marazi maddeler en seri vasıta ile aşağıdaki esaslar dahilinde Şap Enstitüsüne gönderilir.<br />
<br />
1. Marazi maddeler mümkün olduğu kadar antiseptik tatbik edilmemiş hasta sığır, koyun,keçi domuzlardan alınır.<br />
<br />
2. Marazi madde alınırken ve gönderilirken kullanılacak bütün alet ve malzemelerin steril olmasına dikkat edilmelidir<br />
<br />
3. Marazi maddeler; Şap Enstitüsü Müdürlüğünce hazırlanmış ve içerisinde <br />
iso-buffer solüsyonu bulunan şişelerle gönderilir.Temin edilmemesihalinde,<br />
marazi maddeler serum fizyolojik solüsyonlu kablarla gönderilir. Marazi maddeler kaplara konulduktan sonra etiketlenip ağızları parafinlenir.<br />
<br />
4. Tip tayini için gönderilecek materyal yeni şekillenmiş lezyonlu kısımlardan seçilir.<br />
 Bunlar tercih sırasına göre ;<br />
<br />
    * Dil, Damak, dudak, burun mukozası ve meme epiteli,<br />
    * Gecikmiş vakalarda ise tırnak arası epiteli<br />
<br />
<img src="http://bioinformatica.uab.es/biocomputacio/treballs00-01/rodriguez-rotllant/fmd-fl-FMD103_jpg.jpg" border="0" alt="[Resim: fmd-fl-FMD103_jpg.jpg]" /><br />
<img src="http://www.biwa.ne.jp/~sigakaho/tsushin/67/FMD.ht3.jpg" border="0" alt="[Resim: FMD.ht3.jpg]" /><br />
<br />
5. Gönderilecek vezikül sıvısı; dil, damak dudak, meme ve ayakta teşekkül eden patlamamış yeni veziküllerden steril şırınga ile çekilmiş olmalıdır.<br />
<br />
6. Gönderilecek olan marazi maddeler bir (1) gramdan aşağı iki (2) cm2 den küçük olmamalıdır. Her hayvandan alınan marazi maddeler ayrı ayrı şişelere konulmalıdır.<br />
<br />
7. Hastalığı geçirmiş ve herhangi bir lezyon görülmeyen hayvanlardan kan serumu gönderilmelidir. Kan serumu gönderilirken şu hususlara dikkat edilmelidir.<br />
    * Kan almak için, hastalığı en az 7 gün önce geçirmiş hayvanlar seçilir.<br />
    * Kan steril şırınga ile steril tüpe alınır.<br />
    * 30-60 dk. İçinde kanda donma başlayınca tüpün etrafı steril ince bir telle çizilip bir gece oda derecesinde bekletilir.<br />
    * Elde edilen serum steril bir tüpe alınıp ağzı kapatılarak en seri şekilde gönderilir.<br />
<br />
8. Hazırlanan marazi maddeler en seri vasıta ile Şap Enstitüsü Müdürlüğü <br />
P.K. 714 06044 Ulus/ANKARA adresine gönderilir.<br />
<br />
(Eskişehir Yolu 7.km. Tel;0312 287 36 00, fax; 287 36 06, <a href="http://www.sap.gov.tr" target="_blank">http://www.sap.gov.tr</a> )<br />
<br />
<span style="color: red;">TEŞHİS, AYIRICI TEŞHİS</span><br />
<br />
A-Klinik Teşhis (hastalık belirtilerine gore)<br />
<br />
B-Laboratuvar Teşhisi<br />
<br />
Klinik olarak hastalığın teşhisi konsa bile kesinlikle tip tayini için laboratuvara marazi madde gönderilmelidir. Şap virusunun tip tayininin yapılması hastalığın teşhisi yanında epizootiyoloji ve aşılama stratejilerinin saptanmasında kritik öneme sahiptir.<br />
<br />
Ayırıcı Teşhis; Klinik belirtilerin şap hastalığına benzer vesiküler hastalıklarla karıştırılabilmesi nedeniyle büyük salgınlar dışında klinik olarak direk teşhis koymak güçtür. Veziküler stomatitis, Sığır vebası, Mukosal disease, Enfeksiyöz bovine rhinetracheitis, Mavidil, Sığır papuller stomatitisi, Bovine viral diare, Koyun ve keçi vebası, panarisyum, piyeten gibi hastalıklarla karışabilir<br />
<br />
<span style="color: red;">KORUMA VE KONTROL</span><br />
<br />
Kontrol tedbirlerinin amacı bir anlamda bulaşmanın önlenmesidir.<br />
<br />
Şap Hastalığı'na Karşı Önlemler<br />
<br />
