Veteriner Hekimlerin Dünyası - Veteriner hekim forum

Tam Versiyon: Özel Viroloji (Yrd. Doç.Dr. Hakan BULUT'un Notları)
Şu anda tam olmayan bir versiyonun içeriğine bakıyorsunuz. Tam versiyona bakınız.
PARVOVİRİDAE AİLESİ
Nükleotid uzunluğu yaklaşık olarak 5,2 kb olan tek iplikli bir DNA genomuna sahip, yaklaşık büyüklüğü 25 nm (küçüktür) olan, zarsız, kübik simetrili, kapsiti yaklaşık 60 kapsomerden oluşan bir virus ailesidir. Bu virus ailesinde 3 alt aile bulunmaktadır. Bunlar; Parvovirus alt ailesi, Dependovirus alt ailesi, Densovirus alt ailesidir. Veteriner hekimlikte Parvoviruslar önemlidir. Dependeviruslar (bağımlı virus) çoğalmaları için başka virusa ihtiyaç duyarlar. Densoviruslar insektleri enfekte eden virusları kapsamaktadır. Parvoviruslar zarsız oldukları çevreye ve ısıya duyarlıdırlar. Parvoviruslar genellikle üreme fazındaki hücrelerin çekirdeğinde replike olurlar.
Parvoviridae ailesinde veteriner hekimlik için önemli olan hastalıklar;
1- Kedilerin Panklökopenisi: Parvovirus genel olarak vücuda oral yolla alınır (Daha az önemli olmak üzere inhalasyon youlyla da alınabilir). Pharyngeal lenf yumrularına yerleşir. Lenf sistemi ile tüm lenfoid dokulara (primer ve sekonder olarak timus, dalak, lenf nodülleri gibi) yayılır. Lökosit hücrelerinin büyümlerine ve farklılaşmalarına engel olur. Akut olaylarda ise lökosit sayısındaki nispi azalmaya ek olarak önemli klinik bulgular, şiddetli ishal ve kusmadır. Buna bağlı olarak hayvanda dehidratasyon neticesinde deri elastikiyetini kaybeder. Zayıflamış, kaşektik bir görünümü vardır. İlave olarak virus gebe hayvandan fötusa geçerek, serebral hiperplazi şekillendirir. Ayrıca motor nöronlarında defektlerden dolayı yeni doğan yavrularda ataksi görülebilir.
Epidemiyoloji: Virus hasta hayvanın gaitasıyla büyük miktarda çevreyi kontamine eder. Diğer hayvanlar ise çevredeki virusu ağız ya da solunum yoluyla almaktadır.
Tedavi: Hastalıkta özellikle enfekte kedilerin izole edilmesi gerekir. Perakut olaylarda yapılacak bir şey yoktur. Akut olaylarda klinik tabloyu iyileştirecek müdahaleler yapılabilir. Ülkemizde olmamakla birlikte bu virusa karşı attenue canlı ve inaktif aşılar da koruyucu amaçlı olarak yapılır.
2- Köpek Parvovirus Enfeksiyonları: Köpeklerde iki aile bu enfeksiyona sebep olmaktadır. Canin Parvovirus I (CPV I), hafif ishallerle kendini gösterir. Önemsizdir ve yaygın değildir, ancak Canian Parvovirus II (CPV II) tüm dünyada yaygın olan ve tüm karnivorlarda generalize (sistemik) enfeksiyona sahip olan bir virustur. Hastalığın klinik tablosu kedi panklökopenisi ile oldukça benzerlik gösterir. Bu nedenle bu hayvanlarda lökosit sayısında azalma, şiddetli ishal ve kusma, ayrıca karın bölgesinin palpasyonunda ağrı bulunmaktadır. Bu görüntüsü ile hastalık Köpek Gençlik Hastalığı ( ve Hepatitis Contaminis Canis (HCC) ile karışabimektedir. Bu hastalığın kedilerin panklökopenisi ile en önemli farkı fetusta serebral hiperplaziye sebep olmamasıdır. Bunun yerine myocarditis vardır. Böyle doğan hayvanlar kısa sürede ölmektedir.
NOT: Parvovirusların hemaglutinasyon özellikleri vardır.
PAPOVAVİRİDAE AİLESİ
Virus yaklaşık olarak 7 kb’lik çift sarmallı bir DNA ya sahiptir. Virus zarsız olup, yaklaşık büyüklüğü 50 nm kadardır. Bu virus ailesinde 2 alt aile bulunur. Bunlar; Polyoma ve Papilloma aileleridir. Papilloma virus ailesi veteriner hekimlikte hiperkeratoz veya hiperplazi ile kendini gösteren hastalığa sebep olur. Sığırlarda 6 farklı papilloma virus serotipi vardır. Bunlar genellikle baş, boyun, meme ve mem başı,genital sistem ile deride yaygın hiperplaziler ya da papillomlar oluşturmaktadır. Bu papillomlar ya saplı ya karnabahar görüntüsünde ya da sapsız yaygın papillomlar şeklindedir. Özellikle ağız bölgesindeki papillomlar yem yemeyi zorlaştırdığından, meme ve meme başı papillomları sağımı güçleştirdiğinden uzaklaştırılabilir. Diğer papillomların ekonomik açıdan bir önemi yoktur.
Polyoma viruslar veteriner hekimlikte önemli bir enfeksiyona sebep olmazlar. Bunlar özellikle onkogenesis mekanizmasının anlaşılmasında model olmuştur.
ADENOVİRİDAE AİLESİ
İlk defa bez hücrelerinde izole edildiği için bu isimle anılır. Adenovirus deyince aklımıza tüm hayvanlarda subklinik seyirli solunum sistemi enfeksiyonları gelir. Ayrıca Adenoviruslar enterit ile birlikte anılır. Genellikle lokal seyirli enfeksiyon oluşturur. Ancak bazı Adenovirus enfeksiyonları vücutta generalize (sistemik) olup, diğer doku, organ ve sistemlerin enfeksiyonlarına neden olur (Canin Adenovirus I)-Köpeklerin Bulaşıcı Hepatiti). Adenovirusların genel özellikleri olarak; yapısında yaklaşık 40 kb lik bir çift iplikli DNA taşır.Büyüklüğü yakaşık olarak 80 nm olan bir kapsit ile virus DNA sı sarmalanmıştır. Dolayısıyla virus bir nükleokapsittir. Virus enfekte hücrenin çekirdeğinde çoğalır ve intranükleer inkluzyonlara neden olur. Virusun yapısında bulunan proteinlerin bir kısmı, memeli eritrositleri ile birleşebilme özelliğine sahiptir. Bu nedenle virusun hemaglutinasyon özelliği vardır. Adenovirus enfeksiyonları pek çok kemirgen için onkogeniktir.
Adenovirus replikasyonu:
Virusun kapsitinde bulunan ligantları vasıtasıyla hedef hücreye virus adsorbe olur. Virusun penetrasyonu hedef hücrelerden klathrine proteiniyle kaplı cepçiklerle gerçekleştirilir. Sitoplazmada kapsitten tam olarak soyunmayı takiben çekirdeğe nakledilir. DNA çekirdekten hücreye RNA polimmeraz II tarafından önce erken protein mRNA larına transkripte edilir. Bu transkriptlerin translasyonuyla sentezletilen erken proteinler yapısal olmayan proteinlerdir. Daha sonraki aşamada hücresel DNA polimeraz vasıtasıyla DNA nın replikasyonu gerçekleşir. Replike edilen DNA dan geç mRNA bundan da geç proteinler sentez edilir. Geç proteinler yapısal proteinlerdir.Virus bu yapısal proteinlere genomu da alarak hücreyi terkeder.
1- Köpeklerin Adenovirus enfeksiyonları: Köpeklerden Adenovirusun iki serotipi hastalığa sebep olmaktadır. Bunlardan Adenovirus I solunum sitemi enfeksiyonlarına ilave olarak sistemik enfeksiyon seyri gösterir. Gerek Adenovirus I, gerekse Adenovirus II enfeksiyonlarında farenjit, tonsillit ve konjuktivit gibi solunum sistemi klinik formları görülebilir. Adenovirus I enfeksiyonlarında buna ilaveten nefrit, hepatit ve ensefalit tablosu görülür. Adenovirus enfeksiyonu bu seyriyle 3 farklı klinik form sergilemektedir. Perakut formda hayvan 3-4 saat içerisinde hiçbir klinik belirti göstermeden ölür. Akut formda ise hayvanda yüksek ateş vardır. Şiddetli ishal ve kusma görülür. Hayvanda karın bölgesinde bir duyarlılık vardır. Nefrit tablolarına bağlı olarak albuminüri görülür. Ayrıca lökosit sayısında azalma görülür. Hayvan dehidrasyona ve iştahsızlığa bağlı olarak kaşektik bir görüntü sergiler. Ölen hayvanlardan yapılan otopside tüm mukozalarda yaygın kanamalar vardır. Karaciğer büyümüş ve sarımsı bir renge bürünmüş olabilir. Hayvanda karın boşluğunda aşırı su toplaması vardır. Subakut formda ve canlı aşılamalarda (Adenovirus I ile) hayvanda mavi göz dediğimiz siyanoz şekillenir.
Teşhis: Hastalık klinik tablosu nedeniyle köpek Gençlik Hastalığı ve Parvovirus enfeksiyonlarıyla benzerlik gösterir. Parvoviruslarla ayırıcı tanısında nefrit ve hepatit tablosundan dolayı ayrılır. Köpek gençlik hastalığının ayırıcı teşhisinde kanın pıhtılaşma süresi oldukça uzamıştır.
Koruma ve Kontrol: Bu virus enfeksiyonuna karşı inaktive aşılar ve attenüe canlı aşılar bulunur. Attenüe aşı olarak çoğunlukla Adenovirus II den hazırlanmış aşılar tercih edilir. Çünkü Adenovirus I den hazırlanmış canlı aşılarda mavi göz sendromu ortaya çıkabilir.
HERPESVİRİDAE AİLESİ
Virüs yapısında yaklaşık 120-180 kb’ lik çift ipli bir DNA genomunun, bunu sarmalamış olan yaklaşık 160 kapsomerden oluşan ikozahedral bir kapsiti olan ve en dışta ise üzerinde virusa ait glikoproteinleri bulunduran zar yapısı bulunmaktadır. Virus 120-200 nm büyüklüğündedir. Virusun zar yapısında bulunan glikoproteinler hedef hücreye tutunma ve virusun hücreye penetre olmasında fonksiyonel olduğu için virusun biyolojisinde önemlidir. Ayrıca konakçıda şekillenen nötralizan antikorlar bu yapısal unsurlara spesifiktir. Herpesviruslar biyolojik özelliklerine 3 alt aileden oluşmaktadır.
1- α herpesvirinae alt ailesi: Bu alt ailede viruslar geniş konakçı spektrumuna sahiptir ve genellikle sinir hücrelerinde latent halde bulunmaktadırlar. Gerek invitro şartlarda (hücre kültüründe) gerekse invivo (canlıda) şartlarda çok hızlı bir şekilde üreme gösterip, virus üremesi enfekte hücrenin sitolizi ile tamamlanır.
2- β herpesvirinae alt ailesi: Dar konakçı spektrumuna sahiptir. Genellikle lenforetiküler dokularda ve salgı bezlerinde latent halde bulunmaktadır. Virus enfeksiyonu oldukça yavaş ilerler ve enfekte ettiği hücrenin lizisine veya sitolizine sebep olmaz. Bu gurupta at ve sığırların sitomegala virus enfeksiyonları bulunmaktadır.
3- γ herpesvirus alt ailesi: Bu alt ailedeki viruslar da dar konakçı spektrumuna sahiptir. Virus lenfoid dokularda latent halde bulunur ve lenf hücrelerinin periplazilerine (kötü huylu tümörlerine) sebep olur. Virusun çoğalması oldukça yavaştır.
α- Herpesvirusların replikasyonu: Virusun zar yapısında bulunan glikoproteinler hedef hücreye tutunur. Yine bu proteinler vasıtasıyla virusun nükleokapsiti hücre içerisine penetre olur, yani zarı dışarda bırakır. Stoplazmada genom kapsitten kurtularak (soyunarak) kısa sürede çekirdeğe taşınır. Çekirdektehücresel DNA ya bağlı RNA polimeraz enzimivasıtasıyla önce α mRNA transkriptleri sentezlenir. Bu transkriptlerden α proteinler şekillenir. α proteinler bir tarafta hücreye baskılayıcı etki yaparken kendinden sonraki β mRNA’lar transkriptlerinin sentezini arttırıcı özelliği vardır. β mRNA’lar β proteinlere sentez edilir. Gerek α gerek β proteinler enzim yapısına sahip yapısal olmayan proteinlerdir. β proteinlerde kendinden sonraki (γ mRNA’lar) transkriptlerin oluşumunu arttırmaktadır. γ mRNA transkriptlerinden sentezlenen γ proteinler virusun yapısal proteinleridir. Bu esnada viral genom çekirdekte DNA’ya bağlı DNA polimeraz enzimi ile replike olur. Nükleokapsit şekillendikten sonra çekirdek membranına daha önceden entegre olmuş glikoproteinleri de ihtiva eden zarı alıp, çekirdek membranında tomurcuklanır. Tomurcuklanan viruslar, vakuoler vasıtasıyla hücre dışına verilir.