Şap hastalığının mücadelesinde alınacak önlemler iki yönden ele alınabilir.<br />
<br />
1.Hastalık çıkmadan önce alınacak genel tedbirler:<br />
<br />
    * Duyarlı hayvanlara şap aşısının periyodik olarak uygulanması,<br />
    * Yeni alınan hayvanlara şap aşısı yapılıp yapılmadığına dikkat edilmesi,<br />
    * Yeni alınan hayvanlara diğer hayvanlardan ayrı bir yerde karantina uygulanması (20 gün),<br />
    * Pazarda satılacak veya başka bir yere nakil edilecek hayvanlara en az 15-20 gün önceden şap aşısının yapılması,<br />
    * Ahır girişlerinde gerekli olan paspas veya giriş havuzlarında devamlı olarak sodyum karbonat, bakır sülfat, sitrik asit vb. dezenfektan maddelerin bulundurulması,<br />
    * Ahırlara hayvan bakıcılarından başkalarının sokulmaması,<br />
    * Hayvan bakıcılarının özel elbise ve ayakkabı ile ahıra girmelerinin sağlanması, bakıcıların diğer ahırlardan uzak tutulması.<br />
    * Sağımdan önce ellerin ve sağımda kullanılacak malzemelerin temizliğine dikkat edilmesi,<br />
    * Şüpheli vakalarda veteriner hekim&#8217;den bilgi alınması.<br />
<br />
2. Hastalık çıktıktan sonra alınacak önlemler:<br />
<br />
    * Hastalıktan şüpheli hayvanların derhal ayrı bir yere alınması,<br />
    * Ahırlara giriş çıkışların yasaklanması, İl/ilçe müdürlüklerine haber verilmesi,<br />
    * Ahıra veya çiftliğe izinsiz kimsenin sokulmaması,<br />
    * Araçların çiftliğe giriş/çıkışlarının mümkünse engellenmesi, mümkün olmaması durumunda hareketlerde hijyen kurallarına harfiyen uyulması,<br />
    * Yem, saman, altlık gibi malzemelerin giriş çıkışına izin verilmemesi,<br />
    * Hasta hayvandan bulaşan yataklık ve otların yakılması,<br />
    * Hasta hayvanlara ait sütlerin süt satıcılarına verilmemesi,<br />
    * Satıcıların çiftliğe sokulmaması,<br />
    * Hastalık sönüşüne kadar hayvan alım ve satımının yapılmaması,<br />
    * Ahırlar birden fazla ise, her biri için ayrı bakıcıların bulundurulması,<br />
 şayet mümkün değil ise bakıcılarının çizme ve elbiselerinin her ahırda değiştirilmesi,<br />
    * Çevre ahır ve çiftliklerin ziyaret edilmemesi, yabancıların hayvanlarını görmeleri için çağırılmaması,<br />
    * Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlarla temas edenlerin, bu hayvanlara ait eşya, malzeme ve naklinde kullanılan vasıtaların dezenfeksiyonunun sağlanması,<br />
    * 3285 sayılı HSZ Kanun ve Yönetmeliğine göre hareket edilmesi<br />
    * Enfekte hayvanların itlaf edilmesi/kesimi/imhası, (hastalık insidensinin düşük olduğu ülkelerde),<br />
<br />
<span style="color: red;">Şap Hastalığı Mücadelesinde Dünyada Uygulanan Metodlar;</span><br />
<br />
1. Kesim metodu: Hijyen kuralları ile beraber Hasta ve hastalıktan şüpheli hayvanlar öldürülür yakılarak veya gömülerek imha edilir. Kontamine malzemeler, et, süt vb. ürünler imha edilir. Bu işlemler dezenfeksiyon dahil sıkı hijyen kuralları ile beraber aşılamanın yapılmadığı ülkelerde uygulanmaktadır. İngiltere, Kanada, A.B.D., Norveç gibi ülkelerde <br />
uygulanmıştır.<br />
<br />
2. Kesim ve çevre aşılama metodu: Hijyen kuralları ile beraber Hastalığın kontrol altına alındığı ülke ve bölgelerde yıllık aşılama olmaksızın enfekte hayvanlar ve şüpheliler karantinaya alınır. Enfeksiyon bölgesinin çevresindeki hayvanlar aşılanırlar. Danimarka, İsveç, İsviçre, Hollanda, Meksika gibi ülkelerde uygulanmıştır.<br />
<br />
3. Aşılama Metodu: Hedef populasyonunun en az % 80 &#8216;nin şap hastalığına karşı aşılanarak yeterli korumanın sağlanabilmesi amacıyla yılda iki dönem şeklinde yoğun koruyucu aşılama kampanyaları sürü bağışıklığını sağlamaktadır. Hastalığın endemik olduğu Arjantin, Brezilya ve Afrika&#8217;nın bazı bölgeleri ile Ülkemizde bu metod uygulanmaktadır<br />
<br />
Ülkemizde Mücadele; Bakanlığımız Şap Enstitüsü Müdürlüğünce O1 Manisa,<br />
 A Aydın 98(A İran 96 ile homolog) ve Asia 1 suşlarını karşı aşı üretilmektedir, Şap virus tiplerinin ülkedeki seyrine göre monovalan, bivalan ve trivalan(tekli,ikili,üçlü) suşlarını kapsayan aşılar yıllık programlar doğrultusunda kullanılmaktadır.<br />
<br />
İllerde ki büyükbaş hayvanların tamamı ilkbahar ve sonbahar dönemi olmak üzere yılda 2 kez aşılanmaktadır. (ancak sonbahar kampanya döneminde; Trabzon, Rize, Artvin, Giresun, Ordu,  Bartın illeri ile Kastamonu İlinin Abana, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Doğanyurt, İnebolu <br />
sahil İlçelerinde bulaşma riski bulunan büyükbaş hayvanlara stratejik aşı uygulanmaktadır)<br />
<br />
Trakya Bölgesinde şap hastalığı yönünden aşılı ariliğe geçilebilmesi hedeflenmekte olup, bu bölgede şap hastalığına karşı kampanya tarzında yoğun aşılama ile birlikte, mihraklarda hasta hayvanlara kesim metodu uygulanmaktadır. Kesim metodu &#8220;Sığır Cinsi Hayvanların Tanımlanması Tescili ve İzlenmesi Yönetmeliği&#8221; hükümlerine göre tanımlanmış, şap aşısı <br />
uygulanmış ve kanuna uygun sevk edilmiş hayvanlarda uygulanmaktadır. 3285 sayılı HSZKY&#8217;nin<br />
 134. maddesi (g) bendine göre, Trakya Bölgesindeki hastalığın açık belirtisini gösteren ve laboratuvarlarca hastalığın varlığı ve tipi tespit edildikten sonra öldürülecek veya kestirilecek hayvanların takdir edilecek kıymetlerinin tamamı, hastalığın açık belirtisini göstermeyen ancak laboratuvarda hastalığın varlığı tespit edildikten sonra kestirilen hayvanların ise takdir edilecek kıymetlerinin dörtte üçü ödenmektedir<br />
<br />
Şap hastalığının kontrolü için uluslararası sıkı işbirliği gereklidir.<br />
<br />
Şap hastalığı ile mücadelede etkin olan kurallar Uluslararası Salgın Hastalıklar Ofisinin (OIE)  &#8220;Hayvan Sağlığı Kodu&#8221;nda belirtilmiştir. Bu kurallar dahilinde ülkenin  bir bölgesi, ülke geneli veya birkaç bölge birlikte değerlendirilebilir. Hastalık mücadelesinde uygulanan stratejiye göre bölgeler;<br />
<br />
         1. Aşılamanın olmadığı Hastalıktan Ari Bölge,<br />
         2. Gözetim Altındaki Bölge,<br />
         3. Aşılama ile Hastalıktan Arındırılmış Bölge,<br />
         4. Tampon Bölge,<br />
         5. Enfekte Bölge şeklinde tanımlanmaktadır.<br />
<br />
Bir ülke veya bir bölgenin gerek şap hastalığı ve gerekse diğer salgın hastalıklarla<br />
 mücadelede, hastalıktan ari olduğunun deklare edilebilmesi için aşağıda belirtilen işlemin takip edilmesi gerekir.<br />
<br />
         1. Hastalıktan Geçici Arilik,<br />
         2. Hastalıktan Arilik,<br />
         3. Enfeksiyondan Arilik.<br />
<span style="color: red;"><br />
ANTİSEPTİK UYGULAMASI VE DEZENFEKSİYON</span><br />
<br />
Şap hastalığına yakalanan hayvanlarda virus etkinliğini azaltarak tedaviye yardımcı olmak için antiseptikler, barınaklar, nakil vasıtası, yem, kıyafet, malzeme gibi yeni  bulaşmalara sebep olabilecak şüpheli herşeyi dezenfekte etmek için yapılacak uygulamalarda aşağıdaki şekilde hareket edilir :<br />
 <br />
  <span style="color: red;">Ağız ve meme yaralarında kullanılacak antiseptik solüsyonlar; </span>	<br />
<br />