1- IBR Bovine Herpesvirus enfeksiyonu (IPV, IBR): Aynı virusun solunum ve genital sistemde yapmış olduğu hastalığı ifade eder. Enfeksiyon rhinotracheid, konjuktvit, vulvavaginitis, penis ve prepitumun yangısı, genç hayvanlarda enseplalitise, yaşlı hayvanlarda genellikle enterite, gebe hayvanlarda ise aborta sebep olmaktadır. Hastalık genel manada öldürücü olmamakla birlikte özellikle sütçü hayvanlarda görüldüğünde fazla miktarda süt verimi kaybına sebep olduğundan ekonomik önemi fazladır. Bu ekonomik durum genç hayvanlarda ensephalitise bağlı ölümlerin gelişmesi, bakteriyel enfeksiyonlarla birlikte tüm hayvanlarda bronchopnemoni’ye bağlı ölümlerin gelişmesi, gebelerde aborta sebep olması, et verimi azalması ve bir de tedavi masrafları dikkate alındığında oldukça ekonomik öneme sahip, bir hastalık olarak karşımıza çıkar. Enfeksiyonun latent olarak seyredip ömür boyu ortaya çıkma ihtimali de bulunur. Bu enfeksiyonun gerek doğal gerekse suni tohumlama yoluyla yayılabilmesi sebebiyle mücadele zor olmaktadır. Her iki sistemde de virus birbirini enfekte edebilmektedir.
Klinik görüntü; hastalık ateşi takiben önce seröz sonra müköz burun akıntısı ve rinitis tablosu ile kendini gösterir.Bu bölgelerdeki mukozalar incelendiğinde pistüllere rastlanır. Bu pistüller bir araya gelip, erozyona uğrayıp yalancı membran şekillendirir. Bu nedenle bu hayvanda olunum güçlüğü vardır. Süt verimi düşüklüğüne sebep olur. Hastalığın bu fazının morbidite oranı % 100 iken, mortalite oranı% 8-10 gibi düşük bir orandır.Bakteriyel kontaminasyonlarda (miks enfeksiyonlar) prognosis kötüleşir ve ölüm oranı artar. Ölüm oranı ayrıca 6 aylık hayvanlarda ensefalitisten dolayı oldukça yüksektir. Enfekte hayvanlar, gebeliğin 5-8. aylarında ise enfeksiyon abortlarla sonlanır. Genital organlarda ise; dişilerde vulva ve vaginada, boğalarda penis ve prepitiumda pistüllere rastlanır. Bu pistüller genel olarak kendiliğinden bir hafta içerisinde iyileşir. Ancak diğer kontaminantlarla birlikte iyileşme süresi uzar. Genital seyrin sebep olduğu en önemli olgu kısırlıktır.
Savaşım: Bu enfeksiyonla mücadelede enfekte boğalar oldukça önemlidir. Birçok ülke boğa ithalatında sero-negatiflik sertifikası istemektedir. Bu hastalıkta bazı ülkelerde attenüe canlı aşılar kullanılmaktadır. Ancak bazı ülkeler bu aşılamayı dahi kabul etmemektedir.
2- Bovine Mamillitis (yalancı kabarcıklı deri hastalığı): Bovine Herpesvirus II’nin sebep olduğu ve genellikle meme ve meme başında daha az olmak üzere, boyun, sırt, yüz, genital bölgelerde merkezi çökük nodüller şeklinde kendini gösterir. Çoğunlukla iyi tabiatlıdır. İnek çiçeği, kabarcıklı deri hastalığı ve Şap Hastalığı ile karıştığı için önemli görülür. Hastalık özellikle yaz aylarında ve insektlerin bulunduğu bölgelerde ortaya çıktığı için, insektler hatalığın taşınmasında mekanik taşıyıcı olarak bilinir.
4- Pseudorabies (yalancı kuduz hastalığı): Hastalık domuz yetiştiriciliğinin olduğu ülkelerde at, sığır, koyun, keçi, köpek, kedi gibi birçok hayvanda kendini şiddetli kaşıntı ile gösteren MSS enfeksiyonuna sebep olur. Köpeklerde özellikle pharynx felci, ağrılı havlama, aşırı salya akıntısı, yaygın kaşınma gibi semptomlardan dolayı kuduzu anımsatır. Ancak bu hayvanlar ısırma eğiliminde değillerdir. Bu enfeksiyon domuzlarda solunum sitemi semptomları ve MSS bozuklukları şeklinde gözlenir. Domuzlar enfeksiyonu solunum sistemi akıntılarıyla çevreye yayar. Diğer hayvanlar bu virusu sindirim ve solunum yoluyla almaktadır.
4- Equine Herpesvirus IV enfeksiyonu: Genellikle taylarda üst solunum yolları enfeksiyonuna sebep olan fazla miktarda serömüköz burun akıntısıyla seyreden çoğunlukla iyi tabiatta, oldukça bulaşıcı bir viral hastalıktır. Beslenme yetersizliği ve bakteriyel kontaminasyonlarla bir arada bulunduğunda ölümcül bronchopneumoni’lere dönüşebilir.
5- Equine Herpesvirus I enfeksiyonu (Atları Abortus Hastalığı): Çoğunlukla gebeliğin son 4 ayında, gebe hayvanlarda aborta sebep olan önemli bir viral ajandır. Aborte olmuş fötusta herhangi bir malformasyon görülmez. Hastalık atlarda sık olmakla birlikte ensefalitislere sebep olabilir.
6- Equine Herpesvirus IIIenfeksiyonu: Coital exantomus diye de adlandırılan bu hastalık erkeklerde penis ve prepitiumda, dişilere ise vulva ve vaginada exantemlerin görülmesiyle karakterizedir. Virusun bulaşmasında çiftleşme birincil faktördür. Virus gebe hayvanlarda aborta veya kısırlığa sebep olmamaktadır. Virusun önemi, enfekte hayvanlarda seksüel isteğin azalması olarak ifade edilir.
7- Canin Herpesvirus I enfeksiyonu: Özellikle genç hayvanlarda ölümcül hemorajilerle karakterize, oldukça yaygın olan bir viral hastalıktır. Hastalıktan genellikle klinik belirti göstermeyen inkubasyon süresini takip eden ilk 1-2 günde ölüm meydan gelir. Klinik belirtilerin görüldüğü köpeklerde ise abdominal ağrı, ağrılı havlama ve solunum güçlüğü vardır.
8- Feline Herpesvirus I enfeksiyonu: Calicivirus ile birlikte kedilerde solunum sistemi enfeksiyonlarının en önemli etkenidir. Virus enfekte hayvanlarda rhinitis, seröz ve müköz burun akıntısı, solunum güçlüğü, dudaklarda ödem gibi genel semptomlar yanında, önce kojuktivits olarak başlayan seröz bir akıntının görüldüğü daha sonra kornea ülserine dönüşen gözdeki tablo ve köpüklü bir salivasyon bu hastalığın Calicivirus enfeksiyonundan ayrımını sağlar. Gebe kedilerde aborta sebep olup, abortun sebebinin ateş olduğu düşünülür.
9- Coryza (Bovine Herpesvirus alcelaphine enfeksiyonu): γ herpesvirus alt ailesinde bulunan alcelaphine virusun sebep olduğu özellikle sığırlarda baş ve barsak mukozasının fena tabiatlı yangısı ile gözde keratitise sebep olan, oldukça öldürücü bir viral hastalıktır. Hastalık sığırlarda sporadik olarak görülür. Sığırların bu hastalığın son konakçısı olduğu düşünülmektedir. Virusun sığırlara bulaşmasıyla ilgili 3 tez vardır. Bunlardan ilki; virusun yabani ruminantlarla bir arada bulunan sığırlarda görülmesidir. Bu nedenle ilk konakçı olarak yabani runinalar düşünülmektedir. Diğer taşınmanın; hastalığı özellikle koyunlarla bir arada bulundurulan veya bulunan sığırlarda görüldüğünden koyunlar virusun ilk konakçısı olarak değerlendirilmektedir. Koyunlar virusun taşınmasında ilk konakçı olarak değerlendirilse de bu güne kadar yapılan çalışmalara göre, koyunlarda henüz Coryza virusu izole edilememiştir. Ancak koyunlarda yapılan seroepidemiyolojik çalışmalarda populasyondaki koyunların yaklaşık % 80-90’ında Coryza antikorlarına rastlanmıştır. Ayrıca virus izolasyonu gerektirmeyen PCR (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) moleküler tekniklerle koyunların pek çoğunda, özellikle kanlarında viral bir geneom gösterilmiştir. Üçüncü bir taşınma yolu ise; Coryza hastası sığırların herhangi bir dönemde veya herhangi bir şekilde vahşi ruminant ya da koyunlarla temas etmedikleri görülmüştür. Bu hayvanlarda virusun bulunmasıyla ilgili durum anlaşılamamıştır.
Klinik Bulgular: Virusla enfekte hayvanlar 2 hafta ile 10 ay arasında bir süreden sonra bazı olgularda yüksek ateşi takiben şiddetli ve kanlı ishal şekillenir ve 1-2 günde ölümle sonlanır. Ölümle sonlanmayan vakalarda uzun süren b,r kanlı ishal kas titremesi ve konjuktivitis şekillenir. Genellikle bu konjuktivitis, hastalık ölümle sonlanmazsa bilateral çeperden başlayıp merkeze doğru ilerleyen keratitis (gözde opaklanma) görülür. Hayvanda çift taraflı bir göz yaşartısı vardır. Bu klinik belirtiyi gösteren hayvanlar yaklaşık 1 ay içinde ölür. Bazı vakalarda barsak ve gözde görülen bu semptomların yanı sıra MSS semptomlar da görülebilir. Hastalığın çok azında hasta hayvanlarda enfeksiyon, sindirim sistemi mukozasında kataral yangı ve exantem olarak kalmaktadır (Bu form abortif (gizli, belirli olmayan) form olarak da isimlendirilir.
POXVİRİDAE AİLESİ
Poxviruslar bilinen virus ailesi içinde morfolojik olarak en büyük ve en komplike yapıya sahip olan virustur. Virusun büyüklüğü yaklaşık olarak 300 nm’dir. Yapısında çift sarmallı ve yaklaşık uzunluğu 150-200 kb olan bir DNA bulundurur. Virusun yapısında nükleokapsit ve zar proteinlerine ilave olarak pek çok viral protein de bulunur. Vaccine viruslar (Poxvirusların prototipi) hariç, diğerlerinin morfolojik görüntüsü bir tuğla yığınını andırır.
Poxvirusların Replikasyonu
DNA virus ailesi olup da, stoplazmada replike olan tek virus ailesidir. Sitoplazmada replike olduğundan dolayı virus kendisi ile birlikte transkripsiyon için gerekli enzimleri (proteinleri) taşımaktadır. Virus hücre içerisine, zarını hücre dışında bırakacak şekilde soyunma olmaksızın (çünkü stoplazmada serbest kalacak olursa, burada bulunan DNAaz enzimleri vasıtasıyla parçalanır) kendisi ile birlikte getirdiği DNA ya bağlı RNA polimeraz enzimi ile erken transkriptleri sentezletir. Ayrıca bu RNA lar mRNA oluşturmak için post transkripsiyonal modifikasyona uğrar. Bunu da yine virusla birlikte gelen Poly A Polimera ve Metilaz gibi enzimler yapar. Precursor RNA’dan intronlar uzaklaştırılamaz. Oluşan bu transkriptler erken proteinlere sentez edilir (Translasyon). Bu erken proteinlerin bir kısmı DNA polimeraz aktivitesine sahiptir. Bu enzim vasıtasıyla bir taraftan virusun replikasyonu olurken diğer taraftan transkriptazlar ara ve son(geç) transkripsiyonlar ve bunlardan da ara ve geç proteinlerin sentezi gerçekleştirilir. Geç proteinler virusun morfolojisini oluşturmak üzere genomu sarmalar. Sitoplazmada birleşen bu yapı, ya golgi cisimciğine gider buradan membran alıp zarlı virus olarak hücreyi terk eder, ya da bu nükleokapsitlerden büyük bir kısmı hücreyi parçalayarak zarsız virionlar olarak hücreyi terkeder. Gerek zarlı gerekse zarsız her iki form da enfeksiyözdür.
Poxviruslar 2 alt aileden oluşurlar(Cordopox ve Entomopox). Cordopoxlar omurgalılarda ve geniş bir konakçı spektrumunda çiçek hastalığına neden olmaktadır. Bu alt ailede 8 farklı virus serolojik, genomik ve antijenik olarak birbirinden ayrılır. Bu viruslar insan, sığır, koyun, keçi, domuz, kanatlı çiçeklerine sebep olur. Entomopoxlar ise insektlerde poxvirus etkenidir. Bizim açımızdan önemli değildir.
Hastalıklar
1) Sığır Çiçeği: Genellikle meme ve meme başında önce eritem, daha sonra papil ve bu papilin yırtılmasıyla fistüllere sebep olan, kısa sürede kabuklaşıp, bu kabukların kendiliğinden iyileşmesi ile karakterize hastalığa sebep olur. Hastalık özellikle sağım işi ile uğraşan çiftçilerde benzer lezyonlara sebep olur. Bu sebeple “Sağmaç Çiçek Hastalığı” da denir.
2) Yalancı Sığır Çiçeği: Yine meme ve meme başında eritem ve papilden sonra fistülleşmeden kabuklaşma meydana gelir. Bu kabuklar at nalı görünümündedir. Kendiliğinden düşer ve iyileşme olur.
3) ORF Hastalığı: Koyun ve keçilerde ayak, dudak ve memede çiçek benzeri lezyonlara sebep olan dünyada birçok ülkede bulunan, oldukça bulaşıcı genç hayvanlarda mortalitesi yüksek bir hastalıktır. Hastalığın diğer bir önemi insanlara bulaşmasıdır. Yani zoonozdur. Ağız, ayak ve memedeki lezyonlar eritem, papil, fistül olarak kabuklaşmaya dönüşür. Kabuklar sürtünmeden dolayı kanamalı bir şekilde düşer. Bu haliyle hayvanlarda ağırlık kaybı yanında sekonder hastalıklara karşı duyarlılık gelişir.
Savaşım: Genellikle canlı aşılar belirli mevsimlerde kullanılabilir.
4) Koyun ve Keçi Çiçeği: Evcil hayvanlarda görülen, mortalite oranı en yüksek ve generalize olan bir hastalık tablosu oluşturan virustur. Hastalık solunum sayısı ve ateş yükselmesi ile başlar. Dudak ve gözde şişlikler, burunda akıntı şekillenir. Hayvanda solunum güçlüğüne bağlı kambur yürüme görülür. Bu görüntülerin takibinde 1-2 gün içinde ilk önce vücudun kılsız bölgesinde, daha sonra tüm vücutta nodüller görülür. Bu nodüller kabuklaşır. Kabuklar kendiliğinden iyileşir. Özellikle genç hayvanlarda hastalık % 50 mortalite oranı ile seyreder.