Sodyum karbonat ( Çamaşır sodası ) 	                                   &amp;    2-3<br />
 <br />
Sodyum bikarbonat ( Yemek sodası ) 	                                    &amp;  10-15<br />
  	<br />
Potasyum Permanganat 	                                                          &amp;    0,5<br />
  	<br />
Potasyum klorat 	                                                                &amp;    0,5<br />
  	<br />
Sirkeli su 	                                                                            &amp;   10<br />
  	<br />
Diğer uygun dezenfektanlar 	<br />
  	<br />
Ayak yaralarında kullanılacak antiseptik solüsyonlar; 	 <br />
  	<br />
Sodyum hidroksit 	                                                                &amp; 1-2<br />
  	<br />
Sodyum karbonat ( Çamaşır sodası ) 	                                      &amp; 3-5<br />
  	<br />
Sodyum hipoklorit 	                                                               &amp;  1-2<br />
  	<br />
Potasyum hipoklorit sol. 	                                                       &amp; 1-2<br />
  	<br />
Potasyum hidroksit 	                                                               &amp;  1-2<br />
  	<br />
Diğer uygun dezenfektanlar 	 <br />
  	<br />
Barınak, Hayvan Nakil Araçları ve alet-malzemelerin Dezenfeksiyonu;<br />
<br />
Kaba temizlik yapıldıktan sonra şu solüsyonlar uygulanır<br />
  	<br />
Organik asitler 	                                                                  &amp; 0,25<br />
  	<br />
Formol ( 1 Lt. Suya 20 cc ) 	                                                    &amp;    1<br />
  <br />
Kreolin 	                                                                              &amp;  3-5<br />
  	<br />
<span style="color: red;">Diğer uygun dezenfektanlar 	</span> <br />
<br />
  	Giyim Eşyasının Dezenfeksiyonu: Kaba temizlik yapıldıktan sonra, ya eşyalar büyükçe bir kap içinde hazırlanan % 4-5&#8217;lik çamaşır sodalı suya atılarak 1 saat bekletilir. Yada etüv bulunan yerde bulaşık eşyalar etüve konur veya kaynar su buharına tutulur<br />
  	<br />
         Yemlerin Dezenfeksiyonu: Miktarı az olduğu takdirde yakılır. Ekonomik sebeplerle bu işlem yapılmadığı takdirde sadece virusla bulaşık olması kuvvetle muhtemel olan kısımları yakılarak imha edildikten sonra, kalan kısım kapalı ve mahfuz yerler içinde bir gün formol buharına maruz bırakılır ve iyice havalandırıldıktan sonra kullanılır. Mümkünse hastalığa duyarlı olmayan türlere yedirilir<br />
  	<br />
         İçme Suyunun Dezenfeksiyonu: Şaplı hayvanlar tarafından bulaştırılmış çeşme, yalak, havuz gibi sulama yerlerindeki sular, uygun dezenfektanlardan biri ile ilaçlandıktan sonra boşaltılır ve yeniden dezenfekte edilerek sağlamların faydalanmasına açılır. Bulaşık sular hayvanlara içirilmez. Herhangi bir sebeple bu gibi suları içirme <br />
zorunluluğu olduğunda, eczanelerde ruhsatlı müstahzar olarak satılan antiseptiklerden biri, tarifesindeki ölçülerde suya katılır.<br />
<br />
<span style="color: red;">ŞAP HASTALIĞININ EKONOMİ VE TİCARETE ETKİSİ</span><br />
<br />
Şap hastalığının meydana getirdiği kayıplar<br />
<br />
    * Süt ve et verimindeki kayıplar,<br />
    * Hayvanların gelişmesinde gerilik,<br />
    * Gebe hayvanlarda yavru atma,<br />
    * Özellikle genç hayvanlarda görülen yüksek oranda ölümler,<br />
    * Dış ve iç ticarete getirilen kısıtlamalardan doğan ekonomik kayıplar,<br />
    * Tedavi ve yeni bulaşmaların önlenmesindeki masraf ve yönetim giderleri,<br />