5) Kabarcıklı Deri Hastalığı: Generalize bir hastalık olup, lenfadinitis, dudak ödemi ve burunda akıntı ile birlikte tüm vücutta yaygın, iç organlarda da görülebilen nodüllerle kendini gösterir. Ülserleşme eğilimlidir. Kabuklaşma ve bu kabukların iyileşmesi uzun sürdüğünden hayvanda uzun süreli bir ekonomik kayba sebep olur. Bunun haricinde morbidite oranı yüksek, mortalite oranı düşüktür. Hastalık özellikle sokucu sineklerle taşındığı için sıcak iklime sahip ülkelerde görülür. Herpesvirus II enfeksiyonu ile karışmaktadır.
PİCORNAVİRİDAE
Bu aile (Picorna: küçük) membrandan geçtikten sonra enfektivitesini devam ettirdiği belirlenen ilk mikroorganizma olarak virolojik açıdan önem arzeder. Picornaviruslar yaklaşık 20-25 nm büyüklüğe sahip, zarsız bir virus olup, yaklaşık 5-8 kb büyüklüğünde, pozitif anlamlı tek iplikli RNA ya sahiptir. Virusun gerek zersız olması, gerekse kapsiti oluşturan (VP1, VP2, VP3, VP4) proteinlerinin protomer ve peptomer olarak oluşturdukları simetrik yapılar, virusa çevre şartlarına dayanıklılık sağlar.
Picornaviruslar içerisinde antijenik ve genomik farklılığın yanında fizikokimyasal ajanlara duyarlılıkları birbirinden ayrı olan en az 5-6 aile bulunur. Bunlar; Aphtoviruslar, Cardioviruslar, Rhinoviruslar, Enteroviruslar, Hepatoviruslar’ dır. Bunlardan özellikle Aphtovirus grubunda bulunan virusun sebep olduğu Şap Hastalığı hekimliğimizde oldukça önemlidir. Bu alt ailelerden antijenik ve genomik açıdan birbirlerine uzak olan pekçok serotip ve her serotipte pek çok suş bulunmaktadır. Serotipler arasında immunojenik yakınlık en fazla % 30 dur. Bu nedenler bir serotipe karşı oluşan yanıt, diğer bir serotipe karşı hayvanı koruyamamaktadır. Bu durum özellikle Şap Hastalığı ile mücadelede bizim açımızdan önemidir. Şap virusunun 7 serotipi vardır. Bunlar; A, O, C, Sat 1, Sat 2, Sat 3 ve Asia 1 dir. Bu serotipler dünyanın çeşitli bölgelerinde enfeksiyonun kaynağıdır. Ülkemizin bulunduğu coğrafyada A ve O serotipleri zaman zaman görülür. Orta Asya ve Mezopotamya topraklarında Asya 1 serotipi enfeksiyona neden olur. Sat 1, 2 ve 3 tipleri Afrika ülkelerinde enfeksiyonun kaynağıdır. Bu coğrafyalarda serotiplerin bilinmesi aşı ile mücadelede oldukça önemlidir. Örneğin ülkemizde A, O serotipi görüldüğü için, bu iki serotipi ihtiva eden bivalan aşılar kullanılır. Ancak ülkemizin doğu ve güney sınırlarımızdan kaçak hayvan girişlerinden dolayı zaman zaman Asia 1 serotipi ile enfeksiyon neticesinde şap olgularına rastlanır. Bu nedenle bazı özel veteriner hekimler ithal Asia 1 aşılarını da kullanırlar. Ancak unutulmaması gereken nokta monovalan aşıların immunojenik etkinlinin daha iyi olduğudur. Aşılamada serotip seçimi belirleyici olmakla birlikte suşlarn bilinmesi ve hastalığın görüldüğü suşa göre aşılama yapılması daha mantıklı bir yaklaşımdır. Bugün kullanılan aşılar hücre kültürlerinde üretilmiş olan (DHK hücresi) ve formadehit veya -porpiyolaktan gibi ajanlarla inaktive edilmiş virus partikelleridir. Aşı genellikle yılda 2 defa ve sc yolla uygulanır. Şap virusu asite duyarlı bir virustur. PH 7’nin altında hızlı bir şeklide inaktive olur. Picornavirus ailesindeki diğer virusların ise asite duyarlılıkları birbirinden farklıdır. Örneğin enteroviruslar pH 3’ün altındaki asitliğe duyarlıdır. Bu nedenle sindirim sistemi enfeksiyonlarının oluştururlar.
Picornaviruslarda Replikasyon
Virusun reseptörü intrasellüler adhezyon molekülleridir. Viruz reseptörlere bağlandıktan sonra endositozla hücreye penetre olur. Sitoplazmada soyunma aşamasını geçirerek RNA serbestlenir. Pozitif bir RNA’ya sahip olduğundan genomu direkt mRNA olarak görev görür. Genomdan önce P1, P2, P3, P4, proteinleri sentezlenir. Bu proteinlerden P1 VP1, VP2, VP3 ve VP4’e kesilir. P2 ise proteaz aktivitesiyle bu kesime katılır. P3 RNA polimeraz aktivitesine sahiptir. Bu proteinle pozitif sarmallı RNA’dan önce negatif RNA, daha sonra bu negatif RNA kalıp olarak kullanılıp pozitif RNA’lar sentezlenir. Bu pozitif RNA’ların bir bölümü yeni virionun yapısına genom olarak iştirak eder. Bir bölümü ise virusun bazı proteinlerinin sentezinde kullanılır. Stoplazmada asanbleyi takiben virus hücrenin sitolizi ile replikasyonnunu tamamlar.
Şap Hastalığı
Tüm ruminantlarda akut, ateşli oldukça bulaşıcı ve primer-sekonder aftların(içi sıvı dolu vezikül) oluşumu ile karakterize viral bir hastalıktır. Hastalık özellikle genç hayvanlarda virusun kalp kasına affinitesinden dolayı myokarditise bağlı ölümler şekil alır. Bu hayvanlara mortalite oranı % 20-30 oranında görülebilir. Ancak hastalığı atlatan hayvanlara ömür boyu devam eden süt veriminde düşüklük görülür.
Virus genellkle damlacık enfeksiyonu yolulya ora olarak alınır. Virus önce pharyngeal bölgede çoğalır. Bu dönemde ağızda, çoğunlukla belirlenemeyen primer aftler oluşur. Daha sonra viremiyi takiben 1-2 gün içerisinde ateş ile birikte özellikle ağız, tırnak ve memde sekonder aftlar oluşur. Bu dönemde ateş düşer. Ayrıca genç hayvanlarda myokarditis görülür. Şekillendirdiği lezyonlardan dolayı hasta hayvanda klinik olarak iplik tarzında bir salya ve topallık görülür. Bu klinik görüntüden dolayı Şap Hastalığı;
1) Veziküler hastalıklar (Veziküler stomatitis, Veziküler ezantem)
2) Mucosal Hastalıklar (Mucosal Disease, Sığır Vebası, IBR ve Coryza)
3) Çiçek Hastalıklar (Koyun ve Sğır Çiçeği)
gibi hastalıklarla karıştırılabilmektedir. Şap virusu gerek zarsız olması ve kapsitin yapısı gerekse asit duyarlılığı (Örn: Normal şartlarda virus 20 gün kadar, rutubetli ortamda 1 hafta, süt tozunda 1,5 yıl, tereyağında 1 ay kadar, asitleşmenin olmadığı doku, organ ve sisitemlerdeyıllarca, gaitada haftalarca aktivitesini korumaktadır.
Ayrıca virusun replikasyon süresinin kısa olması ve çok fazla miktarda virus saçılması (özellikle salya, süt ve aft içerikleriyle) sebebiyle hastalığın bulunmadığı bölgeye girdiğinde çok kısa sürede endemilere sebep olur ve yıllarca eradike etmek mümkün olmayabilir. Şap hastalığı insanlarda özellikle çiftçilerde ateş, kırgınlık, ağız ve elde aftların oluşumu ile kendini gösteren bir enfeksiyon oluşturur. Özellikle parmak uçlarındaki aftlar oldukça ağrılıdır. Kendiliğinden iyileşme görülür.
Şap hastalığı ile aşı haricinde mücadele oldukça önemlidir. Bu mücadelede hasta görüldüğü bölgelerin derhal karantinaya alınması ve buna ilave olarak eradikasyon programı uygulanması esastır. Bazı ülkelerde ise sadece karantina uygulanır. Hayvanların tedavisi yoluna gidilir. Virus için çevre dezenfektanı olarak % 1’lik NaOH ve kireç kaymağı önerilir.
CALİCİVİRİDAE
Linear pozitif sarmallı, tek iplikli bir RNA genomuna sahiptir.Virionu 35-40 nm çapında, zarsız bir virustur. Tek bir alt ailesi vardır (Caliciviruslar).Bu virus domuzların veziküler exantemi, kedilerin calici virus enf., tavşanların hemorajik hastalığı ile karakterizedir. Bu etken özellikle kedirlerde solunum sistemi enfeksiyonlarına sebep olur. Bu virus tüm kedi familyaları duyarlı olmasına rağmen özellikle kediler ve çitalarda görülür. Virus faringeal bölgede bölgede, iyileşen kedilerin ise tonsillerinde bulunur. Bu nedenle iyileşen hayvanlar enfeksiyonun taşınmasında önemli rol oynar. Taşınma temas vesolunum sistemi ile olur.
Kedilerin Calicivirus enfeksiyonu:
Klinik görünüm: Etken konjuktivitis, rinitis, tracheitis, pneumoni ve ülserler ile karakterize akut veya subakut hastalık meydana getirir. Hastalık suşlara göre değişik seyredebilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, ateş, hapşırma, iştahsızlık, uyuşukluk, sert yürüyüş, gözyaşı ve burun akıntısıyla seyreder. Pneumoni vakalarında solunum güçlüğü görülür. İnkubasyon süresi 1-2 gündür, hastalığın seyri ise 7-10 gündür. 1 yaşın üzerindeki kediler bu hastalığa duyarlı değildir.
Mücadele: Hastalığa karşı canlı ve inaktive aşılar kullanılmalıdır.
TOGAVİRİDAE
Dünyada artropodlarla taşınan viruslar iki gruba ayrılır. A grubunda Togaviridae Alphaviruslar, Rubiviruslar, B grubunda ise Flaviviridae Flaviviruslar bulunur. Togavi-ridae ailesinde virionlar 60-70 nm çapında, pozitif sarmallı bir RNA ya sahip, genomu 11-12 kb uzunluğunda zarlı bir virustur. Genomunun 5’ ucunda bir kep, 3’ ucunda ise bir Poly Aproteini vardır. Bu durum RNA nın kısa sürede parçalanmasını önleyerek, proteinlerin sentezlenmesine yardımcı olur. Yapısal olmayan proteinleri sentezleyecek olan genler, genomun 5’ ucunda bulunmaktadır. İki de zar proteini bulunur (bazen de 3) (E1, E2, E3).
Replikasyon: Togaviruslar hücre içerisine endositoz yoluyla alınırlar. Virusun penetrasyonundan sonra RNA genomu sitoplazmaya bırakılır. Replikasyon esnasında genomun 2/3’ü yapısal olmayan 4 proteine ayrılır(Bunların 2 tanesi RNA ya bağlı RNA polimeraz aktivitesine sahiptir). Genomun geri kalan 1/3’ü ise yapısal proteinleri sentez eder. RNA’ya bağlı RNA polimerazlar başlangıçta pozitif anlamlı olan RNA yı negatif anlamlıya çevirirler. Daha sonra RNA polimeraz aktivitesiyle tekrar pozitif anlamlı bir RNA oluşur. Bu RNA yavru virusun genomunu oluşturur.
NOT: Yapısal proteinler yeni oluşan pozitif anlamlı genomda yer almadığı için, bunun yanı sıra yapısal proteinleri içeren bir subgenomik RNA da sentez edilir. Bu durum yalnızca Togaviruslara özgüdür.
Togaviruslar hücre membranından tomurcuklanarak hücreyi terk eder. Virus nerede tomurcuklanacaksa (zarını alacaksa) glikoprotein oraya gider.
Equine Encephalitis: Alphaviruslar genellikle atlarda ensefalitise sebep olurlar. Bu hastalığın yayılmasında artropodlar rol oynar. Enfekte bir artropodun hayvanı sokmasıyla vücuda giren viruslar, buraya en yakın hücrelerde veya lenf yumrularında replike olurlar. Daha sonra viremi ile tüm vücuda yayılırlar. MSS sistemine virus girişi birkaç alternatif yoldan biriyle olmaktadır. Bunlar;
- MSS deki kapillarlara virusun basit diffuzyonu,
- Veziküler endotelliyal hücrelerde viral replikasyon ve MSS nin parankimasına yeni nesil virusların bırakılması,
- Direkt cerebrospinal sıvıya virus invazyonu,
- MSS parankimasına göç edebilen yangıdaki veya lenfoid hücrelerdeki virusun taşınması.
Klinik görünüm: Doğu, Batı ve Venezuella ata ensefalitis viruslarıyla atların enfeksiyonu söz konusudur. Enfeksiyon subklink olabilir veya sadece ateş, iştahsızlık ve depresyon gösterebilir. Venezuella tipi belli belirsiz semptomlarla ölüme sebep olabilir. Doğu at ensefalitisinde aşırı depresyon (tipik bıçkıcı sehpası gibi duruş, başın asılı durumu, kulak ve dudakların sarkması) görülür. Doğu at ensefalitisinde artropodlar etkeni at ve insanlara bulaştırabilir. Mortalitesi en yüksek olan Doğu At Ensefalitisi’dir (% 90).