<br />
Şap hastalığından dolayı ülkemizde yıllık % 15 süt kaybı görülmektedir. Süt kaybından dolayı uğradığımız zarar yaklaşık 8 milyon ABD &#36; dır. Et kaybı ise % 10 dolayındadır.Et kaybından dolayı uğradığımız zarar ise 81 milyon ABD &#36;dır<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞI PROSPEKTÜSÜ</span><br />
<br />
  Şap aşıları inaktif viruslar ile hazırlanırlar. Aşıda kullanılacak şap virusunun seçimi çok önemlidir. Aşı virusu yüksek "r" değeri kadar iyi kültür özelliğine de sahip olmalıdır.<br />
  Aşı üretildikten sonra zararsızlık ve bağışıklık yönünden test edilmelidir. Aşı monovalanbivalan, trivalan ve polivalan şekillerde hazırlanabilir. Aşılama genellikle sığırlardakoyunlardan daha fazla olarak uygulanmaktadır.<br />
<br />
Bakanlığımıza Bağlı Şap enstitüsü Müdürlüğünde iki farklı adjuvantlı şap aşısı üretilmektedir<br />
<br />
&#8220;1. ALÜMINYUM HIDROKSIT VE SAPONIN ADJUVANTLI ŞAP AŞI PROSPEKTÜSÜ<br />
<br />
Şap aşıları; sığır, koyun, keçi, manda ve domuzlarda şap hastalığına karşı Şap Enstitüsü'nde O, A ve Asia-1 tiplerine karşı hazırlanmış aşılardır. Bu aşılar.BHK21, hücre kültürlerinde üretilen şap aşı virüsları BEİ ile inaktive edilerek, alüminyum hidroksit ve saponin adjuvantlı olarak hazırlanmıştır. Koruyucu olarak % 0.01 oranında merthi-olate ilave edilmiştir<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞININ UYGULANIŞI</span><br />
<br />
    * Şap aşıları kullanılıncaya kadar mutlaka +2°C ile + 8°C de muhafaza edilmelidir.<br />
    * Kullanılmadan önce iyice çalkalanarak homojen hale getirilmelidir,<br />
    * Aşılama deri altı yolla yapılmalı ve kas içine verilmemelidir.<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞI DOZU</span><br />
<br />
    * Sığır - Manda : 3 ml<br />
    * Koyun - Keçi : 1 ml<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞILAMA SONRASI REAKSİYONLAR</span><br />
<br />
Aşılama yerinde şişlik, hafif ateş. iştahsızlık ve süt veriminde azalma gibi<br />
 reaksiyonlarının yanında bütün aşılarda olduğu gibi hipersensitive reaksiyonları görülebilir<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞININ SAKLANMASI VE NAKLİ</span><br />
<br />
    * Aşılar +2 °C ile +8 °C'de saklanmalı ve nakledilmelidir.<br />
    * Aşının raf ömrü etikette yazılıdır<br />
<br />
<span style="color: red;">UYARILAR</span><br />
<br />
    * Açılan aşı şişeleri 8 saat içerisinde steriliteye dikkat edilerek kullanılmalıdır.<br />
    * Aşı uygulamaları otomatik şırıngalar ile yapılmamalıdır.<br />
    * Açı şişeleri güneş ışığından korunmalıdır,<br />
    * Donan aşılar kullanılmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: red;">AŞILAMA PROGRAMI</span><br />
<br />
    * ilk aşılama 4 üncü ayını tamamlayanlara<br />
    * ikinci aşılama ilk aşılamadan 1 ay sonra<br />
    * Bundan sonraki aşılamalar ise 6 ayda bir yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: red;">AMBALAJ ŞEKLi</span><br />
<br />
    * Monovalan, bivalan ve trivalan olarak hazırlanır.<br />
    * Aşılar Poly Ethylen-Terephthalat (PET) şişelerde 60 ml hacminde kullanıma sunulmaktadır&#8221;<br />
<br />
&#8220;2.TURVAC-OIL YAĞ ADJUVANTLI ŞAP AŞISI PROSPEKTÜSÜ<br />
<br />
Yağ adjuvantlı şap aşıları; sığır, koyun, keçi, manda ve domuzlarda şap hastalığına karşı hazırlanmış aşılardır. Bu aşılar, BHK21 hücre kültürlerinde üretilen şap aşı viruslarının BEİ ile inaktivasyon ve konsantrasyonunu takiben ya