CORONAVİRİDAE
Coronaviruslar insan ve pekçok hayvan türünde solunum ve sindirim sistemi enfeksiyonlarına, vaskulitis, ensefalitis, hepatitis gibi pek çok değişik semptom gösteren hastalıklara sebep olan bir virus ailesidir. Ancak bizim hekimliğimizde önemli olan enfeksiyonlar; kedi, köpek ve sığır coronavirus enfeksiyonlarıdır. Coronaviruslar insanlarda nezle olayının en önemli sebeplerinden biridir.
Morfoloji: Coronaviruslar zarlı bir virus olup, yaklaşık büyüklüğü 150 nm’dir. Zarın yapısında S, M ve HE proteinleri bulunur. Virusun genomu yaklaşık olarak 25 kb büyüklüğündedir (Bu haliyle genomu en uzun olan RNA virusudur). Viral genom pozitif sarmallı ve tek ipliklidir. Bu genom virusun nükleoproteini (NP) tarafından sıkıca sarmalandığı için elektron mikroskopta kolayca belirlenemez. Virusun zarında bulunan S proteini virusun antijenik determinantıdır. Bu proteinin antijenitesine göre coronaviruslar 4 antijenik grupta incelenir. 3. ve 4. gruplar kanatlılarda solunum sistemi enfeksiyonlarına sebep olur. 2. grup viruslar coronavirus ishali yapar. 1. gruptakiler kedi ve köpeklerin coronavirus enfeksiyonunu yaparlar. 1. ve 2. grup coronaviruslar insanlarda nezleye sebep olur. Viral zarda bulunan HE proteini 2. grupta bulunur. Hemaglutinin esteraz sahiptir. Matriks proteini nükleokapsitle sıkı ilişkili olup, aynı zamanda membran dışına taşan bir transmembran proteinidir.
Replikasyon: Virus S proteiniyle hücreye tutunduktan sonra zarını hücre dışında bırakarak hücreye penetre olur. Sitoplazmada nükleoprotein soyunmasını takiben pozitif (+) sarmallı RNA açığa çıkar. Bu RNA doğrudan mRNA olarak görev yapar. İlk sentezletilen protein RNA polimeraz aktivitesine sahiptir ve bu proteini aktivitesiyle pozitif (+) sarmallı viral RNA’dan negatif (-) sarmallı komplementer RNA sentezlenir. Negatif (-) sarmallı RNA herbiri farklı uzunlukta 3’ ve 5’ uçları ortak olan en az 7-10 adet mRNA sentezlenir. Bu mRNAlaraın herbiri virus proteini için kalıp görevi görür. Yani virusun RNA’sı negatif (-) sarmallı RNA’dan sentezlenerek virus yapı unsurları tamamlanır. Bu aşamadan sonra virus zarını Golgi ve ER’den alarak replikasyonunu tamamlar. Oluşan 7-10 mRNA ribozoma giderek virusun N, M, S ve HE proteinlerini sentezletir.
1- Bovine Coronavirus Diarhoae 8Sğır Coronavirus İshali)
Rotaviruslar sığır ishallerinin en önemli etkeni olmakla birlikte Coronaviruslarda ishal olgularından izole edilen önemli bir virus ailesidir. Coronavirus ishalleri genellikle 3 aylık buzağılarda görülür. Eğer buzağıyı matenal antikorlar koruyamazsa 1 aylık buzağılarda da görülür. Coronaviruslar incebağırsak epitellerinin atrofisi ve yıkımlanmasına sebep olarak hayvanın su ve mineral maddeleri yeterince değerlendirememesine neden olur. Buna bağlı olarak hayvanda şiddetli ishal, zayıflık, glukoz ve laktozun sindiriminin azalmasına bağlı hipoglisemi, asidoz şekillenir. Bu olgular şiddetli olursa hayvanda akut şoka bağlı ölümler görülür. Mücadelede genç hayvanlara aşı etkimediğinden anneden geçen antikor miktarını arttırmak içim anneye aşılama yapılabilir. Coronavirus ishallerinin prognozunu kötüleştiren en önemli bir eken de Esherichia coli’dir. Tedavide bu durum da göz önüne alınmalıdır.
2- Feline Enfeksiyöz Peritonitis (Kedilerin Enfeksiyöz Peritonitisi)
Bu virusa karşı kedi populasyonunun % 90’ınında antikor cevabı belirlenmesine rağmen klinik hastalık ancak % 10’unda görülmektedir. Bu sebeple subklinik bir enfeksiyonun varlığından söz edilebilir. Bu hastalık özellikle kedilerde immunosupresyona sebep olan kedi löykozu, kedi iimun yetmezlik virusu, kedi lökopenisi ve kedi sinsisyal virus enfeksiyonu gibi viruslarla birlikte görülür. Hastalığın klinik başlangıcı dikkat çekmez. Hayvanda durgunluk ve zayıflama ile uzun süre kendisini gösterir. Peitonitis bu sürecin sonunda şekillenir. Hayvanın karın palpasyonunda aşırı tepki, asites ve böbreklerde düzensiz büyümeler dikkat çekicidir. Ayrıca aspire edilen peritoneal sıvının altın sarısı renkte olması önemli bir bulgudur. Kesin teşhis virolojik muayenelerle yapılabilmektedir. Hastalığın oluşmasında vücutta bulunan özgül antikorlar ile virusun oluşturduğu immun kompleksin böbreklerde birikmesi durumunda önemlidir. Bu nedenle aşılama tavsiye edilmez.
PARAMYXOVİRİDAE
Daha önceki yıllar Influenzavirusun (grip etkeni) yer aldığı Orthomyxoviruslar ile aynı ailede değerlendirilirken bugün gerek bu viruslar arasındaki genomik yapı farklılığı gerekse replikasyon stratejisinin farklılığı bu iki virusun farklı aileler olduğuna işaret eder. Paramyxoviruslar 3 alt aileden oluşmaktadır. Bunlar; Parainfluenza viruslar (PI), Morbilliviruslar ve Pneumoviruslar’dır. PI virus alt ailesinde bulunan PI-3 sığırların en önemli solunum sistemi enfeksiyonuna etki eder. PI-2 ise köpeklerde solunum sistemi enfeksiyonu yapar. Morbillivirus alt ailesinde sığır vebası ve köpek genetik hastalığı gibi önemli hastalıkları yapan önemli virus aileleri vardır. Pneumovirus alt ailesinde bulunan respiratorik sinsitial virus özellikle genç sığırlarda önemli bir viral etkendir.
Morfoloji: Virus yaklaşık olarak 150 nm büyüklüğünde olup zarlıdır. Virus yapısında yaklaşık 16 kb uzunluğunda ve negatif sarmallı RNA bulunur. Virus en az 7 tane yapısal protein ve birkaç tane yapısal olmayan proteinden oluşmuştur. Bu proteinlerden HA-Nöraminidaz (Bu protein bazı alt ailelerde bulunmazken, bazı alt ailelerde ise H-N proteinin yerine G proteini bulunur) virus zarında bulunur. H-N proteini virusun hedef hücreye bağlanmasını temin etmektedir. Füzyon proteini ise gerek virusun hedef hücreye penetre olmasında gerekse enfekte hücrelerden komşu hücrelere virusun direkt geçişinden sorumludur. Nirus yapısında bulunan nükleokapsit proteini ise genomu sarmalama, yanında matriks proteini ile birlikte virusun morfolojisini oluşturur. Fosfoprotein (P) ve Large protein (L) virus genomunu transkripsiyonunda görev almaktadır. Replikasyon, virus hedef hücreye HA proteini ile tutunduktn sonra F proteini ile penetre olur. Nükleokapsit tam soyunmadan ve genom stoplazmada tam olarak serbest hale geçmeden P ve L proteinin aktivitesiyle negatif (-) sarmallı RNA’dan genellikle tek bir pozitif RNA (mRNA) ya da her biri farklı proteinlere sentezlenen 6-7 adet subgenomik RNA sentezlenmektedir. Bu mRNA lar virus proteinlerine transle olduktan sonra tek olarak sentezlenen pozitif (+) RNA kalıp olarak kullanılıp virion RNA sının replikasyonu gerçekleşir.Virus zar proteinlerine (H ve F) ve matriks proteinine ihtiva eden hücre membran kısmndan tomurcuklanarak replikasyonunu tamamlar.
PI-3 viruslar:
Enfeksiyöz faktör hastalıklarının en önemli etkenlerinden biridir. Bu virus ya solunum sistemi enfeksiyonlarına sebep olan Adenovirus, IBR viruslarıyla birlikte ya da özellikle Pasteurella haemolytica gibi bakterilerle hijyenik olmayan ve kalabalık ahırlarda, taşınma gibi stres faktörlerinin yanında mevsime baplı olarak ölümcül enfeksiyonlara sebep olabilmektedir. Tek başına PI enfeksiyonu üst solunum yolları enfeksiyonu belirtileri gösterip 3-4 gün içerisinde kendiliğinden iyileşme gösterir.
1- Sığır Vebası
Halk arasında “Mal Kıran” ya da “Çor olarak, Latincede “Rinderpest” viru enfeksiyonu olaeak adlandırılan virus enfeksiyonu, ruminantlarda (özellikle sığır ve mandalarda) solunum ve sindirim sistemi mukozalarının nekrozu ve erozyonu ile karakterize oldukça öldürücü ve bulaşıcı bir virus hastalığıdır. Hastalığın mortalite oranı % 95'tir. Bulaşma % 100'lere varabilir. Mortalite oranı hastalığın görüldüğü en önemli bölge olan Afrika kıtasındaki yerli sığırlarda % 50 gibi bir oranda seyreder. Hastalığı atlatan hayvanlar ömür boyu bağışıklık kazanır. Hastalığın etkeni Paramyxovirusların Morbillivirus alt grubudur.
Klinik Bulgular: Virus genellikle intranasal yolla alınır. Virusun inkubasyon süresi bir haftadır.Virus genellikle ilk ateşi takip eden ilk bir günde hayvanda rumiinasyon durmasına bağlı konstipasyon, iştahsızlık, frofobi ve lökopeni gibi hastalığın belirgin klinik görüntüsünden uzak semptomlar şekillendirir. Ateşi takip eden 2-3 günde önce ağızda nekrotik değişiklikler başlar. Bu nekrtotik değişiklikleri takiben odaklar tüm sindirim sistemi ve mukozasına yayılır. Hayvanda şiddetli, sulu ve kanlı bir ishal oldukça belirgindir. Bu görüntüleri takiben hayvan genelikle ilk bir hafta içinde ölür. Hastalığın bulaşma yolu; hayvan genellikle burun akıntısı, salya, gaita, süt ve idrarla virusu çevreye yayar. Virus genellikle intranasal yolla alınmaktadır. Hayvanda klinik belirti görülmeden önce virus nasal ve lacrimal salgılarda bulunduğundan dolayı, bu hayvanlar virus taşınmasında ve virus enfeksiyonunun yayılmasında önemli kabul edilir.
Laboratuvar Teşhisi: Virusun klinik belirtileri genellikle hastalığın tanısında yardımcı olmaktadır. Ancak hastalık, mukoza hastalıkları kompleksi (Mucosal disease, IBR, Şap, Coryza) ile klinik olarak karışabilir. Bu durumda kesin teşhis için laboratuvar tanısına gidilir. Laboratuvar tanısında virus izolasyonu yanında HI, ELISA ve nötralizasyon testleri de kullanılmaktadır. Son yıllarda hızlı ve kesin tanı için PCR yöntemi kullanılmaktadır.
Savaşım: Virusun görüldüğü ülkelerde ilk savaşım yolu, enfeksiyonun görüldüğü odakları sınırlamak için karantina tedbirleri almaktır. Bu bölgeye hayvan girişleri ve bu bölgeden hayvan çıkışları yasaklanır. Ayrıca bu bölgedeki enfekte hayvanlarla ve bu hayvanların temas ettiği hayvanlar derileri ile birlikte imha edilir. Sığır vebası enfeksiyonu ülkem,z dahil pek çok ülkede ihbarı mecburi bir hastalıktır. Hastalığın görülmediği ülkeler, hastalığın görüldüğü ülkelerden canlı hayvan, çiğ et ve et ürünleri ithalini yasaklar. Hastalıkla savaşımda en önemli araç aşıdır. Aşılamayı risk altındaki ülkeler veya hastalığın endemik olarak görüldüğü ülkeler yapar. Aşı olarak daha önceki yıllar deneme hayvanlarından üretilmiş olan canlı ve inaktif aşılar kullanılırken bugün hücre kültüründe üretilmiş ve attenue edilmiş canlı aşılar kullanılır. Bu aşılar sahaya genellikle liyofilize halde gönderilir(suyu alınmış toz halinde). Bu haldeki virus +4C'de yıllarca canlılığını korur. Aşılama yapılacağı zaman liyofilize virus steril PBS ile sulandırılır. Sulandırılmış virus kesin olarak +4C'den çıkarılmamalı ve ilk 1 saat içinde bitirilmelidir. Sulandırılmış virus kesin olarak 37C ya da oda ısısı gibi (18-20C) sıcaklıklarda bekletilmemelidir. Bu aşılar genellikle 100 doz olarak gönderilir. Aşılama bittikten sonra kalan aşı dondurulmamalı ve saklanmamalıdır veya bir köyden diğerine taşınıp aşılama yapılmamalıdır. Türkiye'de son 4 yıldır aşılama yapılmamasına rağmen her an kullanıma hazır ve liyofilize halde aşılar Tarım Bakanlığına bağlı kurumlarda bulundurulmaktadır. Virusun ısıya duyarlı olması, ısıda kırılganlığı, canlı aşılamadaki başarıyı etkileyen en önemli faktördür. Özellikle hastalığın epidemik olarak görüldüğü Afrika'da önemlidir. Bu problemi aşabi,lmek için son yıllarda rekombinant DNA aşılarının çalışmalarına ağırlık verilmiştir. Ancak bu çalışmalar test aşamasındadır.
paylaşım için teşekkürlerSmile
Referans URL